Efsane ve gerçekler arasında Yeni Dünya’nın oluşumu

Açık Görüş Haberleri

Ömer İbni Said’in ‘Hayatım- Amerika’da Köleleştirilmiş Müslümanların Tarihi’ isimli kitabı Yeni Dünya’nın oluşumuna ilişkin birçok efsanevi anlatımı yerle bir ederek Amerika’nın kanlı tarihine bir nebze de olsa ışık tutmaya namzet.

Açık Görüş Kitaplığı / Murat Güzel

Kristof Kolomb tarafından 1492’de keşfedildiği kabul edilen Amerika kıtası aynı zamanda “Yeni Dünya” olarak da adlandırılır. Avrupa’nın Hollanda, İspanya, Portekiz, İngiltere gibi ülkelerinden gelen işgalciler tarafından yerli halkların katledilmesiyle oluşturulan bu Yeni Dünya’da Avrupalı sömürgeciler tarafından aktarılan dinler ise Hıristiyanlık ve Yahudilik olmuştur. Sömürgecilerin yerli halkları katledip yok etmesi sürecinde oluşturulan çeşitli kültürel müesseselerin şekillendirilmesinde bu dinler kadar Avrupa dışı inanç sistemlerinin de bir payı olduğu muhakkaktır. Amerika’da 1619 yılında başlayıp 1865 yılında sözümona “resmi” olarak sona eren köle ticaretinde en önemli köle kaynağı ise Afrika kıtasıydı. “Kara kıta” kabul edilen ve bir “köle deposu” olarak görülen Afrika’nın çeşitli bölgelerinden yüz binlerce insan yerli işbirlikçiler ve tüccarların da katkılarıyla köleleştirilerek çeşitli işlerde bedava çalıştırılmak üzere Amerika’daki çiftlik sahiplerine satıldı. Afrika’da köleleştirilip Amerika’ya satılan bu kölelerin önemli bir kısmının da Müslüman olduğu tahmin edilebilir. 

Çeşitli yollarla köleleştirilen ve Amerika’ya getirilen Müslümanlardan geriye pek bir şeyin kaldığı söylenemez. Ömer İbni Said’e ait otobiyografi, günümüze kadar gelebilmiş yegane Müslüman Amerikalı köle otobiyografsi olması bakımından ayrı bir önem taşıyor. 1770-1863 yılları arasında uzunca bir ömür süren İbn Said, otuzlu yaşlarının sonunda Senegal’deki köyünden köle tüccarları marifetiyle zorla köle edilip Güney Karolina’ya götürülür. Uzun ve eziyetli bir yolculuğun ardından getirildiği Güney Karolina’da kendi deyimiyle “Allah korkusu olmayan kötü bir kafir”e satılır. Eziyet görür. Kaçıp bir kiliseye sığınır. Fakat sığındığı kilisede yakalanıp bu kez hapse atılır ve hapishane masraflarını karşılasın diye bir kez daha başka insanlara satılır. 

60 yaşlarındayken yazdığı otobiyografisinden anlaşıldığı kadarıyla İbni Said, Senegal’e, dinine ve inançlarına bağlılığını sürdürüp bunları koruma yolunda mücadele etmesine rağmen yine kendi deyimiyle “hem kendi dilinin hem de Arapçanın çoğunu” unutmasına karşın, kurtulma umudunu ölümüne kadar taşıdı; ancak kurtulamadan Amerika’da vefat etti. 

Müslüman köleler 

Merkezinde Ömer İbni Said’in Arapça kaleme aldığı biyografisinin hem Türkçe hem İngilizce tercümelerinin bulunduğu kitapta Amerika kıtasındaki köleciliği geniş bir arka plan eşliğinde yoklayarak Müslüman kölelerin Amerika’nın kuruluş ve iç savaş yıllarındaki durumunu konu edinen bir makale ve ayrıca İbn Said’in otobiyografisi etrafında oluşturulmuş çeşitli şüpheleri gidermeye dönük de son derece önemli bir metin bulunuyor. Bu haliyle kitap Yeni Dünya’nın oluşumuna ilişkin birçok efsanevi anlatımı yerle bir ederek Amerika’nın kanlı tarihine bir nebze de olsa ışık tutmaya namzet. 

Tabular, krallar ve rahipler üzerine

İlk antropologlardan sayılan ve yaptığı çalışmalar sonucu İngiltere’de sir unvanıyla taltif edilen James George Frazer’ın ilk basımı 4 ciltken eklemelerle 12 cilde ulaşmış Altın Dal adlı eserinin 6. cildinin Türkçe tercümesi olan Ruhun Tehlikeleri ve Tabu, Altın Dal’ın ilk baskısındaki ilgili bölümün genişletilmiş bir halini içeriyor. Polinezya dilinden İngilizceye geçmiş tabu kavramını krallar ve rahipler gibi kutsal addedilen kişilikler üzerinden ele alan Frazer; tabu ve benzeri sistemlerin din, ahlak, yönetim ve mülkiyetin gelişimindeki rolünü antropolojik bir çerçevede farklı toplumsal kesitlerle irdeliyor. 

Ruhun Tehlikeleri ve Tabu, J. George Frazer, çev. İ. Hakkı Yılmaz, Pinhan, 2019

Nietzsche’de hayvan metaforik aygıt değil

Nietzsche ve biyopolitika kavramları üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Vanessa Lemm, 20. yüzyılda Nietzsche üzerine sürdürülen tartışma ve çalışmalarda filozofun ele aldığı en temel konulardan biri sayılması gereken ‘hayvan tema’sının ancak son zamanlarda ilgi çekmeye başladığını vurguluyor. Eserinde Nietzsche’nın ele aldığı şekliyle hayvanlığın rastlantısal bir tema ve metaforik bir aygıt olmadığını, Nietzsche’ye göre hayvanlığın pratiğin yenilenmesinin ve felsefenin anlamının merkezinde olduğunu göstermeyi amaçlayan Lemm, Nietzsche için kültür, uygarlık, politika, ahlak, tarih ve hakikat etrafındaki görüşlerinin de bu çerçevede somutlaştığını beliriyor. 

Nietzsche’nin Hayvanları, Vanessa Lemm, çev. Volkan Ay, Gram, 2018

@uzakkoku

Tüm Açık Görüş haberleri için tıklayın