Esed'in elinde kan gölüne dönen ülke! Suriye savaşı nasıl başladı? ‘Ey Esed sıra sende'

Yüz binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Suriye İç Savaşı, 10'uncu yılına girdi. Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin mülteci konumuna düştüğü ülkede savaş hızını azaltsa da halen devam ediyor.Siviller, rejim ve terör örgütlerinin saldırıları altında yaşam savaşı veriyor.

16 Mart 2020 Pazartesi 10:06
Dünya Haberleri





15 Mart 2011'de Dera'da fitili ateşlenen Suriye İç Savaşı 10'uncu yılına girdi. Bu sürede 384 bin sivil hayatını kaybetti. 6 milyon 700 bin Suriyeli yurdundan edildi. Sığınmacıların 3 milyon 600 binine Türkiye tek başına ev sahipliği yapıyor.

Suriye'de yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin mülteci konumuna düştüğü iç savaş 9 yılını geride bıraktı. 15 Mart 2011'de Dera'da öğrencilerin okul duvarına, Beşar Esad'a hitaben, "Ey doktor şimdi sıra sende" yazmasıyla ayaklanma fitili ateşlendi. Rejim askerlerinin harekete geçmesiyle diğer illere de sıçrayan gösterilerin güç kullanarak bastırmaya çalışılması, barışçıl gösterileri iç savaşa dönüştürdü.

Aynı yılın nisan ayında ordunun eylemleri bastırmak için göstericilerin üzerine ateş açması, Suriye iç savaşının fitilini ateşledi.

REJİM SAYISIZ SAVAŞ SUÇU İŞLEDİ

Birleşmiş Milletler yetkililerinin, kimyasal silah kullanma, halkı açlığa sürükleme, tehcir etme, ablukaya alma, keyfi tutuklama ve işkence etme gibi savaş suçlarının işlendiğine dikkati çektiği iç savaş 9. yılını doldurdu.

TÜRKİYE, BİNLERCE SIĞINMACIYI MİSAFİR EDİYOR

Avrupa Birliği ise Ankara ile varılan mülteci anlaşmasına uymadığı gibi, Türkiye'nin yanı başında terör faaliyetlerine göz yumdu. İdlib'de askerlerimizin şehit olduğu hain saldırıya misliyle karşılık veren Türkiye, misafir ettiği 3 milyon 600 bin sığınmacıdan Avrupa'ya gitmek isteyenlere de kapılarını açtı.

Esed rejimi, Rusya ve İran'ın yardımıyla ülkenin yaklaşık yüzde 70'inde hakimiyeti sağladı. ABD destekli terör örgütü PKK/YPG, Münbiç ve Tel Rıfat ilçeleri ile Fırat'ın doğusundaki bölgeleri işgalinde tutuyor. Örgüt, binlerce kişiyi de alıkoyuyor.

Türkiye, başından beri Suriye'nin toprak bütünlüğünü savundu. Kuzeyde, ülkeyi istikrarsızlaştıracak bir terör koridoruna karşı çıktı. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekatlarını düzenledi. Binlerce kilometrekare alan terörden temizlendi. Bölge halkı, özgürleşerek huzura kavuştu.

SAVAŞIN FATURASINI ÇOCUKLAR ÖDÜYOR

Dokuz yılı geride bırakan savaşın faturasını, kuşkusuz gelecekleri çalınan çocuklar ve siviller ödemeye devam ediyor.

Ülkede çoğu çocuk olmak üzere yaklaşık 11,7 milyon insanın acil yardıma (gıda ve ilaç) ihtiyacı bulunuyor.

Resmi rakamlara göre sadece 2018'de bin 106 çocuk, çatışmalar sırasında hayatını kaybetti.

Gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu sanılıyor.

Suriye genelinde yaklaşık 2 milyon çocuk, ya çatışmalar ya da imkansızlıktan dolayı okula gidemiyor.

DEAŞ'ın yenilgiye uğratılmasının ardından 30 farklı ülkeden gelen militanların çocukları, El Hol gibi kamplarda ağır şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor. Yaklaşık 3 bin 500 civarındaki çocuğun 2 bini, henüz 5 yaş altında.

Rus ve Suriye jetlerinin hava saldırılarının devam ettiği muhaliflerin elinde kalan son kent İdlib'de 2019 Aralık ayından bu yana 600 bini çocuk olmak üzere 1 milyon kişi yerinden edildi.

ABD, AB, BM, NATO KATLİAM KARŞISINDA SAMİMİ DEĞİL

Ankara, Suriye krizinin çözümü için uluslararası girişimlere de öncülük etti. Astana süreci çerçevesinde, Rusya ve İran ile birçok toplantı yapıldı. Toplantıların en önemli vurgusu, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi çözüm oldu.

Esed rejimi, sivilleri hedef aldı. Kimyasal silah kullanımı dahil birçok savaş ve insanlık suçu işledi. Açlık ve ilaç yetersizliği yüzünden on binlerce çocuk yaşamını yitirdi. 5 milyon çocuk ise acil yardıma muhtaç.

ABD, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, NATO ise 9 yıldır devam eden Esed katliamı karşısında hiçbir zaman samimi davranmadı.