Sortie gibi önemli bir mekânın içinde restorant işletebilmek pek kolay olmamalı...
Bir marka olmanız lazım ve kendinizi kanıtlamanız gerekiyor. Cafe de paris 1993 yılında burası pasha clup iken bu işletmenin içine girdi.Şuan halen buradayız.
Cafe De Paris restoranları zinciri İstanbul'da hangi semtlerde var?
Dünya'da 69 noktada şubesi var. Şuan İstanbul'da Sortie haricinde Asmalımescitte ve Suadie Otel'in terasında ve otelin girişinde bir yerimiz var. Abdullah Özbenek Cafe de Paris'i Türkiye'ye getiren kişi. Markanın sahibi benimde çok yakın dostum. İlk şubemizi 1991 yılında Nişantaşı'na açtık. 2002 Yılında özellikle yaz dönemlerinde markayı biz yürüttük. Bir işletme sahibiyseniz belli dönemlerde belli yerlerde olmanız gerekiyor. O yüzden sürekli semt değiştirdik. Bir dönem Etiler çok hareketliydi orada şube açtık.
Cafe De Paris'i diğer mekânlardan ayıran nedir?
Cafe de Paris'de tek menü var. Marka'nın bulunduğu tüm ülkelerde, Türkiye'de dahil aynı menü aynı lezzet ile servis ediliyor.
Böyle güzel bir mekânda böyle özel bir menü yemek için çok para harcamak gerekir mi?
Biz Fransız mutfağıyız. Verilen üründen ödün vermiyoruz. O meşhur Cafe de Paris sosunu bozmamak, müşteriye nasıl gittiğin her adımda takip etmek önemli. Özel soslu yeşil göbek salata, et ve tavuktan oluşan o klasik menüyü servis ediyoruz. 45 TL. İnsanlar sortie gelecekler yemek yiyecekler kafalarında fiyatla ilgili tedirginlikleri oluyor. Bizde ki fiyat belli. Müşterimiz fiyat aralığını kendisi belirliyor. 23 yıldır lezzetimiz ve fiyatımız aynıdır. Bize geldiklerinde hem yemeklerini yiyebiliyorlar hem de isterlerse ilerleyen saatlerde sortie clup'te de eğlencelerine devam edebiliyorlar. Ayrıca rezervasyon yaptıkları takdirde sortie giriş ücreti ödemelerine gerek kalmıyor. Biz hafta sonları özellikle 20.00, 22.00, 23:00, 00:00 rezervasyonları alıyoruz ki bunu da Türkiye'de İstanbul'da başlatan ilk işletme biziz.
Müşterileriniz arasında tanınmış isimler de var mı?
Birçok ünlü ismi ağırladık ve ağırlamaya devam ediyoruz. Adnan Polat, Hacı Sabancı, Fatih Altaylı, Sinan çetin gibi sanatçılardan iş adamlarına, gazetecilere, kadar herkesi misafir ettik. Yedi yıldır ben işletiyorum ama hala patron olamadım. Müşterinin masasına giderim otururum. Servis yaparım. Ben hep sahadayım. Mutfağa girdiğim zamanlar oluyor.
Yeni bir mekân açmak ya da işletmek şu zamanda kolay mı?
Aslında hiç bir iş kolay değil. Ciddi mekân kiraları ödeniyor. İstanbul'da yemek sektörü inanılmaz çıtalar atladı. Çok ciddi markalar çıktı. Ve pazarda çok ciddi kavga var. Ama biz cafe de paris markası olarak çizgimizi kalitemizi bozmuyoruz. 2013 yılında gece hayatına ve restoranlara baktığımızda biraz sıkıntı var. 2012 daha hareketli bir yıl idi. Ama bu geçici bir durum çünkü genel olarak Türk insanı yemeyi, içmeyi ve gezmeyi çok seviyor. Bazı şeylerden kendisini kısıtlayıp eğlencesinden ve yemesinden içmesinden kısıtlamıyor. Öyle bir avantajımız var.
Neden Reina değil de Sortie’de işletme açtınız?
Reina'da restoran kadrosu var. Kadrolaşmışlar. Aynı mekân sahipleri on yıldır orada. Her sene yerleri var orayı kiralıyorlar. Birisi çıkmıyor ki ben de gireyim.
İşletmeci olarak en zorlandığınız şey nedir?
Düzensiz bir hayat. Hep hareketli bir ortamda olduğumuz için ve burayı yaşadığımız için başka bir mekâna gittiğimde o mekânın keyfini çıkartamıyorum. Bende gidiyorum sakin bir yerde boğazı seyrediyorum. İnsanlardan biraz daha uzaklaşıyorum.