Türklerin 4 bin yıllık kültür tarihi

Açık Görüş Haberleri

Hava Selçuk, ‘Türk Kültür Tarihine Dair Notlar’ adlı eserinde Türklerin dört bin yıllık tarihi serüveninden günümüze kadar gelen, varlığını kaybetmeyen, fakat bazı küçük değişikliklerle mevcudiyetini koruyan kültürel yapıları açığa çıkarmaya çalışıyor.

Açık Görüş Kitaplığı / Murat Güzel

Kültür genellikle insanların fikir, inanç ve duygu etkinlikleri sonucunda ortaya çıkan değerler bütününü tarif için kullanılır. Bu tarif içinde kültür beşeri bir üretimdir, karmaşık bir bütün olarak görünür, hareket halindeyken yoluna çıkan herkesi de bir şekilde ihata etmeyi başarır. Modern Türk düşünce tarihinin kurucu figürleri arasında önemli bir yere sahip addedebileceğimiz Ziya Gökalp, kültürü “Bir medeniyetin her millette aldığı hususi şekil” sayarak, milli kültürü de “Yalnız bir milletin dinî, ahlakî, aklî, estetik, lisanî, iktisad’i ve fennî hayatlarının ahenkli bir bütünü” olarak niteler. Medeniyet ile kültür arasında yapılan ve büyük ölçüde evrenselliği medeniyete, tikelliği ise kültüre hasreden ayrım çağdaş Türk düşüncesinin handiyse mütearifeleri arasında yer alır. Buna göre bir medeniyet sayısız milletin eseri olabilir. Bu anlamda medeniyetin milliyeti, dini ve coğrafyasının olmadığı da sık sık ileri sürülür. Her medeniyette her milletin ve her kültürün bir katkısı vardır bu ayrımı yapanlara göre, bu yüzden de medeniyet insanlığın ortak mirası iken kültürler her millete özeldir. 

Hunlardan Türkiye Cumhuriyeti’ne, Orhun-Selenge ırmaklarından Tuna Nekri’ne, İtil Nehri’nden Nil Nehri’ne kadar uzanan tarihi-coğrafi geniş alanda Türk tarihini ve kültürünü irdeleyen Hava Selçuk, Türk Kültür Tarihine Dair Notlar adlı kapsamlı eserinde bu coğrafyalarda birden fazla devlet kuran Türklerin dört bin yıllık tarihi serüveninden günümüze kadar gelen, varlığını kaybetmeyen, fakat bazı küçük değişikliklerle mevcudiyetini koruyan kültürel yapıları açığa çıkarmaya çalışıyor. 15 bölümden oluşan kitabında İskitlerden Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerine değin bir milleti millet kılan değerler bütününü inceleyen Selçuk, sosyal yapıdan dini hayata, idari yapılar ve geleneklerden nazar inancına, ağaç, su ve yer kültlerine, renkler, alfabeler, takvimler, bayramlar ve ölüm ile ilgili ritüellerden ordu, şehircilik, sayılar, destanlar gibi konulara dek birçok konuyu tarihi süreç içinde ele alıyor. 

Kültür alemleri 

Türklerin içinde yaşadığı ve devlet kurduğu belli başlı kültür alemlerini Avrupa (Batı) kültür alemi, Slav-Rus kültür alemi, İslam kültür alemi, Şark (Doğu) kültür alemi olmak üzere dört kategoride ele alan Selçuk, Türklerin devlet kurduğu coğrafyaları da Uluğ Türkistan, Hazar Bölgesi, Deşt-i Kıpçak, İran bölgesi, Mısır, Hindistan, Balkanlar, Anadolu ve Suriye-Irak bölgesi olarak sıralıyor. Kitabında bu dokuz coğrafyada kurulan tüm Türk devletlerinin adlarına ve hüküm sürdükleri tarih dilimlerine de yer veren Selçuk bu devletlerde geçerliliği sürdüren siyasi hakimiyet telakkilerini ve idari yapıları da ayrı bir bölümde derinlemesine irdeliyor. 

Dili sade ve anlaşılır

Kitabında ağır ve ağdalı bir akademik dil yerine daha sade ve anlaşılabilir bir üslup benimseyen Selçuk, Türk tarih yazımına kaynaklık eden ve aralarında Orhun Abideleri, Codex Cumanicus gibi anıt, sözlük, seyahatname, siyasetname ya da vakayinamenin de bulunduğu onbir eser ile Türk kültür ve tarihine hizmet ettiğini düşündüğü ve aralarında Şeyh Şamil’den Yusuf Akçura’ya, Sultan Galiyev’den Rauf Denktaş’a, Enver Paşa’dan Cengiz Aytmatıv’a ilginç şahsiyetlerin de bulunduğu 14 şahsın hayatı ve faaliyetlerine de kitabında kısa da olsa değiniyor. 

@uzakkoku

Kemalist elitlerin bakışıyla Doğu meselesi

1923 ila 1946 yılları arasında Türkiye’de egemen olan tek parti rejimi esnasında Kemalist elitlerin Vilayat-ı Şarkiye hakkında hazırladıkları tetkik, seyahat, intihap ve teftiş raporları ile resmi yazışmaları referans alarak Vilayat-ı Şarkiye’nin tek partili yıllardaki etnik, demografik, idari, içtimai, siyasi, iktisadi, kültürel ve bürokratik fotoğrafını çekmeyi hedefleyen kitabında Ercan Çağlayan, akademik bir titizlikle daha önce hiç ele alınmamış arşiv belgelerini referans alarak modern Türkiye’nin dünü kadar bugününü de anlamamıza imkan sağlayacak bir eser ortaya çıkarmış. 

Cumhuriyet’in Doğu’su, Ercan Çsağlayan, Pınar, 2019

Kartaca yıkıldı, ancak Hannibal unutulmadı

Roma imparatorluğunun en büyük düşmanı olarak görülür Kartaca devletinin ünlü kralı Hannibal. Stanford Üniversitesi’nde beşerî bilimler, arkeoloji, mitoloji ve sanat dersleri veren Patrick Hunt, Hannibal’in gençlik dönemi ve yemin törenini anlatarak başladığı kitabında Hannibal’in adım adım geçtiği İspanya, Pireneler ve Alpler arasında yaşanan coğrafi ve iklimsel zorlukların yanı sıra karşılaştığı pusuları,  Alplerin zirvesinden Apeninler ve Arno bataklıklarına, Roma zaferinden Zama Muharebesi’ne kadar hayat hikayesinin önemli kıvrımlarını anlatıyor. 

Hannibal: Roma’nın Büyük Düşmanı, Patrick N. Hunt, Kronik, 2019

Tüm Açık Görüş haberleri için tıklayın