İsrail’de Müslümanlar yönetime ortak olma yolunda

Açık Görüş Haberleri

İsrail’de gelinen nokta, ülkenin siyasi hayatında artık Müslüman Arap nüfusu da hesaba katma döneminin gelip çattığını ortaya koymaktadır. 13 koltuk kazanan Müslüman Araplar ülkede yüzde 20’den fazla bir kitleye sahiptir ve bu kitle ilerleyen süreçte performansını yükseltince daha fazla koltuk kazanabilir. Bu da, İsrail’in sonraki hükümetlerinde onlara da yer verme zorunluluğunu getirecektir.

Doç.Dr. Eldar Hasanoğlu / İzmir Katip Çelebi Üniversitesi

Geçtiğimiz günlerde İsrail halkı Knesset’e, yani İsrail Millet Meclisi’ne milletvekili seçmek için 2019’da gerçekleştirilen ikinci seçim maratonunu geride bıraktı. Knesset’te 120 milletvekili koltuğu mevcut olup seçim barajı yüzde 3.25’tir. 17 Eylül’de gerçekleşen seçim, normalde 2019 Kasım ayında yapılacak olan ve aşağıda işaret edilecek sebepler dolayısıyla erkene alınarak Nisan ayında yapılmış seçimlerin tekrarı idi. 9 Nisan’da gerçekleşen bu erken seçimin sonuçlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Ruben Rivlin hükümet kurmak için Likud lideri Benyamin Netanyahu’yu görevlendirmişti. Netanyahu barajı geçen partilerle yaptığı görüşmelerde yeterli desteği alamayınca seçimler 17 Eylül’de tekrarlandı. Netanyahu’nun karşılaştığı bu durum, İsrail’in sosyal yapısındaki dengelerin yansıması olarak değerlendirilebilir. Toplumun dini değerlere yaklaşımının oluşturduğu bu dengeler, her ne kadar garip görünse de, birbirine taban tabana zıt bir mahiyettedir. 

Toplumun siyasi panoraması 

Dini değerlere yaklaşım bakımından İsrail’deki Yahudiler, genel bir değerlendirme ile sekülerler (hiloniim), gelenekçiler/muhafazakârlar (masoratiim) ve dindarlardan (datiim) teşekkül etmektedir. İsrail, Siyonist değerler üzerine kurulmuş bir devlet olup her ne kadar kendisini seküler ve laik değerlere bağlı olarak tanımlamışsa da ülkenin kurucu zihniyetinde dini ve geleneksel öğeler hep etkin olmuştur. Bu durum, ülkenin kurulmasında motor gücü olan Siyonizm ideolojisinin kökenini dini metinlerden almasından ve asırlar boyunca Filistin topraklarında bulunmayan Yahudilerin, dünyanın dört bir yanından gelmelerinin temel motivasyonu olan dini ve milli duyguların zaruri kıldığı bir neticedir. Kurucu liderler bölgenin demografik yapısını İsrail lehine çevirme amacıyla kapılarını tüm Yahudilere açmış ve bir ucunda ateist diğer ucunda koyu dindar kitlenin yer aldığı geniş ölçekli göç hareketleri (aliya) neticesinde, birbiriyle doğal muhalif gruplar Filistin topraklarına göç etmiş, bu kitle İsrail’in toplum yapısını oluşturmuştur. Zihniyet olarak birbiriyle uyumsuz olan bu gruplar ve cemaatlerin siyasi arenada ağırlığını koyarak etkilerini hissettirmesi, aslında ülkenin siyasi istikrarını tehdit edici bir olgu olarak nitelendirilebilir. Bu yüzdendir ki kurulduğu 1948’den beri İsrail siyaseti hep koalisyonlara mecbur kalmıştır. Seçim barajının çok düşük olması (1948’de yüzde 1; 1992’de yüzde 1.5; 2003’te yüzde 2; 2014’te yüzde 3.25), küçük grupların dahi Knesset’te temsil olunmasını sağlamıştır. Kurulduğu dönemlerde dindar kitle siyasi arenada pek varlık gösterememişse de zaman içerisinde dindar partiler ağırlıklarını hissettirmişlerdir. Dindar kitlenin taleplerinin siyasi arenada karşılık bulmasında Netanyahu’nun küçümsenmeyecek hizmetleri olmuştur. 

Netanyahu dönemi 

İsrail’in son 10 yılı Likud Partisi lideri Benyamin Netanyahu’nun başbakanlığı yönetiminde geçmiştir. Gençlik yıllarından itibaren siyasetin içinde olan ve çeşitli kademelerde görevler alan Netanyahu, 2009 Şubat Knesset seçimlerindeki başarısının ardından, Mart’ta 32. hükümeti kurma görevini alarak bu tarihten itibaren ülkenin başbakanlık koltuğunu bırakmamıştır. 22 Ocak 2013 ve 17 Mart 2015 Knesset seçimlerinde de Likud Partisi’nin elde ettiği başarı ve diğer partilerle görüşmelerinde yeterli sayıda milletvekilini koalisyonda bir araya getirebilmesi sonucunda hükümet kurma görevi kendisine verilmiştir. Netanyahu parti içi çekişmeleri ustalıkla yöneterek galip çıkmayı başarmıştır. Elbette bu başarıda hem ülke içerisinden hem de başlıca bazı ülkelerce Netanyahu’ya yapılmış olan desteklerin rolü de göz ardı edilmemelidir. Netanyahu Avrupa ve ABD’deki etkin İsrail lobisi ile iyi geçinmesinin meyvesini toplamış, kendi siyasi ajandasında yer alan konuları ülkedeki dindar ve muhafazakâr kesimin siyasi gayeleriyle muvafık kılmış ve böylece farklı siyasi görüşlere sahip olan parti ve fraksiyonları kendi yönetiminde bir araya getirmeyi başarmıştır. 

Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Partisi merkez sağ cenahta konumlanmıştır. Bu sebepten Netanyahu seçimlerin ardından hükümet kurma görevini alma sırasında bir taraftan merkezde yer alan partilerle rahatlıkla iletişime geçebilirken öte yandan dindar cemaatlerin partileriyle diyalog kurabilmiş, onları kendi safına çekebilmiştir. 

Ne var ki Netanyahu’nun 10 yıllık hükümeti döneminde yaşanan gelişmeler ve çıkan yasalar ülkede var olan dindar seküler çekişmesini hararetlendirmiş, kutuplaşmayı artırmıştır. Bunun sonucu olarak, 2015 ve 2019’da yaşanan seçim örneklerinde olduğu gibi bazı partiler kurulan koalisyondan geri çekilmiş, dolayısıyla hükümet düşmüş ve seçimler erkene alınmıştır. 

İsrail’de bir önceki seçim olan XX. Knesset seçimleri 17 Mart 2015’te gerçekleşmiş, hükümet kurma görevi Netanyahu’ya verilmiştir. 14 Mayıs 2015’te kurulan XXXIV. hükümet koalisyonunda Likud (Birlik, 30 MV) ile birlikte ha-Bayit ha-Yehudi (Yahudi Evi, 8 MV), Şas (Sefarad Muhafızlar, 7 MV), Yahadut ha-Tora ha-Meuhedet (Birleşik Tevrat Yahudiliği, 6 MV) gibi sağcı ve muhafazakâr, Yisrael Beytenu (Evimiz İsrail, 6 MV) ve Kulanu (Hepimiz, 10 MV) gibi seküler ve liberal partiler yer almıştır. Normalde sonraki seçim 05 Kasım 2019’da yapılacakken 2018 itibariyle hükümet koalisyonunda anlaşmazlıklar ortaya çıkmış, dolayısıyla seçimler erkene alınmış ve 09 Nisan 2019’da yapılmıştır. Bunda, Netanyahu ailesinin adının karıştığı yolsuzluklar nedeniyle toplumsal rahatsızlıkların zorlayıcı olması da göz ardı edilmemelidir. Nitekim seçimlere az bir zaman kala, 28 Şubat’ta İsrail başsavcısı Avihay Mandelblit, başbakan Netanyahu hakkında yolsuzluk, sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından üç ayrı soruşturma dosyası açma durumunu beyan etmiştir. 

Seçimlerin erkene alınması?

Seçimlerin erkene alınmasında koalisyondaki parti liderlerinin tutumu da etkin olmuştur. Aşırı dinci cemaatlerin askeri hizmet göreviyle ilgili yükümlülüğünü düzenleyen yasa üzerindeki tartışma, belirleyici olmuştur. Bu yasa teklifi, ilgili cemaatlerin Tevrat eğitimi veren okullarındaki öğrencilerin askeri hizmetten muafiyetlerine ilişkin hükümleri içermekteydi. Dindarlara tanınan bu ve diğer ayrıcalıklar İsrail’in Yahudi nüfusu arasında toplumsal uyuşmazlığın temelinde yatıp her zaman tartışma konusu olmuş ve parti liderleri de bu konuya seçim platformlarında yer vererek siyasi malzemeye dönüştürmüşlerdir. Aşırı dinci partiler ve fraksiyonlar tarafından desteklenen bu yasa teklifine Savunma Bakanı olarak hükümette yer alan Yisrael Beyteynu Partisi lideri Avigdor Liberman karşı çıkmıştır. Devam eden süreçte 14 Kasım 2018’de Liberman, hükümetin Hamas ile ateşkesini protesto olarak koalisyondan geri çekildiğini açıklamıştır. Ne var ki bu gelişme hükümetin düşmesine etki edecek bir sonuç doğurmamaktaydı; koalisyonda bulunan milletvekili sayısı 61 olduğu için hükümet görevine devam etmiştir. Ancak Netanyahu’nın boşalan Savunma Bakanlığı görevini kendisine vermemesi üzerine, ha-Bayit ha-Yehudi Partisi lideri Naftali Bennet 16 Kasım’da koalisyondan geri çekileceği açıklamasında bulunmuş, fakat geri çekilmemiş ve hükümetin çökme tehlikesi böylece savuşmuştur. Ancak Netanyahu, ailesinin adının karıştığı yolsuzluklar nedeniyle ülke medyasında yer alan haberlerin siyasi kariyerine vereceği zararı önlemek amacıyla seçimin erkene alınması hususunda diğer dinci partilerle görüşmeler yapmış, varılan sonuca göre seçimler 5 Kasım 2019’da yapılmak yerine 9 Nisan 2019’a alınmıştır. 

2019 Knesset seçimleri 

9 Nisan’da İsrail halkı XXI. Knesset üyelerini seçmek için sandık başındaydı. 40 partinin yarıştığı bu seçimde 11 parti barajı geçebilmiştir. Seçimde Likud oyların yüzde 26.46’sını, Mavi&Beyaz ise yüzde 26.13’ünü alarak her biri Meclis’te 35’er koltuk almaya hak kazanmışlardır. Bu iki parti dışında dindar Yahudilerin partileri olan Şas sekiz, Yahadut ha-Tora ha-Meuhedet sekiz, 2010 Şubatında kurulmuş olan İhud Miflagot ha-Yamin (Sağ Partiler Birliği) partisi beş koltuk kazanabilmiştir. Sol cenahtaki İşçi Partisi altı, Meretz Partisi ise dört koltuk kazanabilmiştir. Bunlardan başka, Likud’un kurduğu XXXIV. hükümet koalisyonunda yer alan Yisrael Beyteynu ise beş, Kulanu dört koltuk kazanabilmiştir. İsrail’in Müslüman Arap vatandaşlarının siyasi temsilcileri olan Hadaş-Ta’al altı, Birleşik Arap Listesi ve el-Beled ise dört koltuk kazanmıştır. Barajı geçmiş partilerin liderleri 15-16 Nisan’da Cumhurbaşkanı Rivlin’le bir araya gelerek hükümet kurmak için tavsiye mektuplarını teslim etmiş, Müslüman Arapların temsilcileri hiçbir tavsiye mektubu sunmamışlardır. Verilen tavsiye mektuplarından 65’i Netanyahu’yu, 45’i ise Mavi&Beyaz lideri Benni Gantz’ı önermekteydi. Cumhurbaşkanı Rivlin XXXV. hükümeti kurmak için Netanyahu’yu görevlendirmiştir. Mevcut tabloda Likud ile sağ partilerin koltuk sayısı 56 olup bir önceki hükümet döneminde Likud’un koalisyon ortağı olan Kulanu da onlara katıldığında 60 milletvekiline ulaşılabilirdi. Ancak hükümet kurmak için minimum 61 milletvekili gerektiği için, bu durum Netanyahu’nun hükümeti kuramayacağı anlamına gelmekteydi. Dindarlara tanınan ayrıcalıklardan dolayı koalisyondan ayrılan Liberman’ın da bu hususta ısrar etmesiyle, Yisrael Beyteynu’nun koalisyona katılması olanaksız hale gelmişti. Bir aylık görüşmeler neticesinde Netanyahu hükümeti kurmak için yeterli milletvekili sayısına ulaşamamış, 30 Mayıs’ta yapılan açıklamaya göre seçimlerin 17 Eylül’de yenilenmesine karar verilmiştir. Bu, İsrail tarihinde yaşanmış ilk örnektir. 

17 Eylül’de İsrail halkı tekrar sandık başına gitmiştir. Yüzde 69’dan daha fazla katılım oranıyla gerçekleşen bu seçim maratonu her ne kadar Likud ile Mavi&Beyaz arasında geçiyor görünse de, her iki parti tek başına hükümeti kuramayacağı ve diğer partilerle koalisyon oluşturacağı için seçim yarışının aslında sağ ve sol cenahı temsil eden partiler arasında geçtiğini söylemek doğru olacaktır. 28 partinin yarıştığı bu seçimde dokuz parti barajı geçebilmiştir. Bu seçimde, diğer partiler arasında en geniş seçmen kitlesine sahip olan Mavi&Beyaz 33, Likud 31 koltuk kazanmıştır. Koltuk sayısı bakımından bu ikisini Müslüman Arapların partisi takip etmiştir; siyasi arenada dört farklı parti olarak bulunsalar da seçime Birleşik Liste adıyla tek çatı altında girmiş ve 13 koltuk kazanarak seçimin üçüncüsü olmuşlardır. Yahudi dindar kitlenin partileri olan Şas dokuz, Birleşik Tevrat Yahudiliği sekiz, yeni kurulmuş Yamina (Sağa Doğru) yedi koltuk kazanmışlardır. Yahudi dini değerlerine ehemmiyet verse de din devletine karşı olan muhafazakâr kitlenin oyunu alan Liberman’ın partisi Yisrael Beyteynu sekiz koltuk kazanmıştır. Muhafazakâr olmayan, sol kesimin oy verdiği İşçi Partisi ve Geşer ittifakı altı, Demokratik Birlik ise beş koltuk almayı başarmıştır. 

Olası senaryolar 

Seçimde en yüksek oyu alan iki Yahudi parti üzerinden yapılacak ilk değerlendirmede birkaç senaryo öne çıkmaktadır. Likud liderliğinde bir araya gelebilen merkez sağ blok 55, Mavi&Beyaz liderliğinde bir araya gelebilen merkez sol blok ise 44 milletvekiline ulaşabilmektedir. İlk senaryoya göre, hükümet kurmak için 61 milletvekili gerektiği için Netanyahu eski koalisyon ortağı Liberman’ı ikna ederse 63 milletvekili ile hükümet kurabilir. Ne var ki aşırı dinci partilerin desteklediği din okullarındaki öğrencilerin muafiyetlerine ilişkin yasa teklifi, bu ihtimali güçleştirmektedir. Önceki hükümet zamanında Liberman’ın bu yasa teklifine karşı olduğu ve koalisyondan geri çekildiği unutulmamalıdır. Diğer bir senaryo, Likud ile Mavi&Beyaz’ın birlikte hükümet kurmasıdır. Hükümet kuramayacağını anlayınca Netanyahu’nun önerdiği bu koalisyona Liberman da destek verebileceğini açıklamışsa da, Netanyahu hakkındaki yolsuzluk dosyaları nedeniyle Mavi&Beyaz lideri Gantz tarafından kabul edilmemektedir. 

Netanyahu ile masaya oturmayı kabul etmeyen Gantz, başında Netanyahu olmayan Likud ile birlikteliğe yeşil ışık yaktığı izlenimi vermektedir. Hükümetin Gantz tarafından kurulması ihtimaline dayanan bir diğer senaryo, zorlama iyimser bir tablo olup Gantz’ın Liberman’ı da yanına aldığında toplamda 52 milletvekiline ek olarak Müslüman Arap milletvekillerini de yanına çekip 65 milletvekili ile hükümet kurmasıdır. Hem Yahudi hem Müslüman tabana çok olanaksız görünen bu senaryonun her iki taraf için kısa ve uzun vadede artıları ve eksileri olacaktır. Fazla iyimser olan bu senaryo, ülkenin Yahudi ve Müslüman nüfusu arasında uyuşmazlığın giderilmesinden rahatsız olacak iç ve dış mihrakları tatmin etmeyeceğinden dolayı pek olası durmamaktadır. Öte yandan, gelinen nokta ülkenin siyasi hayatında artık Müslüman Arap nüfusu da hesaba katma döneminin nihayet gelip çattığını ortaya koymaktadır. Seçime % 61’lik katılım sağlayarak 13 koltuk kazanan Müslüman Araplar ülkede %20’den daha fazla bir kitleye sahiptir ve bu kitle ilerleyen süreçte siyasi performansını yükseltince daha fazla koltuk kazanabilir. Bu da, İsrail’in sonraki hükümetlerinde onlara da yer verme zorunluluğunu beraberinde getirecektir. 

Hükümet kurma girişimi
 
Seçimlerin ardından Knesset’e giren milletvekilleri hükümet kurma konusunda Cumhurbaşkanı Rivlin’e tavsiyede bulunmuşlardır. 55 milletvekili Netanyahu’yu işaret ederken Gantz 54 tasviye ile ondan bir oy geride kalmıştır. Müslüman Arapların temsilcileri olan Birleşik Liste’den 10 milletvekili Gantz’a destek vermişse de onun liderliğinde kurulan hükümete katılmayacaklarını açıklamışlardır. 3 milletvekili ise 2014’te Gazze’ye yapılan Sert Kaya Operasyonu sırasında İsrail Genelkurmay Başkanı olan Gantz’ı, yaşanan mezalimden dolayı desteklememişlerdir. Müslüman Arapların İsrail’de bir lideri açıktan desteklemesinin, 1992’den sonra ilk örnek olduğuna işaret edilmelidir.
26 Eylül’de Cumhurbaşkanı Rivlin hükümet kurma konusunda Netanyahu’yu görevlendirdiğini açıkladı.
Netanyahu’nun hükümet kurmak için 28 günü vardır ve bu süreye iki hafta daha eklenebilir. İşaret edilen sürede Netanyahu başarılı olmazsa Rivlin bu görevi başka bir lidere verebilir. Sağ ve muhafazakâr kesimin partileriyle birlikte Netanyahu 55 milletvekili organize edebilmekte olup hükümet kurmak için 6 milletvekiline daha ihtiyaç duymaktadır. Gantz ise, Müslüman Arap milletvekilleriyle birlikte en fazla 57 milletvekili organize edebilip ilave 4 milletvekiline daha ihtiyaç duymaktadır. Bu durum, her iki partinin hükümet kurması için Liberman’ı kilit konuma yükseltmektedir. Gazze saldırısını yönettiği için Gantz’a tepkili olmanın yanı sıra Müslüman Arapların Birleşik Liste lideri Ayman Udeh, önceliklerinin Netanyahu’nun bir daha iktidara gelmesini engellemek olduğunu açıklamıştır. Parti tabanı da Netanyahu ile Gantz arasında hiçbir fark olmadığı görüşündedir. .

eldarhasanoglu@gmail.com

Tüm Açık Görüş haberleri için tıklayın