MUSTAFA KARAOĞLU
ABD merkezli düşünce kuruluşu Stimson'un değerlendirmesine göre Türkiye, çatışmaya ilkesel olarak karşı çıkarken uluslararası hukukun ihlal edildiği saldırıları kınadı ve taraflara ateşkes çağrısı yaptı.
Arabuluculuk süreci ise doğrudan temaslardan çok, liderler arası görüşmeler ve dolaylı mesaj trafiği üzerinden yürütülüyor. Analizde, Ankara'nın Washington ve Tahran arasında temas kurarak gerilimin tırmanmaması yönünde girişimlerde bulunduğu ifade edildi.
ARABULUCULUK TRAFİĞİNİN ARTMASI BEKLENİYOR
Analize göre doğrudan görüşmelerin sonuçsuz kalması, kısa vadede çok taraflı ve dolaylı diplomasi ihtimalini güçlendiriyor. Türkiye'nin yanı sıra Pakistan, Mısır ve Umman gibi ülkelerin de devreye girdiği bir arabuluculuk trafiğinin artması bekleniyor.
Türkiye'nin bu süreçteki rolünün "gerilimi düşürmeye odaklı" olacağına dikkat çekilen analizde, kapsamlı bir çözümden ziyade çatışmanın kontrol altına alınmasının daha gerçekçi bir hedef olduğu vurgulandı.
Analizde orta vadede diplomatik sürecin; nükleer program, füze kapasitesi ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği gibi başlıklar etrafında şekillenebileceği öngörüldü.
Çatışmanın kontrol altına alınamaması halinde ise Türkiye'nin rolünün insani yardım ve kriz yönetimine kayabileceği değerlendirildi.
Stimson analizinde ayrıca İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilimin artmasının bölgesel dengeleri değiştirdiğine dikkat çekildi. Bu süreçte Türkiye'nin savunma kapasitesi ve NATO üyeliği sayesinde Körfez ile ilişkilerini güçlendirme fırsatı yakalayabileceği ifade edildi.
TÜRKİYE'NİN ARABULUCULUK ÇABALARISonuç olarak analizde, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını "sessiz ve çok taraflı diplomasi" üzerinden sürdürmesinin kritik olduğu, nihai başarının ise kapsamlı bir barıştan ziyade çatışmanın büyümesini engellemekle ölçüleceği vurgulandı.