O tarihlerde hamile olan Belhaj'ın eşi Bouchar ve Belhaj MI6'ten gelen bilgiler doğrultusunda 2004 başlarında Malezya'da Kuala Lumpur'da yakalandı. Belhaj'ın arkadaşı Sami el Saadi, karısı ve dört çocuğu da Hong Kong'da ele geçirildi.
Libya İslami Mücadele Grubu lideri Belhaj ve arkadaşının yakalanmasında dikkat çeken detay ise dönemin İngiliz başbakanı Tony Blair'in Libya diktatörü Kaddafi ile yakınlaşmaya başladığı dönem olmasıydı.
Yakalanan her iki isim de Kaddafi muhalifi olan Libya İslami Mücadele Grubu'nun üyesiydi. İngiliz mahkemelerinin iddialarına göre Belhaj ve arkadaşı MI6 ve CIA'in talebi üzerine Malay ve Hong Kong yetkilileri tarafından tutuklandı.
Yüzleri kapatılmış ve elleri zincirlenmiş bir halde Trablus'a gönderilen Belhaj, Koussa tarafından karşılanarak, hapishanede öleceği söylendi. Karısının serbest bırakılmasını isteyen Belhaj'a, "Karın serbest kalırsa herkes Amerika ve İngiltere'nin sizleri bize verdiğini öğrenir" şeklinde cevap verildi.
Belhaj tutuklu bulunduğu süre içerisinde İngiliz istihbarat yetkilileri tarafından sorgulandı ve Libya'da gözaltına alınan kişilerin listesi verilerek bilgi istendi. Tutukluluğunun bir yılını tecritte geçiren Belhaj, 2010 yılında Kaddafi'nin oğlu Said el İslam tarafından desteklenen bir uzlaşı çerçevesinde serbest bırakıldı.
Serbest bırakıldıktan sonra Libya'nın El-Watan partisine katılan Belhaj, Guardian gazetesine verdiği demeçte kendisini ilk İngilizlerin sorguladığını ve İngiliz hükümetinin hayatına çok acılar kattığını belirtti.
Üç yıl boyunca banyo yapmasına izin verilmeyen Belhaj, bir yıl boyunca hiç güneşi görmediğini ve düzenli olarak işkence gördüğünü ifade etti.
(Dönemin İngiltere başbakanı Tony Blair ve eski Libya lideri Kaddafi)
YETERSİZ KANIT
Yaklaşık 4 buçuk yıl sonra 30 bin sayfalık kanıtın biriktirilmesinin ardından İngiltere Kraliyet Savcılığı, Allen'ı herhangi bir kriminal suçtan yargılamak için yeterli kanıt olmadığına karar verdi.
Daha sonra yapılan detaylı inceleme sonrasında ise İngiltere Kraliyet Savcılığı, MI6 görevlisi Allen'ın Belhaj ve Saadi'nin yakalanması sırasında yabancı istihbarat görevlileriyle iletişim halinde olduğuna dair kanıtlara ulaştığını duyurdu.
Ancak Savcılık Allen'in sadece tutuklama ve gözaltına alma işlemlerinde bulunduğunu belirterek, herhangi bir kötü muameleye karıştığını reddetti.
Kısa bir süre sonra İngiltere Kraliyet Savcılığı özel suç ve terörle mücadele bölüm başkanı Sue Hemming, "kapsamlı bir soruşturmayı takiben Allen'e ceza vermek için yeterli kanıt bulunmadı" açıklaması yaptı.
BELHAJ'IN İFADELERİ
İngiltere Yüksek Mahkemesi'nin hükümete karşı adam kaçırma, işkence ve hatalı tutuklama ile ilgili işlem başlatma kararı Belhaj'ı ülke içerisinde tekrardan gündeme taşıdı.
Yüksek Mahkeme'nin emriyle Birleşik Krallık güvenlik görevlileri bu yılın başlarında İngiliz Guantonamo mahkumlarının çoğunu da içeren çok sayıda işkence iddiasını soruşturmaya başladı.
Soruşturmaya binaen evine İngiltere'deki evini ziyarete gelen İngiliz MI5 ajanlarına ifade veren Belhaj iki saatlik görüşme içerisinde, Libya'da gördüğü işkenceleri anlattı.
İngiliz MI6 subaylarının gözleri önünde arkadaşo Sami Saadi'nin kafasının duvarlara çarpılarak dövüldüğünü belirten Belhaj, Yüksek Mahkemenin soruşturma kararı sonrasında birçok İngilz yetkilinin üzüleceğini belirtti.
Arap Baharı sırasında işkence konusuda İngiliz suç ortaklığı konusunda araştırma yürüten CAGE ile birlikte Libya'ya seyahet ettiğini belirten Belhaj, birçok muhalifle bir araya geldiğini ve davalarını dinlediğini ifade etti.
Belhaj, Kaddafi'nin Libya'da birçok muhalifi yabancı istihbarat çalışanlarının da katkısıyla tutukladığını ve gizli yerlerde işkence uyguladığını söyledi.
SAADİ VE EŞİ 2.2 MİLYON POUND TAZMİNAT ALDI
İnsan Hakları Grubu tarafından desteklenen Belhaj ve Saadi mağduriyetleri sonrasında İngiliz hükümetine karşı hareket geçti.
İlk olarak Saadi tarafından açılan sivil davada hükümet tarafından Saadi'ye 2.2 milyon pound ödeme yapıldı.
Saadi'nin ödeme almasından sonra ise Belhaj ve ailesi harekete geçerek İngiliz hükümetine dava açmaya karar verdi.
Middle East Eye (MEE) haber sitesine verdiği röportajda Belhaj, "İntikamla ilgilenmiyorum. İngiliz hükümeti ya da davayla ilgili olanlar, yaşananları kabul etsinler ve özür dilesinler" dedi.
17 Ocak'ta İngiltere Yüksek Mahkemesi, Belhaj'ın kaçırılmasında parmağı olduğu iddia edilen Allen ve Straw'a karşı dava açabileceğini açıkladı.
Davasının peşine düşen ve sadece özür bekleyen Belhaj simgesel olarak da sanıklardan 1 euro ödeme talep ediyor.
Belhaj'ın davasının Londra Yüksek Mahkemesi tarafından 2017 başlarında kabul edilmesiyle ülke içerisinde yeni bir tartışma baş gösterdi.
Yetkililere göre CIA, MI6, Hong Kong ve Libya istihbaratları arasındaki ortak operasyon davasının İngiltere'de dava edilmemesi gerekiyor.
2014 yılında İngiltere temyiz mahkemesi Belhaj'ın davasını İngiliz yöneticileri içeren çok ciddi iddialar olduğu gerekçesiyle soruşturmaya tabi tutmayacağını açıklamıştı ancak ülke içerisindeki kamuoyuna daha fazla direnemeyen mahkeme bu yılın başlarında Belhaj'ın davasını kabul etti.
( Abdelhakim Belhadj (sağda) ile Birleşmiş Milletler Destek Misyonu Başkanı olan Bernardino Leon, 11 Mart 2015)
"UTANÇ VERİCİ DAVA"
Belhaj ve arkadaşı Saadi'nin ortak operasyonla yakalanıp Kaddafi'nin işkence hapishanelerine teslim edilmesi ise İngiltere açısından itibar kaybı olarak görülüyor.
Reprive avukatı Cori Crider, Belhaj ailesinin İngiliz adaletine karşı savaştığını belirterek, MI6 subaylarının hamile bir kadını ve dört çocuğunu kaçırıp Kaddafi'nin işkence odalarına götürmesini İngiltere'nin Terörle Savaş'ının en utan verici bölümü olarak nitelendiriyor.
Cori Crider, "Hükümet yıllarca teröre karşı savaştı. Belhaj'a karşı yapmaları gereken şey özür dilemektir. Amerikan yolsuzluklarına ve barbarlıklarıa baş kaldırmamız gerekirken MI6 subayları bu barbarlıkta boğuluyor. Şuan için yapmamız gerek tek şey mahkeme sonucunu beklemektir" dedi.
Aynı zamanda İngiltere Yüksek Mahkemesi sadece Belhaj ve Saadi'nin davası ile ilgilenmiyor. İngiltere yetkilileri tarafından yakalanıp daha sonra işkence gören 4 kişi daha İngiltere'ye dava açmış durumda.
2004 yılında Irak'ta İngiliz özel kuvvetlerince yakalanan Pakistan doğumlu Yunus Rahmatullah ABD'ye teslim edilmeden önce işkence gördüğünü açıklamıştı. 2016 Haziran ayında serbes bırakılan Rahmatullah İngiltere'de hukuki mücadelesini sürdürüyor.
Diğer bir dava ise Afgan çiftçisi Serdar Muhammed. 110 gün süreyle İngiliz Birliklerince işkence gördüğünü belirten Muhammed, kendisine işkence yapıldığını ve Taliban savaşçısı olduğunu itiraf etmesi için baskı yapıldığını iddia ediyor.
SONUÇLARI ÇOK CİDDİ OLABİLİR
Belhaj ve ailesinin dönemin İngiliz yetkililerine karşı açtığı dava Birleşik Krallık içerisinde yakından takip ediliyor.
Yakından takip edilmesinin nedeni ise davanın Belhaj'ın lehinde sonuçlanması durumunda dönemin İngiliz yetkilileri işkence suçlarına ortak olmaktan yargılanacak.
Adam kaçırma ve 1988 Ceza Yasası gereğince işkenceye ortak olma suçlarından, dönemin ingiliz yetkilileri ömür boyu hapisle cezalandırılabilirler.
Davanın diğer bir önemli ve İngiliz halkı açısıdan korkunç boyutu ise işkence davasında adı geçen üst düzey İngiliz yetkililerin açık savunma yaparken konuyla alakalı itirafta bulunmaları.
Uzmanlara göre söz konusu MI6 subaylarının emirleri yerine getirdikleri veyahut Libya'da işkencenin serbest olduğunu savunmaları Birleşik Krallık açısından utanç verici bir durum.
İNGİLTERE HÜKÜMETİ GİZLİLİK TALEBİNDE BULUNDU
Sonuçlarının ciddi olması ve Belhaj'ın elinde ciddi kanıtların bulunması ise İngiliz hükümetini ciddi derecede endişelendirmiş durumda.
17 Ocak 2017'de İngiliz Hükümetine karşı görülmeye başlanan davada flaş bir gelişme yaşandı.
İngiliz Hükümeti, Yüksek Mahkeme'nin yürüttüğü davada gizlilik başvurusunda bulundu.
İngiltere dışişleri bakanlığı avukatları ve savcılık sorumluları soruşturmanın gizli yürütülmesini talep ederek, ayrıntılı belgelerin kamuya açıklanmasının önüne geçmeye çalıştı.
İngiliz hükümetine göre davanın açık mahkemede yürütülmesi ABD ile ilişkilere zarar verebilecek ayrıntıların ortaya çıkmasına neden olacak.
"İNGİLİZ MÜSLÜMANLARIN KOMPLO TEORİLERİ ENDİŞE VERİCİ"
Guantonamo'da tutuklu bulunan ve daha sonra serbest bırakılan aynı zamanda Libya'da işkenceye maruz kalan İngiliz Müslümanların ifadeleri her ne kadar İngiliz kamuoyunda dikkat çeksede bir kısım medya kuruluşlarına göre bunların hepsi "komplo teorisi."
Düşünce kuruluşu Policy Exchange'in yakın tarihli bir araştırmasına göre İngiliz müslümanların komplo teorileri "endişe verici" boyutlara ulaşmış durumda. Birmingham milletvekili Halid Mahmood ve yakın çevresi de Policy Exchange kuruluşuyla aynı fikirde.
Diğer bir İngiliz siyasetçi Jack Straw'a göre işkence suçlarına yönelik Birleşik Krallıkta herhangi bir araştırma veya soruşturmaya gerek yok. Çünkü Straw'a göre işkence iddiaları vahşi insanların bir "komplo teorisi."