Gazze Gazze'den ibaret değildir
ABONE OL

İnsan kendisini hangi dine veya ideolojiye ait olarak ifade etse de, işin aslı "ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz." anlamında ortaya çıkar. Her zaman olduğu gibi bugün yaşananlar da bundan azade değildir.

İnsanlığı sömürmeyi ve buradan zenginleşmeyi medeniyet sayarak, itibar meselesi haline getirmiş ve itibarını sömürdüğü maldan alan zihniyetin Gazze'de yaşanan siyonist terörüne destek seferberliği Gazze'nin Gazze'den ibaret olmadığının en açık göstergesi. Çünkü sömürülen her yer Gazze ve her sömürgeci de işgalci birer Siyonisttir. Biden başta olmak üzere Siyonist terörü takdis etmek için İsraile gidenler, kendi işgalleri altındaki coğrafyalara (Gazzelere) kendilerine de karşı gelinmesi halinde ibreti alem olması için Gazze soykırımını tüm güçleri ile kendi nam ve hesaplarına destekliyor.

Kudüs merkezli Filistin topraklarının dikkat çekici bir özelliği var. Bu topraklar her zaman ya doğrudan ya da dolaylı olarak dönemin en güçlü devletlerinin kontrolünde olmuştur. Babil, Roma, Emevi, Abbasi, Osmanlı, son olarak da İngiliz-Amerikan-Siyonist topluluğu. Arada haçlı işgalleri de dikkate alındığında bu topraklara kim hükmetmişse buradaki ortam, dünyanın birçok coğrafyasına da sirayet etmiştir. Filistin, zulüm altında ise bu zulüm dünyanın birçok yerinde de gerçekleşmiş ve şu an da gerçekleşiyor. Aynı doğrultuda bu coğrafyada barış ve huzur varsa dünyanın geri kalanı da bu doğrultuda bir görünüme kavuşuyor. Dolayısı ile Filistin toprakları dünyanın başına geleni doğrudan yansıtan bir aynadır. Her zaman olduğu gibi bugün de dünyanın başına geleni anlamak için Filistin'e bakmak yeterlidir.

Coğrafi keşif olarak adlandırılarak masum gösterilmeye çalışılan sömürgecilik, dalga dalga yayılarak bu topraklara ulaştığında Huntington'un ifadesi ile "kudretinden sual olunmaz bir güç" haline geldiği iddiasındadır. Hak etmesek bu bize verilmezdi inancıyla, mal çokluğunun iman göstergesi sayıldığı, şahsına münhasır yorumuyla Siyonizm, teopolitik bir terör örgütüne evrilmiştir. Siyonizm, Kudüs merkezli, siyonist krallığın kurulacağı ve bu krallığın tüm dünyayı ele geçirip insanlığa diz çöktüreceği idealinde, insanlık dışı, kutsal olduğunu iddia ettikleri metinlerle mayalanmış bir örgüttür. Asla kabul etmedikleri ve çoğunu ya kendi elleri ile ya da işbirlikçilerine öldürttükleri peygamberlerin ismini anarak öne sürdükleri insanlık dışı iddiaları, kehanet olarak takdim eden bu örgüt, insanlığın en büyük tehdidi durumundadır. Bugün bunu tüm dünya insanlığı bizzat görüyor ve bu görüş elbette insanlığı, insanlığa sahip çıkan bir iradeye ulaşacaktır.

Bu örgütün kıyamete zorladığı tanrı tasavvurunu anlamak da mümkün değil. Zorlanabilen, bir şeyler dayatılarak bir şey yapmaya mecbur kılınabilen bu tanrı tasavvuru üzerinde düşünmek gerekir. Hz. Süleyman Peygamberin inşaa ettiği Mabedte Allah'a ibadet edildiği ortada iken, bugün Süleyman Tapınağı inşa etmek için Mescidi Aksa'nın altını oyanların buraya ne tapınağı inşa etmek istediklerini hiç kimsenin anladığını sanmıyorum.

Tanrıyı kıyamete zorlamanın yolunun, dünyada zulmü yaymak , bunun için de başta Siyonist devletlerin terör örgütü olarak örgütlenip pek çok terör örgütünü de kendi elleri ile kurduklarını kendileri itiraf eder hale geldiler. Böyle bir azgınlığa rağmen hala tanrının çocukları olduğu veya tanrının seçkin kulları oldukları inancıyla, inandıkları tanrının tam kendilerine uygun, her tür azgınlıklarını hoş gören, torpilci bir tanrı olduklarını ilan ediyorlar.

İnsanlık için en kötüsü

Oysa bir inancın esası o inancın insanlık için en iyi olduğuna imanla ortaya çıkar. İnsanlık için en kötüsü budur diyerek bir inanca mensup olmak nasıl bir durum anlamak mümkün değil. Sanırım bunu ancak insanlığa insansı hayvan diyen insanlık dışı varlıklar anlayabiliyor. Bu bağlamda siyonist inancı, tüm inançlardan ayrı bir yerde duruyor. Bugün Siyonist olmayan Yahudi ve Hristiyanlarla, hangi dinden olursa olsun dünyanın her yanında milyonlarca 'insanın' Müslümanlarla beraber Gazze'deki soykırımı lanetlediklerini görüyoruz. İnsan olmak, özgürce seçtiği inancın insanlık için en iyisi olduğu ve bu yüzden de insanlarla insanca yaşamakla mümkündür. Bu yüzden iman, benim dinim insanlık için en iyisidir iddiasının ispatı peşinde, insanlığa en iyi davranma hususunda, iyilikte yarıştır. Bu bağlamda Siyonizm, seçkinciliğin ve tanrının çocuğu olduğu inancıyla her türlü azgınlığın hoş görüleceğine inanarak, istediğini yaptırmak için tanrısını zorlayan ve bunun için insanlara zulmü ibadet sayan insanlık dışı bir azgınlık halidir. Gazze önünde toplanan Siyonist elebaşlarının ifadelerini ve olan biteni incelediğimizde bugün dünyanın neresinde olursa olsun gerçekleşen zulümlerin doğrudan veya dolaylı faili Siyonistlerdir. Ve bu yüzden zulmün gerçekleştiği her yer de Gazze'dir.

Bu anlamda sömürgecilik, sahip olacağı malın çokluğu oranında tanrının krallığını kurup insanlığa diz çöktürecek inanç anlamında Siyonist bir örgüttür ve günümüzde örgüt başı rolünü oynayan Biden ise her fırsatta Siyonist olduğunu söyleyerek bunu tasdik etmekten çekinmiyor. Artık sahip olduğu malın miktarı ile kudretinden sual olunamaz oldukları hükmüne varan bu irade, karadan İsrail terörü ve denizden de uçak gemileri ile abluka altında katlettikleri Gazze üzerinden sömürdükleri diğer Gazzelere gözdağı veriyor. Önümüzde diz çökmez ve direnirseniz başınıza gelecek budur tehdidi yapılıyor Gazze üzerinden.

Kurtuluş savaşımız ile aynı motivasyonlara sahip bu direniş "ölürüz de hak bildiğimizden vazgeçmeyiz ve düşmana benzemeyi kabul etmeyiz" mottosu ile hareket ediyor. Kurtuluş savaşı neyi ifade ediyorsa Gazze'de onu ifade ediyor. Bu yüzden Türkiye'de gerçekleşen tüm darbe ve darbe girişimleri ile alttan alta bu ülkenin hak bilincinin altını oymaya çalışanlar bu topraklarda sömürgeci siyonizmin taşeronlarıdır. Bu durum, darbeci taşeronların Siyonist ABD ve israille olan münasebetleri ile sabittir.

Tanrıyı kıyamete zorlayan siyonizmin iddiası, insan karşısında şeytanlaşan ve hıncını "ben ateştenim o topraktan" gerekçesiyle insanı küçümseyen (bugün de insansı hayvan diyen) yaratığın isyanıyla aynı kodları barındırıyor. Ateşin topraktan üstün olduğuna hükmederek, çoluk çocuk demeden insanlığın yaşadığı ortamlara ateşler salan bu varlığın ve onun işbirlikçilerinin akıbeti ise "... keşke toprak olaydım." diyeceklerine dair Nebe 40. Ayetiyle bildiriliyor.

Siyonist terör

Bugün insanlık, çalıp gasbettiği sömürü gücüne tam güvenen Siyonist terör karşısında neye güveneceğinin ve nasıl kurtulacağının ikileminde duruyor. Siyonizmin sırtını mala ve özellikle nükleer silah gücüne yaslaması karşısında, direnmek için böyle bir güce ulaşıncaya kadar beklemeyi umut etmenin yaygın olduğu kanaate karşılık, nükleer silah üreterek hakkın savunulabileceğine inanmıyorum. İnsan olan, çoluk çocuk hiçbir canlıyı ayırmadan yok eden kitle imha silahları üretemez ve bu yolla zulüm önlenemez. Bugün bu tür silahlara sahip hiçbir ülkenin zulme karşı durmak bir yana ya doğrudan ya dolaylı zulmün tarafında oldukları ise şaşırtmıyor. Güce dayalı hegemonyanın egemenliği ancak Hak'ka dayalı hakimiyet bilincinin gücü ile bertaraf edilebilir.

Bu yüzden sömürerek ele geçirdiği malın çokluğu ile azgınlaşıp malamat olmuş bu küresel istiladan kurtulabilmek için onların, malın gücüne duydukları güvenden daha çok, Hak'ka tam güvenen ve ona icabet eden insanlıktan başka çözüm görünmüyor.

Toprak ateşi söndürür

Toprak her ateşi söndürür. Bu yüzden dünyanın, topraktan üstün olduğu iddiasıyla insanlığa savaş açan bu ateşi söndürecek toprak(insanlık) hattını acilen inşa etmek zorundayız vesselam.

[email protected]

  • Ali Osman Sezer
  • açık görüş
  • gazze