Kurban bir düşünce biçimidir

Prof. Dr. Yasin Aktay'ın İsmail'in Gülüşü isimli eserinin yeniden değerlendirilmesi davet ediliyor. Kurban'ın bir hayvan kesme ritüeli çok, bir düşünce tarzı olduğunu belirten Aktay, insanın bir nesneye yaklaşırken başka birçok şeyden uzaklaştığını, bir tercihte bulunurken başka birçok şeyden vazgeçtiğini de vurguluyor.

2 Temmuz 2026 Perşembe 16:51
Açık Görüş Haberleri

Murat Güzel



Tarih kurbanı boyunca hemen onun insanında görülen bir fenomen. Beşerî toplulukların en erken dönemde sunulabilen tanrılara sunulan sundukları, adaklar, kanlı ritüeller, fedakarlıklar vb. pratiklerin insanoğlunun kutsal ile ilişkisinde önemli bir yer değerleri. Pratik bulerin sadece dini ibadet biçimlerinin arz edilmemesi de eklenmelidir: insanların korkuları, umutları, suçluluk duygusu ve kurtuluş arayışlarının da somut bir tezahürü olabilir.

Antropolojik ve tarihi verilerle kurbanın ortaya çıkması konan birçok dramatik yaşam tarzını yaşamak için modern dinlemelerin kurguladığı evrimci anlatının düğüm yerinin yer alan Hz. İbrahim'in oğlu yerine Allah'ın indirdiği koçun kurban edilişi kıssası elbette önemlidir. Bu kısa hem İbrahimî dinlerle birlikte insan kurbanının yasaklanmasının ve bunun yerine başka bir kurban biçiminin şekillerinin sembolik anlatımıdır hem de modern-pozitivist anlatımın bu dinlerin öncesinde insanın ilkel, basit düşünme tarzlarını pratiklerinde gözlemesini sağlar.

Kurban pratikleri çok kez bir toplum düzenini, otoritesini ve kutsal ile güvenceyi yeniden kuran; onları teolojik, siyasal ya da işitsel olarak yorumlamalara imkan dahilinde bir mahiyet sergiler. İbrahim kıssası soy, miras, meşruiyet meselesi şeklinde de ele alınır. Hz. İbrahim'in ikioğlu, İsmail ile İshak'ın arasındaki voltaj şeklinde ele alınan mesele Tanrısal vaatlerin ve ahitleşmenin hangi soy üzerinden süreceği şeklinde bir anlatı doğurur.

İman ve teslimiyet

Tek tanrılı üç dinin de Hz. İbrahim'in anlatısını kendi teolojik çerçeveleri devam ederek yorumladıkları, Yahudilikte kıssanın İshak üzerinde bir soyun kutsallaştırılması ile ilişkilendirilirken Hıristiyanlıkta Hz. İsa'nın kurbanı ile bağlantılı bir sembolizmle bağlanmıştır. İslam'ın ise bu kısası Hz. İbrahim'in sınavı ve iman ile teslimiyetin en mükemmel örneği olarak görülenler. Kurban da dolayısıyla bu teslimiyet sembolizmi içinde ele alınır.

Prof. Dr. Yasin Aktay'ın İsmail'in Gülüşü adlı eseri kurban kavramını yeniden düşünmeye davet ediyor. Kurbanın bir hayvan kesme ritüeli olmaktan çok, bir düşünce tarzı olduğunu belirten Aktay, insanın bir şeye yaklaşırken başka birçok şeyden uzaklaştığını, bir tercihte bulunurken başka birçok şeyden vazgeçtiğini de vurguluyor. Bu açıdan kurbanın sadece hayvan boğazlamak olmadığını, neye yaklaştığını ve neyi ardında bıraktığını bilmek olduğunu ifade eden Aktay, onun Yahudilerle Müslümanlar arasında insana, soya, mirasa ve mülke bakış konusunda beliren düşünme ve yaklaşım farkını gösterdiğini belirtiyor. Yahudilerin seçilmiş soy anlatılarını kurban edilen oğlu İshak olarak belirleyişleriyle meşrulaştırmaya çabaladıklarının altını çizen Prof. Dr. Aktay, Tevrat kıssasında Hz. İsmail'in dışlandığını, Müslümanların ötekileştirildiğini belirtiyor. Ona göre, İbrahim kıssası yalnızca bir baba-oğul dramı değildir: "Bu kıssa teslimiyet ile yorum, sevgi ile imtihan, yasa ile istisna, insan kurbanı ile hayvan kurbanı, soy ile seçilmişlik, miras ile adalet arasında düğümlenen bir eşiktir. Bu eşikte... bir dizi şeytanî vesvese devreye girer... İbrahim'in bıçağı sadece bir kesme aleti değildir; insanın Allah'la, vicdanla ve toplumla ilişkisini açığa çıkran ve bütün bu vesveseleri de kesen keskin bir semboldür."

Kitabında kurban ve haccı sadece ibadet sosyolojisi açısından değil özellikle siyaset düşüncesindeki merkezilikleri bakımından da ele alan Aktay, Maimonides'ten modern biyopolitik teorilere, Agamben'den çağdaş Filistin okumalarına kadar teo-politik ve felsefi bir tartışma da yürütüyor. Tarih boyunca kurbanın bazen mabette sunulan hayvan, bazen savaşta öne sürülen asker, bazen yoksulluğa mahkûm edilen kitle, bazen de sessizce yok edilen bir halk olduğuna dikkat çeken Aktay insan kurbanının reddedildiği sanılan modern dünyada kurban mekanizmalarının nasıl sekülerleşerek sürdüğünü gösteriyor. Gazze'de yaşanan soykırımın modern dünya için bir istisna değil bir ayna olduğunu ifade eden Aktay, kurbanı anlamanın sadece dinî bir pratiği değil, modern hayatın gizli anatomisini anlamak olduğuna dikkat çekiyor.

İsmail'in Gülüşü

Yasin Aktay

Beyan, 2026

Soykırımcı siyasetin entelektüel soyağacı

Aksa Tufanı sonrasında Gazze'ye yönelik soykırımcı saldırının hemen ardından entelektüel dünyada etkili olmuş Slavoj Zizek, Étienne Balibar, Seyla Benhabib, Jurgen Habermas gibi birçok ismin esasen meşrulaştırdıklarının Siyonizm olduğu apaçık anlaşıldı. Yanis Iqbal, kitabında hem bu entelektüel yapıya hem de sömürgeci üretim tarzına yönelik kapsamlı bir teorik hesaplaşma yapıyor. Bu isimlerin Filistin mücadelesiyle dayanışmayı etkisiz bırakmaya matuf iddialarını sorgulayan Iqbal; şimdiki halde felsefenin ya mazlumlarla dayanışma içinde olması gerektiğini ya da soykırımcılarla ortak hâle düşeceğini öne sürüyor. Eserin soykırım işleyen Siyonizm'i Batı liberalizminin soyağacı içinde yorumlaması ve Gazze trajedisini sömürgeci kapitalizmin daha geniş tarihinden ayırmayı reddetmesi de gayet ikna edici görünüyor.

Aksa Tufanı`nı Okumak

Yanis Iqbal

çev. Aytaç Ören

Pınar, 2026

Filistin'e Siyonist göçün bilinmeyenleri

19. yüzyılda başlayan Filistin'e Yahudi göçünün; Siyonizm, dinî telakkiler, emperyalist devletlerin güç mücadelesi, Osmanlı Devleti'nin egemenliği ve geleceği, nüfus politikaları ve vatandaşlık meseleleriyle bağlantılı yanları çok az bilinir.Kitap, bu göçün sözkonusu veçhelerini ele alarak I. Dünya Savaşı'yla birlikte "düşman devlet uyruklu" statüsüne giren Yahudilere yönelik vatandaşlık politikalarını, sınır dışı uygulamasının iç yüzünü, Filistin'deki Siyonist örgütlenmeyi ve "mağduriyet" söylemi üzerinden şekillenen propaganda faaliyetlerini geniş bir perspektifle ele alıyor. Farklı görüşleri ihmal etmeden, Osmanlı belgeleri ve yabancı basın başta olmak üzere zengin bir kaynakçaya dayanan çalışmanın bu açıdan son derece ilgi çekici olduğunu vurgulamalı.

Filistin'de Yabancı Yahudiler Meselesi

Sadi Özmeral-Bekir Koçlar

Vakıfbank, 2026