AA
Ahonsi, iklim müzakerelerinin, iklim kriziyle mücadeledeki yerini ve bu yıl Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleşecek BM İklim Zirvesi COP31'in iklim eylemine katkılarını değerlendirdi.
COP sürecinin iklim değişikliğiyle mücadelede küresel diplomasinin merkezinde yer aldığını belirten Ahonsi, zirvenin hükümetler ile bilim, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerinin ortak iklim hedefleri doğrultusunda bir araya geldiği evrensel bir platform işlevi gördüğünü ifade etti.
Ahonsi, 2023'te Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki COP28'de enerji dönüşümüne yönelik küresel uzlaşının başlangıcının görüldüğünü, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de 2024'te düzenlenen COP29'da ise iklim finansmanı konusunda ortak zemine ulaşılarak çözümlerin hayata geçirilmesinde finansmanın kritik rolünün öne çıktığını anlattı.
- "Artık zaman, uygulamayı hızlandırma zamanı"
Kasım ayında Antalya'da gerçekleşecek COP31'den beklentilere değinen Ahonsi, "Bence COP31, müzakerelerden uygulamaların doğrulanması aşamasına geçiş yapılacak zirve olacak. Bu süreçte ülkelerin taahhütlerine ilişkin ilerlemenin somut şekilde ölçülmesi, izlenmesi, doğrulanması ve raporlanması konuşulacak. Aslında COP31 Başkanı, Bakan Murat Kurum'u dinlediğinizde de bu ilkeleri ve uygulamanın hızlandırılması gerekliliğini defalarca vurguladığını görüyorsunuz. Artık bilim tartışma konusu değil, bilim son derece net, kanıtlar da öyle. Yapılması gerekenler de aynı şekilde açık. Bunların bir kısmı zaten test edildi ve sonuçları da görülmeye başlandı. Dolayısıyla artık zaman, uygulamayı hızlandırma ve kanıtlanmış çözümleri, iklim krizinin ciddiyeti ve büyüklüğüyle uyumlu bir hız ve ölçekte hayata geçirme zamanıdır." dedi.
Ahonsi, "Bu karar, Akdeniz bölgesinin iklim krizinin ön safında yer alan bazı sorunlarına küresel dikkat çekilmesini sağlayacaktır. Akdeniz küresel ortalamaya göre daha hızlı ısınıyor ve kuraklık, yangın ve su güvenliği gibi sorunlar bölgede öne çıkıyor. Antalya'daki COP31, Türkiye'nin köprü konumu sayesinde bu sorunların ve farklı ülke gruplarının deneyimlerinin açıkça tartışılacağı önemli bir zemin oluşturabilir" diye konuştu.
Türkiye'nin COP31 zirvesinde tarafları bir araya getirebilme potansiyeli bulunduğunu vurgulayan Ahonsi, şunları söyledi:
"Türkiye coğrafi ve jeopolitik konumu itibarıyla zaten bir köprü ülke. Doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birbirine bağlıyor. Avrupa'yı, Orta Doğu ve Afrika ile buluşturuyor. Türkiye ayrıca, oldukça karmaşık uluslararası meselelerde diyalog ve arabuluculuğu teşvik etme konusunda yakın dönemde elde ettiği somut başarı deneyimine de sahip. COP31 başkanlığı sürecinde bu deneyim, taraflar arasındaki müzakerelere ve süreçlere de yansıtılacaktır. Hem gelişmiş ekonomilerin ihtiyaçlarını dikkate alan hem de Küresel Güney ülkelerinin hayatta kalma ve kalkınma gerçekliklerine duyarlı, herkesin kazançlı çıkacağı diyaloglar ve sonuçlar üretmek mümkün olabilir. Bunu gerçekleştirmek için Türkiye'den daha uygun bir ülke olabilir mi?"
İklim adaletinin enerji dönüşümü ve teknolojiye erişim gibi başlıklarla doğrudan bağlantılı olduğunu kaydeden Ahonsi, Türkiye'nin deneyiminden de yararlanılarak COP31'den bu konuda daha güçlü bir farkındalık çıkmasını umduklarını dile getirdi.
COP31'in önemli gündemlerinden birinin enerji geçişi olduğu bilgisini paylaşan Ahonsi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Son dönemdeki gelişmeler, özellikle ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş sonucunda Hürmüz Boğazı'nda ortaya çıkan durum, küresel enerji sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Fosil yakıtlara ve özellikle ithal fosil yakıtlara bağımlı bir enerji sistemi, bu tür dönemsel ve bölgesel kırılganlıklar karşısında ciddi riskler taşıyor. Bu durum, yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması yönündeki kararlılığı da daha da pekiştirmiştir. Bu açıdan bakıldığında COP31, zamanlama olarak halihazırda fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması yönünde kaydedilen ilerlemenin daha da ileri taşınması için oldukça uygun bir dönemde gerçekleşiyor."
Yenilenebilir enerjinin piyasa dalgalanmaları ve jeopolitik risklerden etkilenmeyen yapısıyla enerji dönüşümünü daha güvenli hale getirdiğini vurgulayan Ahonsi, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve COP31 işbirliğiyle bu alana ilginin artacağı değerlendirmesinde bulundu.
COP31 gündeminde iki temel başlığın öne çıktığını aktaran Ahonsi, bunlardan ilkinin iklim finansmanı olduğunu ve önceki COP'larda verilen taahhütlerin artık somut şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
İkinci başlığın ise teknoloji transferi olduğunu belirten Ahonsi, iklim krizinden en az sorumlu olmalarına karşın bu krizin etkilerini en fazla hisseden Afrika ülkelerinin bu teknolojilere erişebilmesini sağlayacak mekanizmaların kurulmasının kritik önem taşıdığı tespitini paylaştı.