Doç. Dr. Hatice Altunok/ Yazar
Kamu politikaları, hükümetlerin toplumsal ihtiyaçları karşılamak, sorunlara çözüm üretmek ve hedeflere ulaşmak amacıyla ortaya koydukları faaliyetlerin bütünüdür. Eğitim, sağlık, savunma, ekonomi vs. farklı alanlarda kamu hizmetlerinin sunulabilmesi için kamu politikaları geliştirilir. Bu politikaların genel çerçevesi, hükümetlerin iktidara gelmeden önce partilerinin programlarında belirlediği bir anlamda halka vadettiği planlar kapsamında yer alır. Genel çerçevenin ötesinde politikalar değişen koşullar, toplumsal talepler ve zorunlu ihtiyaçlar doğrultusunda çeşitlenir. Bazı politika alanları daha durağan, uzun erimli uygulamaları içerirken bazı alanlar daha dinamiktir ve kısa erimli uygulamalarla şekillenir. Politika alanlarına yönelik uygulamalar; çıktılar, etkiler ve sonuçlar bağlamında değerlendirilir. Bu değerlendirmeler kamu yönetimi mekanizmalarının birbirine bağlı olması nedeniyle bir kuruma ya da bir faaliyete özgü yapılabilmesi zordur. Her kamu politikası alanı ilgili olduğu ana kamu otoritelerinin faaliyetleri arasında değerlendirilmekle birlikte formal düzlemde sorumlu olanlardan daha fazla aktörü kesiştiren pek çok politika alanı bulunmaktadır. Bunlardan biri de sıfır atık politikalarıdır.
1970'lerde ortaya çıktığı bilinen sıfır atık yaklaşımının Türkiye'de bilinirliği 2017 yılında başlamıştır. Bu yaklaşım Sayın Emine Erdoğan'ın öncülüğünde toplumsal ve politik alana yayılmıştır. 2018 yılı itibarıyla kamuda sıfır atıkla ilgili adımlar atılmaya başlanmıştır. Sıfır atık konusu, Türk kamu yönetiminin temel politika araçlarından olan kalkınma planlarında da yer almasıyla resmi politika alanlarından biri haline gelmiştir. İlk olarak 2019-2023 yılları arasını kapsayan On Birinci Kalkınma Planı'nda, Sıfır Atık Projesi uygulamalarının yaygınlaştırılacağı hedefler arasında sayılmıştır. 2024-2028 yılları arasını kapsayan On İkinci Kalkınma Planı'nda ise Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma doğrultusunda başlattığı Sıfır Atık Projesi'nin küresel bir harekete dönüştüğü vurgulanmıştır. 2028 yılına kadar kamu politikalarında mevcut durum esasında hedeflerin belirlendiği On İkinci Kalkınma Planı'nda,Sıfır Atık Projesi kapsamında eğitim farkındalık faaliyetlerinin gerçekleştirileceği ve eğitimin tüm kademelerinde sıfır atık uygulamalarının yürütüleceği hedefler arasında sayılmıştır. Sıfır atığın eğitim boyutunu tüm eğitim kademelerini kapsayacak şekilde topyekün bir uygulama hedeflenmiştir. Bunun yanında sıfır atık hareketi bağlamında sürdürülebilir atıf yönetimi ile ilgili uluslararası düzeydeki çalışmalara aktif katkı sağlanacağına hedefler arasında yer verilmiştir.
Rehber ülke Türkiye
Mevzuat, kurumsallaşma ve uygulama süreçleriyle ulusal bir politika haline getirilen Sıfır Atık Hareketi, Emine Erdoğan'ın öncülüğünde küresel bir boyut kazanmıştır. Erdoğan'ın girişimiyle 2022 yılının Aralık ayında BM Genel Kurulu'nda 30 Mart "Uluslararası Sıfır Atık Günü" olarak kabul edilmiştir. Bu kararla Türkiye, sıfır atık konusunda uluslararası farkındalığının oluşmasında rehber ülke olmuştur.
Uluslararası bir kamu politikası alanı olarak "Sıfır Atık", ulusal düzlemde çok boyutlu ve özgün nitelikleri barındırmaktadır. Doğası gereği çok aktörlü bir uygulamalar bütününü zorunlu kılan Sıfır Atık politikası,kesiştirici bir politika karakterine sahiptir: Sıfır atık konusuna sadece çevre bilimi perspektifinden bakılması son derece dar ve hatalı bir bakış açısı ortaya çıkarır. Nitekim bu alan çevre, kalkınma, enerji, eğitim, aile, sağlık şeklinde sayılabilecek pek çok kamu politikası alanı ile ilişkilidir. Bu nedenle sıfır atık, kamu yönetimindeki farklı birimlerin ve mekanizmaların kesiştiği stratejik bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde kamu kurumlarının tamamı sıfır atık politikalarının aktörleridir ve her geçen gün uygulamaların güçlendirilmesine yönelik adımlar artmaktadır. Sıfır atık politikalarının çok aktörlü olma yönü bağlamında, her kurum kendi teşkilatlarına yönelik atık yönetim süreçlerine ilişkin çalışmalar yürütmektedir. Bunun yanı sıra toplumsal farkındalığı sağlamak ve bu farkındalığın kuşaklara aktarımı hedefi doğrultusunda, bakanlıklar düzeyinde kurumsal işleyiş ve sosyal sorumluluk projelerine uzanan faaliyetler ivme kazanmıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ana aktörü olduğu sıfır atık hareketi kapsamında farklı bakanlıkların sunduğu çalışmalara örnekler verilebilir.
Örneğin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın 2024 ve 2028 yılları arasını kapsayan "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı"nda iklim değişikliği ile mücadeleye ilişkin ailelerin bilgi ve farkındalığının artırılması odaklı stratejik hedefler belirlenmiştir. Bu hedeflere ulaşmak için sayılan faaliyetler arasında ailelerde çevre bilincinin oluşması amacıyla "iklim değişikliği ile mücadele", "iklim okuryazarlığı" ve "sıfır atık" konusunda farkındalıklarını artırmaya yönelik çalışmalar yapılacağına yer verilmiştir. Söz konusu çalışmaları yapması öngörülen sorumlu ve ilgili kurumlar belirlenmiştir.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2024 ve 2028 yılını kapsayan stratejik planında; gıda güvenirliğine yönelik uygulamaları geliştirmek, gıda kaybı ve israfının azaltılmasını sağlamak hedefi kapsamında; gıda kaybı ve israfı riskinin nedenleri arasında; sıfır atık farkındalığının topluma yeterince kazandırılamaması, toplumun tüketimve kullanım alışkanlıklarının kısa sürede değiştirilememesi; üretim, hasat, nakli ve pazarlama süreçlerinde kayıplar yaşanması şeklindeki sorunların çözümü odaklı faaliyetler planlanmıştır. Bu doğrultuda sıfır atık politikalarının uygulanmasına yönelik olarak, toplumun alışkanlıklarının değiştirilmesi amacıyla tüm paydaşlar tarafından eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin yapılması, gıda fazlası ve atığının yeniden değerlendirilmesi konuları kontrol faaliyetleri arasında yer almaktadır.
Eğitim politikalarının ana aktörü olan Milli Eğitim Bakanlığı, sıfır atık yönetimi konusunda sürdürülebilir ve çevre dostu uygulamaların yaygınlaşmasına yönelik faaliyetler gerçekleştirmektedir. Bu doğrultuda öğrencilerde atık üretimini azaltmak, geri dönüşümü teşvik etmek, çevreye duyarlı olmak, sürdürülebilir kalkınma için farkındalık yaratmak, yaratıcı ve yenilikçi çözümler teşvik etmek amacıyla sıfır atık yarışmaları düzenlenmektedir. Bu yarışmaların çerçevesi Sıfır Atık Yarışması Şartnamesi ile oluşturulmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı, okul öncesi eğitim yaşındaki çocuklardan başlayan sıfır atık hareketine yönelik bilincin oluşturulmasında ve bunun sürdürülebilirliğinin sağlanmasında önemli bir role sahiptir.
Ortak evimiz için
Kamuda sıfır atık odaklı faaliyetler, kurumsal işbirliği protokolleri ve "iyi uygulama" modelleriyle hızlı adımlarla gelişmektedir. Sıfır Atık Vakfı'nın öncülüğü ve sıfır atık hareketini destekleyen gönüllülerin çoğalması, sıfır atık politikalarını resmi aktörlerin ötesine taşıyarak toplumsal bir mutabakatın oluşmasında etkili olmuştur. Gittikçe genişleyen bir politika alanı olarak pek çok aktörü ilgilendiren sıfır atık hareketinin özgün yönlerinden biri de fikrî temellerinin atılmasından tanıtılmasına ve kurumsallaşma süreçlerine kadar tüm aşamaların kadın liderlik becerisiyle şekillenmiş olmasıdır. Emine Erdoğan'ın liderliğini üstlenmesiyle birlikte sıfır atık hareketine yönelik mutfaktan teoriye gelişen kadın farkındalığı açık bir şekilde hissedilmiştir.
Türkiye'nin öncü bir rol oynayarak uluslararası gündeme taşıdığı "Sıfır Atık" yaklaşımının pek çok konuyu ve aktörü kapsayıcı niteliği, eğitimden teknik mekanizmalara, gündelik davranışlardan devletin makro politikalarına kadar geniş yelpazede yaşam biçimi ve donanımı ilgilendirmesi nedeniyle kesiştirici bir politika alanıdır. Dolayısıyla, tüm vatandaşların ve tüm kurumların ortak sorumluluğunda "ortak evimizi"koruma politikasıdır.