Muhalefetin ittifak politikası değişir mi?
ABONE OL

"Bir yalan söyleyin ve bunu sürekli tekrar edin. Günün sonunda insanların bu yalanlara inandıklarını görmeye başlayacaksınız." 14/28 Mayıs seçimleri öncesinde muhalefet adına yapılan kampanyalar bu doğrultuda yürütülmüştür. Ve propaganda sürecinin önde gelen isimleri bir süre sonra kendileri de buna inanmaya başlamıştır. Anket firmalarının Millet İttifakını açık ara önde göstermesi yanında muhalefete yakın gazeteci ve yorumcular da dezenformasyon faaliyetlerinin öznesi durumunda olmuşlardır. "Biz aslında fotoğrafı görüyorduk ama milletin morali bozulmasın diye 'iyi gidiyoruz', 'yüzde 60 – yüzde 80 ile kazanacağız' diyorduk ama her şeyin de farkındaydık" itirafları yaşanan durumu net olarak ortaya çıkarmıştır. Bu yalan rüzgarına aldanan muhalif seçmen "bu sefer tamam galiba" düşüncesiyle kesin bir beklenti içine düşmüştür. Sandıklar açıldıktan sonra milli iradenin tercihini Cumhur İttifakından yana kullandığı net bir şekilde ortaya çıktığında, aldatılan muhalif seçmenin öfkesi de büyük olmuştur. Ve bu öfkenin, Millet İttifakı ana paydaşlarında sert bir yansıması olmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonrasında elini sertçe masaya vurarak, "Buradayım be buradayım. Vallahi de billahi de sonuna kadar mücadele edeceğim. BU-RA-DA-YIM!" diyerek meydan okusa da 13 yıl oturduğu Genel Başkanlık koltuğunu bırakmak zorunda kalmıştır.

GERÇEK BİR DEĞİŞİM VAR MI?

"Değişim" sloganıyla CHP'nin yeni Genel Başkanı olan Özgür Özel yaptığı eylem ve söylemlerle geçmiş dönemlerdeki parti stratejisinden pek de farklı olmayacağı sinyalini vermiştir. Değişimin sadece isimler bazında olduğu yerel seçimlere yönelik ittifak politikasında ise radikal bir farklılık olmayacağı görülmektedir. Özgür Özel'in gerek İYİ Parti gerekse HDP/YSP yeni adıyla HEDEP (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) ile daha sık ve yakın ilişkiler kurulacağı şaşırtıcı olmayacaktır. Özel, kurultay öncesinde ittifak bazında uygulayacağı stratejinin ipuçlarını net olarak vermiştir. "İYİ Parti'yle ittifak yapmayıp, karşılıklı kaybettirmek harakiri olur. Oturulup konuşulacak, yeni bir yol bulunacak." CHP yerel seçimlere tek başına girmekle başta Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok büyükşehir belediyesini kazanma şansları olmayacağının farkında. O yüzden Özel, Ankara ve İstanbul'u kaybetmenin maliyetine ne CHP'nin ne de kendi adayları ile seçime girecek İYİ Parti ve HEDEP'in katlanabileceğine vurgu yapmaktadır.

İŞ BİRLİĞİ SÖYLEMİ

CHP lideri "ittifak" yerine "iş birliği" tanımlamasını kullanmayı tercih etmekteyse de her iki durumda da 2019 yerel seçimlerinden farklı bir strateji ortaya çıkmamaktadır. Seçim bölgelerine özel iş birliği yapılabileceği teziyle yola çıkan Özgür Özel atacağı adımının yönünü de belirlemiş durumdadır: "Meral Ablam ile beraber pek çok zorluğu aşacağımıza inanıyorum. Bunun için de üzerime ne düşüyorsa yapacağım."

Akşener seçim yenilgisi üzerinden Cumhur İttifakını "et ve tırnak gibi bir ve beraber olmuş, birbirini masanın altında tekmelemeyen bir sistem" şeklinde tarif ederken dolaylı olarak içinde bulunduğu Millet İttifakını da tam tersi anlamda yorumlamıştır. Bu yüzdendir ki yerel seçimlere her yerde kendi adayları ile gireceklerini belirtmekteler. Bu kararın blöf olduğu iddialarına da net bir cevap vermiştir Akşener: "Blöf yapmıyoruz! Aldığımız tepkiler ışığında Genel İdare Kurulumuzdan bir karar çıktı, 81 ilde ve ilçelerde kendi adaylarımızla seçime girmek."

Son günlerde İYİ Parti içinde gelen istifalar ya da disipline verilen isimlerin varlığı ile yaşanan "kargaşa" ortamını CHP yönetimi de yakinen takip etmektedir. Bu bağlamda taşların oturmasını ve belirsizliğin son bulmasını bekleyen Özel, Akşener ziyaretini de bir süre tehir etmiştir. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu da CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'le görüşmek için randevu talebinde bulunmadığını söyleyerek bu durumu doğrulamaktadır. Bu arada kaos her geçen gün büyümektedir. İYİ Parti milletvekilleri Adnan Beker ve Nebi Hatipoğlu'nun partiden istifa etmeleri sonrasında bir diğer milletvekili Ümit Dikbayır'ın odağında olduğu 'yolsuzluk ve taciz' tartışmalarıyla parti sıkıntılı günler geçirmektedir. Dikbayır sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile kendi hakkında suç duyurusunda bulunmuştur: "Halep oradaysa arşın burada. Bu işler iftirayla olmaz. Konuyu yargıya taşıdım, TBMM'den dokunulmazlığımın kaldırılmasını istedim" Bu arada İYİ Parti'nin önemli isimlerinin yaşanan onca gelişme karşısında suskun kalması ayrıca dikkat çekicidir.

Öne çıkan bir husus var ki, o da CHP lideri Özel'in "seçim bölgelerine özel iş birliği" stratejisinin iki parti en fazla üç parti arasında yapılmasına dair arzusudur. Yani Özel'in tanımıyla "iş birliğinin" İYİ Parti ve HEDEP ile yapılması tasarlanmaktadır. 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimlerinde oy bazında katkı sunamayan Deva, Gelecek, Saadet ve Demokrat partilerine 39 milletvekili verilmesi tabanda büyük rahatsızlık uyandırmıştı. Özel'in son sözlerini de bu doğrultuda değerlendirmek daha yerinde olacaktır.

YSP/HDP'nin genel seçimler sonrasında oy oranında ciddi bir düşüş gözlemlenmektedir. Bu durumun bir yansıması olarak, HDP/YSP'nin HEDEP'e evirildiği kongrede parti meclisinde yer alan isimlerin yaklaşık yüzde 80'i yeni oluşumda yer almamıştır. Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın eş başkanlığı yaptığı dönemden sadece 21 isim (100 kişiden) parti meclisine girebilmiştir. Söz konusu kongreye CHP, Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde katılmıştır. İYİ Parti'deki kaosun dinmesini bekleyen Özel diğer yandan HEDEP ile de yakın ilişkiler kurmaya çalışmaktadır. Diğer yandan daha önceki söylemleriyle büyük tartışma yaratan Pervin Chakar'ın, Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi'nde Paolo Villa ile birlikte verdiği konserinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve HEDEP Van Milletvekili Pervin Buldan aynı karede yer almıştır. Bu durum "iş birliğinin" olgunlaşması için atılan adımlardan biri olarak değerlendirebilir. Önümüzdeki günlerde TBMM ya da Genel Merkezlerde birebir görüşmelerin gerçekleşmesi kaçınılmaz görünmektedir. Bu noktada Özgür Özel'in Parti Meclisi anahtar listesinde yer alan CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, iki parti arasında köprü vazifesi misyonunu yerine getirebilir. Tanrıkulu'nun, Kadıköy'deki Pervin Chakar konserinde Özel'in yanında yer aldığını ayrıca belirtmekte fayda vardır.

"YENİDEN İSTANBUL"

Aralık ayı içinde yerel seçimlere doğru ittifakların, CHP liderinin tanımıyla iş birlikleri de netleşecek, özellikle İstanbul ve Ankara adayları çerçevesinde görüşme trafiğini yoğunluğu artacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan da son grup toplantısında "Yeniden İstanbul" sloganını dile getirmiştir.

Bu süreçte yine bazı anket firmaları ve yorumcuların seçmen üzerinde etki oluşturma amaçlı algı operasyonları yürütmesi de kuvvetle muhtemeldir. "Büyük yalanlar" kuramının yanında "Gaslighting" yani "psikolojik manipülasyon" yöntemi, siyasete uyarlanarak seçmen tercihlerini yönlendirmek adına kullanılabilmektedir. Bu noktada Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Birimi'nin yalanları çürütmek adına daha fazla mesai harcayacağı açıktır.

[email protected]