Bölgesel asgari ücret, istihdam ve eğitim

Çin'de eyaletlere göre değişen asgari ücret enflasyonun olmaması nedeniyle her yıl artırılmıyor. Merkezi hükümetin etkisinin zayıf olduğu asgari ücret belirleme misyonu yerel yönetim merkezlerine bırakılmış. ABD'de de eyaletlerin asgari ücreti kendi koşullarına göre belirlediğini söylemek mümkün.

24 Temmuz 2026 Cuma 12:08
Açık Görüş Haberleri

Dr. Deniz İstikbal/ Medipol Üniversitesi



Ücret, istihdam ve eğitim olgusu birbirleriyle bağlantılı olan bir süreç döngüsü. Eğitimini tamamlayan bireyler istihdam edilerek birer ücretli haline geliyor veya girişimci olarak hayatlarına devam ediyorlar. Bu üç olgu kişinin bireysel yaşamından devletin vergilendirmesine kadar birçok olayı etkiliyor. Kamunun finansmanı açısından da önem arz eden ücretlendirme olgusu eğitim ve istihdamın teşvik edilmesini mümkün hale getiriyor. Global ölçekli ücretlendirme politikasına bakıldığında asgari, ortalama ve yüksek şeklinde bir sınıflandırma yapmak mümkün. İnsan kaynağı, teknoloji, üretim ve coğrafi özelliklere göre şekil alan ücret politikası asgari koşulları sağlamaya ve en düşük gelir grubunu korumaya odaklanıyor. Bu nedenle asgari ücret birçok ülke tarafından en düşük ücret olarak kanunlar tarafından istihdam piyasasında zorunlu şekilde uygulanıyor. Asgari ücret ülkelerin kendi şartlarına göre bölge, şehir ve sektörlere göre farklılık gösteriyor. Örneğin ABD ve Çin bölgesel asgari ücret uygularken Almanya, İngiltere, Fransa ve Türkiye ulusal düzeyde tekdüze asgari ücret politikasını benimsiyor. Rakamsal düzeyde en yüksek asgari ücret veren ülkeler ise Lüksemburg, İrlanda, İngiltere, Almanya ve Avusturalya gibi gelişmiş aktörler. En düşük asgari ücret rakamları da Etiyopya, Haiti, Tanzanya, Kırgızistan ve Hindistan gibi az gelişmiş ülkelerde kanuni şekilde bulunuyor.

Asgari ücreti uygulamayan ülkelerinde olduğunu ve piyasa şartlarına göre ücretlendirmelerin yapıldığı global örneklerden anlaşılıyor. İsveç, Danimarka, Norveç ve Finlandiya asgari ücretin resmî kurumlar tarafından dayatılmadığı ülkelere örnek olarak verilebilir. Sanılanın aksine dünyada en yüksek kişi başı milli gelir rakamlarına sahip ülkeler asgari ücreti uygulamıyor aynı zamanda ortalama ücretlerde dünyanın en yüksekleri arasında yer alıyor. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde ise asgari ücret olmasına rağmen ücretler istenilen düzeyde değil. Lüksemburg, Norveç ve Danimarka sahip oldukları refah nedeniyle ücretlerde de dünyanın zirvesinde yer alıyor. Buradan hareketle şu olgu öne çıkıyor. Asgari ücret bir gereklilik şeklinde kabul edilmemeli. Fakat istihdam piyasasını yönlendirme ve çalışanların refah seviyesinin kamu tarafından korunması için değerlendirilmeli. Refah veya sosyal devlet kavramının bir yansıması olan asgari ücret olgusu dünya genelinde Türkiye'de olduğu gibi tartışılıyor. Düşük gelir grupları için daha elzem hale gelen ve ortalama ücretleri de yukarıya çeken asgari ücret meselesi Türkiye için bölgesel olarak uygulanmaya hazırlanılıyor. Şehirlerin, sektörlerin ve bölgelerin şartlarına göre şekil alacak olan asgari ücret büyük ihtimal Maliye-Çalışma Bakanlığının koordinasyonunda işleme alınacak. Pilot şehirlerde ilk olarak uygulanacak olan bölgesel asgari ücret çalışması uzun yıllardır kamu-özel sektör tarafından değerlendirilen bir mesele.

Bölgesel asgari ücret tartışmaları

Türkiye'de asgari ücretin seyrine bakıldığında 2021-2026 aralığında dolar bazlı 300 dolardan 650 doların üzerine çıktığı görülüyor. Fakat enflasyonun yüksekliği asgari ücrette olduğu gibi diğer gelirleri de tahrip etti. Fiyat istikrarının sağlanamaması ürünlerin sürekli şekilde artmasına neden olurken geçim şartları sabit gelirliler için daha zorlu bir dönemece girdi. Bu olguların düzelmesi için tek haneli enflasyonun gerekli olduğu ve kamunun da bu yönde adım attığını söylemek mümkün. Ancak 2027-2028 aralığında tek haneli enflasyon hedefinin olduğu ve bir süre daha çift haneli artışların tecrübe edilmesi ihtimal dahilinde. Buradan hareketle bölgesel asgari ücret tartışmalarına geçilebilir. Ülkede en yüksek ortalama ücretler İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Kocaeli gibi daha gelişmiş ve nüfuslu şehirlerde bulunuyor. Ortalama ücretin 50-55 bin lira olduğu ve şehirlere göre değiştiği gözlerden kaçmamalı. En yüksek ortalama ücret ise İstanbul'un çevresinde yer alıyor. Asgari ücretle bağlantılı şekilde en yüksek kira ve gıda fiyatları da İstanbul çevresinde bulunuyor. Bölgesel asgari ücret meselesi kira ve gıda fiyatlarıyla bağlantılı şekilde ele alınması gereken bir olgu. Örneğin İstanbul'da ortalama kiranın 42 bin lira olduğu bir dönemde asgari ücretin bulunduğu konum geçim şartlarını tam olarak karşılamayabilir. Bu nedenle bölgesel asgari ücret İstanbul realitesinden hareketle gerekli bir uygulama.

Bölge, sektör, meslek ve işletme büyüklüğü gibi kavramlarla yakından ilgili olan asgari ücret farklı düzeylerde uygulanmalı. Siyasi tartışmalara veya popülist politikalara kurban edilmemesi gereken mesele Türkiye'nin rekabet gücünden üretim seviyesine kadar birçok meseleyi ilgilendiriyor. Yaşam maliyet eşitsizliklerinin giderilmesi, hayat-istihdam dengesinin korunması, ekonomik istikrara katkı, sosyal yaşam şartlarının bölgelere göre belirlenmesi ve üretim-rekabet dengesinin sağlanması için gerekli olan bölgesel asgari ücret, yüksek enflasyon döneminin yarattığı gelir adaletsizliği tahribatını da giderebilir.

Çin ve ABD bölgesel asgari ücreti uygulayan iki farklı sanayileşmiş ülke. Çin'de eyaletlere göre değişen asgari ücret enflasyonun olmaması nedeniyle her yıl artırılmıyor. Merkezi hükümetin etkisinin zayıf olduğu asgari ücret belirleme misyonu yerel yönetim merkezlerine bırakılmış. Bu nedenle Çin'de asgari ücret 250-400 dolar arasında değişiklik gösteriyor. ABD'de de eyaletlerin asgari ücreti kendi koşullarına göre belirlediğini söylemek mümkün. Türkiye'de de benzer bir yöntem benimsenir ve illerin kendi üretim, hayat ve coğrafi şartlarına göre asgari ücret belirlenirse büyük şehirlere olan nüfus yığılmasının önüne geçilebilir. Ölçek olarak küçük şehirlerde bölgesel asgari ücret nedeniyle ortalama ücretlerin de etkilenmesi yaşam koşullarının iyileşmesine özellikle gençlerin göçüne engel olabilir. Tersine göçün de teşvikine katkı vermesi muhtemel bölgesel asgari ücret üniversite-firma-ücret üçlüsünde bireyin şartlarının iyileşmesine yardımcı olabilir. Ve en önemlisi kamunun eğitim üzerinden bireye yaptığı yatırım, istihdam sonrası kademeli şekilde vergi gelirine yansıyabilir.

Eğitim-istihdam uyuşmazlığı

Vergi gelirinin artırılması, bölgesel kalkınmayı hızlandırması, gelir düzeyindeki eşitsizliğin azaltılması ve sosyal dengenin iyileştirilmesi için bölgesel asgari ücret meselesi önem taşıyor. Bakanlık düzeyinde bir tasarı olarak yer alan ve Maliye-Çalışma Bakanlıklarının ortak iradesi sonrası hayata geçmesi beklenen bölgesel asgari ücrette eğitim-istihdam uyuşmazlığını dikkat edilmeli. Milli Eğitim Bakanlığının görüşleri ve Yüksek Öğretim Kurumunun direktifleri Maliye-Çalışma Bakanlığının taslak metinlerine çok ciddi katkı sunmalı. Özellikle 16 yıllık eğitim dönemi sonrası istihdam piyasasına atılan bireylerin daha sağlıklı bir iş hayatına kavuşması için yukarıda değinilen dengenin koordineli şekilde sağlanması gerekiyor. Çünkü eğitim-istihdam-ücret döngüsü toplumsal huzurunda sağlanması ve kamunun daha sağlıklı işleyebilmesi için gerekli. Bu gereklilik orta-küçük şehirlerin markalaşmasına ve ihracat merkezli kalkınma modelini benimsemiş Türkiye'nin tam anlamıyla gelişmiş bir ülke olmasına katkı sunabilir.

Bölgesel asgari ücret meselesinde üniversitelerin büyük ölçekli bir etkisi bulunuyor. Her şehirde üniversitenin olması illerin kalkınması, göçün engellenmesi ve eğitimin yaygınlaşması için gerekliydi. Bölgesel asgari ücret ise ortalama ücretleri de olumlu yönde etkileyeceği için şehir üniversitelerinden mezun olduktan sonra istihdamı daha kolay hale getirebilir. Aynı ilden mezun olan bireylerin benzer şekilde yakın bölgelerde istihdamı büyükşehirlere olan göçü engellerken yerel kalkınmanın daha hızlı gerçekleşmesine yardımcı olabilir. Sonuç olarak bölgesel asgari ücret meselesi çok katmanlı ve iyi tasarlatılması gereken bir olgu. Global örneklerine kıyasla Türkiye'nin realitesine göre olması gereken rakamsal boyut firma, eğitim, sektör ve ilin tarihsel bütünlüğü içerinde ele alınmalı. Eğitim ve ücret uyuşmazlığının giderilmesi için de gerekli olan bölgesel asgari ücret kademeli şekilde hayata geçirilmeli ve istihdam piyasasına ek bir maliyet getirmemeli.