MERVE YILMAZ ORUÇ
550’ye yakın sakini bulunan Darülaceze, 124 yıldır aile sıcaklığı ile yönetiliyor. Birbirinden farklı hikayeleri olan insanların bir arada yaşadığı kocaman bir yuva. Hepsi birbirine yoldaş olmuş. Hallerine şükrediyorlar. Asla boş durmuyorlar. Hepsinin farklı meziyetleri ve uğraşları var. Kimi çanta, cüzdan yapıyor, kimi resim çiziyor, kimi halı dokuyor. Kimi de el sanatları ile uğraşıyor. En büyük yardımcıları ise gönüllüler. Hiçbir karşılık beklemeden bazen haftanın her günü bazen de belirli günlerde Darülaceze’ye gelip sakinlerin çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan gönüllüler aslında görünmeyen kahramanlar. Çünkü her daim kimseleri olmayan, kendi çocuklarının bile bakmadığı insanlara kimi zaman evlatlık, kimi zaman yoldaşlık ediyorlar. En önemlisi de onların bütün ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar. Onlara bir meşgale öğretiyorlar. Yaşları epey ileri olan ama yine de burada bir işin ucundan tutan kanatsız melekler var. Gönüllü hizmet veren ve bundan mutlu olan isimlerden bir kaçı ile görüşme imkanım oldu. 40 yıldır burada gönüllü hizmet veren 69 yaşındaki Şengül Kazan, 81 yaşındaki Sevim Gülseren ve daha bir buçuk aydır gönüllü olarak çalışmaya başlayan Ebru Şenli ile bir araya geldik.
DARÜLACEZE BENİM İKİNCİ EVİM
1979 yılında kapısından girdiği Darülaceze’ye her salı ve cuma günü gelen Şengül Kazan’ı dört gözle bekleyenlerin sayısı epey fazla. 69 yaşındaki Şengül Kazan, 40 yıldır Darülaceze gönüllüsü. Bir gün gelemese ya da geç kalsa telefonları susmuyor. Gelmediği günleri de mutlaka telafi ediyor. Sakinler, “Salı ve cuma günlerini iple çekiyoruz. Kendimizi çok iyi hissediyoruz o gelince. Şengül buranın her şeyi. Allah onun yokluğunu bize göstermesin” diyor. Şengül Hanım Darülaceze’ye gidip gelmeye başladığında çocuğu daha 5 yaşındaymış. Aslında onun da bakıma muhtaç bir evladı var iken o kimsesizlerin kimsesi olmuş. En büyük destekçisi ise annesi ve eşi. O da gönül rahatlığıyla Darülaceze’ye gidip gelmiş. İlk olarak annesini hastaneye getirdiği bir gün dönüşte uğramış buraya. Önce çocuklarla ilgilenmeye başlayan Kazan, onlara annelik yapmış. Hem sevgi gösterip hem de pijamalar, çarşaflar dikmiş. Darülaceze’de bahçede oturan teyzelerin, amcaların tırnaklarının uzun olduğunu görünce onların tırnaklarını kesmek istemiş. Kendi imkanlarıyla aldığı malzemelerle tırnak kesmeye, batık tırnakları temizlemeye başlayan ve işini iğrenmeden yapan Kazan, “Salı ve cuma günleri sabah 09.30-10.00 gibi burada oluyorum. Dairelere gidip hastaların halini hatırını soruyorum. Ellerine, ayaklarına bakıyorum. Tırnaklarını severek kesiyorum, hiçbirisinden iğrenmiyorum. Kimisinin tırnağı kalın olduğu için yıkayarak kesiyorum. Onlar beni çok seviyorlar, özlüyorlar. Kendi kızları, çocukları ya da kardeşleri gibi seviyorlar. Manevi olarak burada çok mutlu ve rahat hissediyorum. Evime gittiğim zaman o kadar huzurlu gidiyorum ki, bunun tarifi mümkün değil.” şeklinde konuştu.
Ömrünün yarısından çoğunu burada geçiren Kazan, geçtiğimiz yıl Türkiye Diyanet Vakfı Uluslararası İyilik Ödülleri’ne layık görülmüş. “Burası benim ikinci evim” diyen Kazan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Buraya gelmeyince hastalanıyorum. Burası benim her şeyim. Değişik bir dünya. Sağlığım el verdikçe gelip gideceğim. Akşama kadar hiç oturmadan koştururum, hepsiyle ayrı ayrı ilgilenirim ama hiç yorulmuyorum. Burası ayakta tutuyor beni. Burada huzurluyum.”
Şengül Kazan buradaki birçok sakin ile birlikte gülmüş, birlikte ağlamış ve hatıralar biriktirmiş. Hastaları öldüğünde çok üzüldüğünü belirten Kazan, “Suzan Hanım diye bir sakinimiz vardı. Geçtiğimiz haziran ayıydı. Yanına gittim. Benden yumurta, ekmek, dolma ve çilek istedi. Aldım getirdim. Yumurtayı pişirdim yedi. Birkaç dolma yedi. Kalanları da yanına bıraktım sonra yersin diye. Ama o gece ölmüş. Çok etkilenmiştim. Son isteklerini yapmak bana nasip olmuştu.” dedi.
BURAYA GELİNCE SAĞLIKLI OLUYORUM
KAFAMI YASTIĞA GÖNÜL RAHATLIĞIYLA KOYUYORUM
Ebru Şenli, Darülaceze’ye gidip gelmeye yeni başlamış. Kapısının önünden çok geçip gitmiş. Daha sonra ziyaretlere başlamış ve burada kalan sakinlere nasıl faydam olur diye gönüllü olarak başvuru yapmış. Kabul edildikten sonra haftanın beş günü işe gider gibi sabah 9, akşam 3 buçuk arası Darülaceze’ye gidip gelmeye başlamış. “Burası beni çok etkiliyor. 124 yıllık bir kurum. Üstelik savaş zamanında yokluk içinde var edilmiş bir yer. ‘Ben de birşeyler yapmalıyım’ diye düşündüm başvuruda bulundum. Terzihanede çalışıyorum. Kurumda yatan yaşlıların dikişlerini, çarşaflarını, yorganlarını yapıyoruz. Günümüzün büyük bir kısmı burada geçiyoruz.” diyen Şenli sözlerine şöyle devam etti: “Gençlerimiz, genç annelerimiz, zamanı uygun olan herkesin buraya gelmesini isterim. Bir düğme diksinler, ipliğin ucundan tutsunlar o kadar çok isterimki. Akşam kafalarını yastığa o kadar huzurlu bir şekilde koyacaklarki bu maneviyatı hiçbir yerde bulamazlar. Çünkü bu duyguyu ben her gün yaşıyorum. Onlara dokunduğumda hissettiğim manevi huzuru hiçbir yerde bulamıyorum. 3 buçukta buradan çıkıp gidiyorum ama ruhum burada. 20 yaşında bir kızım var. Evde sürekli onunla yaşlılarımız için ne yapabilirz diye konuşuyoruz. Onların hayatlarından kendimize ders çıkarıyoruz.”
7/24 SAĞLIK HİZMETİ
Darülaceze içinde ayrıca poliklinik hizmeti veren binamız var. Hastane de buraya yakın. Rutin kontrolü olan hastalar için dışarıdan randevu alıp tedavi hizmetlerine devam ediyoruz.”
İMECE USULÜ GERİ DÖNÜŞÜME KATKI
DARÜLACAZE’NİN ŞAİRİ: HAVVA BALCAN
Önemli değil
Artık hayatımdan sildim ben seni
Gelsen de gitsen de önemli değil
Şimdi beni değil bir başkasını
Sevsende önemli değil
Bir zamanlar benimdin artık değilsin
Dost düşman kim bilir nesin
Ayrıldık seninle dost düşman birsin
Gelsen de gitsen de önemli değil