'Akl-ı selim' olmadan 'maslahat' olmaz

Siyasi tarihimiz aynı zamanda bir darbeler tarihi anlamında.15 Temmuz'da yaşadığımız hain işgal teşebbüsüne kadarki darbeler, sırtlarına giydirilmiş kuzu postlarıyla okutuldu bu topluma. Devlette bir takım işler iyi gitmiyor derlerdi ve ardından cumhuriyeti koruyup kollamakla görevli ordu, meseleye el koyardı. Siyasilerle darbeyi gerçekleştiren ordu arasında bir hesaplaşma gibi duran bu deneyimde, toplum direkt suçlanmazdı. Ama 15 Temmuz'da sadece Meclis bombalanmadı, sadece Cumhurbaşkanı ölümle tehdit edilmedi, sadece Başbakan'ın aracı kurşunlanmadı, sadece Genelkurmay başkanına el konulmadı, halkın üzerine tank sürdüler, yaylım ateşi açıldı, jetlerle saldırıldı... En açık ve ağır darbeyi, halk aldı ve yine aynı halk, darbeye karşı koydu ve darbecileri kovdu, sildi attı... Böyle bir deneyim ne tarihimizde yazılı ne de diğer milletlerin tarihlerinde. Dolayısıyla aziz milletimizin asil nefsi müdafaası olarak çok önemli bir geçittir 15 Temmuz...

Darbeyi hazırlayanların "dindar görünümlü" oluşu, 15 Temmuz'u diğerlerinden ayıran çok önemli bir farklılık. Toplumun mazlum hissiyatından, tabandaki samimi insanların iyi niyetinden, mütedeyyin kesimin uzun yıllar yaşadığı mağduriyetler ve adaletsizlikler gibi rejime yönelik güvensizliklerimizden beslendi bu paralel ve hain yapı. Uyandığımızdaysa, ne yazık ki toplumun neredeyse tüm kılcal damarlarına yayılmıştı.

***

Türkiye'deki yönetsel elit, şimdiye kadar jakobenik bir tarzda tatbik etmişti topluma, modernleşme tezini. Oysa dindarane görünüm, alçakgönüllülük, fedakarlık, sade ve adanmış bir hayatı sürdürüyor dekoru ardında, sektörler arası incelikli ilişkilerle kurulmuş devasa küresel bağlam, beyin yakıcıydı... Bürokrasiden akademiye, adliyeden orduya sistemin tümüne nüfuz eden bu yapı, hem güya yaslandığı kültürel kodlar hem de istismar ettiği insan gücü ve ekonomik birikim düşünüldüğünde, Anadolu'yu içten içe kemiren bir ağaç kurdu gibi işlev görmüştü.Bu manada, derin bir hayal kırıklığı, güven bunalımı, fiziki olduğu kadar zihinsel bir tehdit anlamı da var FETÖ paralel yapılanmasının. 

Hem yerli değerleri hem Anadolu'nun insani gücünü sömüren bu yapı sanıldığının aksine aslında hiç de yerli değildi. Devlet, en başından itibaren bu paralel yapının küresel ilişkilerine dikkat çekiyordu ve Türkiye aleyhtarı bir konsorsiyumun aktif ofisi olduğu tezi üzerindeydi... Kendini sivil olarak lanse ederken sofistike bağlar kurabilmiş bir kült yapı olarak devletin sorgu odağındaydı artık paralel yapılanma.

Devlet geleneği dediğimiz görgü, kendi yapısalları için tehlike olarak gördüğü siyasal, ideolojik ve dini hareketleri kontrol eder, hatta zaman zaman imha, zaman zaman destek yolunu açar. Bunu "devletin maslahatı" veya "devlet aklı" olarak ifade ederler. Maslahat veya devlet aklı şeklinde ifade edilen derin refleks, devletin olduğu her yerde vardır. Mezkur devlet geleneğinin affetmeyeceği şeyse, küresel ilişkiler ve dış güçlerin emrindeki oluşumlardır. Ve devlet, FETÖ için küresel bağlantı kararını vermiştir.

Bu karar, şartları olağanüstü kıvama taşıyor.FETÖ'yü devlet kademelerinden ayıklamak için hem olağanüstü yetki hem de olağanüstü bir performans gerekiyor. Devletin kendi varoluş kaygısını da dillendiren bu halin, adaletle işlemesi hepimizin dileğidir. Lakin bu dileklerimize en büyük umudu verecek de yine hukukun kendisidir. İnsan Hakları sistemi ve Sivil Toplum müktesebatı devletin maslahat politikasıyla yürüttüğü disiplini, birey lehine kontrol etmek için vardır.

Zira olağanüstü koşullarda süren araştırma, soruşturma ve yargı çarkları, maalesef zaman zaman sosyal yaralanmalara sebep olmaktadır. FETÖ ile ilişkisi olmayan muhalif kimseler veya FETÖ'yle ilişkisi olamayan islamcı kesim de "o'hal" soruşturmalarından nasibini alabilmektedir. Kariyer kapma savaşında kendisine rakip olarak gördüğünü FETÖ ihbarıyla diskalifiye etmek isteyen insanlar çıkmıştır bu vadide ortaya mesela.. Veya bazı kriptolar, kendi yerlerini sağlama alabilmek için herkesten çok bağırıp, şikayet etmekte ve sağı solu ihbar yağmuruna tutmaktadır. Sistem içindeki katı ulusalcıların fırsat fırsattır mantığıyla işlettiği biçerdöverlikse ayrı konu...

Devlet maslahatı veya devlet aklı ya da devletin varoluşa has derin refleksi şeklinde ifadesini bulan olağanüstü hali, kontrol edecek herhangi bir yapı mevcut mudur?

Siyasetname geleneği güçlü bir medeni hafızamız var. Maslahat veya devlet aklı kavramlarını dengeleyecek unsur bizde "akl-ı selim"dir... Akl-ı Selim nasıl gerçekleşir:  

1. Hukuk devleti ilkelerine riayet, 2. Hukuk güvenliği tesisine gayret, 3. Nihai manada adalet idesine bağlılık, 4. Ahlaka uygunluk ve 5.Toplumsal sorumluluk bilinci...