AA
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanının Siyasi ve Dış İlişkiler Danışmanı Dr. Amgad Fareid Eltayeb, ülkesinde devam eden çatışmaların ülkenin geleceği ve bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
"TÜRKİYE'DEN DAHA FAZLASINI BEKLİYORUZ"
Eltayeb, Türkiye ile Sudan arasındaki tarihi ilişkilere işaret ederek, "Sudan'ın Türkiye'den aldığı destek, iki ülke arasındaki tarihsel bağların yansıması oldu ancak biz daha fazlasını bekliyoruz." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin hem İslam dünyası hem de NATO ülkeleri ile ilişkileri nedeniyle özel bir konumda bulunduğuna dikkati çeken Eltayeb, Ankara'nın Sudan konusunda gerçeklerin ortaya konulmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
- "HDK'NİN ULUSLARARASI DÜZEYDE TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK TANINMASI GEREKİYOR"
Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) uluslararası düzeyde "terör örgütü" olarak tanınması gerektiğini belirten Eltayeb, Sudan'daki savaşın artık vekalet savaşına dönüştüğünü ifade etti.
Eltayeb, Sudan'da yaşananların iki siyasi taraf veya iki general arasındaki savaş olarak tanımlanamayacağının altını çizerek, bunun Sudan'ın egemenliğine yönelik saldırı olduğunu vurguladı.
HDK'nin "barbar bir milis yapı" olduğu değerlendirmesinde bulunan Eltayeb, örgütün Sudan'ın modern tarihinde benzeri görülmemiş suçlar işlediğini ve bazı bölgesel aktörlerin desteğiyle hareket ettiğini ileri sürdü.
Eltayeb, Sudan'daki krizin yalnızca insani felaket olarak değerlendirilmesinin eksik yaklaşım olduğunu vurgulayarak, "Bu kriz bir deprem, yangın veya doğal afet sonucu ortaya çıkmadı. Bu, suçlular tarafından işlenen bir suçtur. Bu suçlulara işaret edilmeden insani krizin çözülmesi mümkün değildir." dedi.
- "HDK'NİN TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK TANINMASI EVRENSEL BİR YAKLAŞIM OLMALI"
HDK'nin uluslararası düzeyde "terör örgütü" olarak tanınması gerektiğini belirten Eltayeb, bunun siyasi bir talep değil, mevcut durumun doğru şekilde tanımlanması anlamına geldiğini kaydetti.
Eltayeb, "HDK'nin gerçekte olduğu gibi terör örgütü olarak tanınması evrensel bir yaklaşım olmalıdır." ifadesini kullandı.
Böyle bir adımın HDK'ye destek veren ve savaşın uzamasına katkı sağlayan aktörlerin hareket alanını daraltacağını savunan Eltayeb, örgütün faaliyetlerinin yalnızca Sudan için değil, Afrika Boynuzu, Kızıldeniz havzası, Büyük Göller bölgesi ve Sahel için de tehdit oluşturduğunu dile getirdi.
Uluslararası hukukun seçici şekilde uygulanmasının mevcut krizi derinleştirdiğine işaret eden Eltayeb, bazı ülkelerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarını ihlal etmelerine rağmen yeterince eleştirilmediğini söyledi.
- SUDAN'DAKİ SAVAŞ ARTIK VEKALET SAVAŞINA DÖNÜŞTÜ
Eltayeb, çatışmaların başlangıçta iç siyasi mücadelelerden kaynaklandığını ancak zamanla vekalet savaşına dönüştüğünü belirterek, bazı aktörlerin HDK ve farklı siyasi gruplar üzerinden Sudan'da kendi gündemlerini uygulamaya çalıştığı değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası toplumun Sudan halkının sesine yeterince kulak vermediğini söyleyen Eltayeb, BMGK'nin son dönemde yaptığı uyarıların sahadaki durumu değiştirmeye yetmediğini ifade etti.
Eltayeb, Sudan devletinin ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük varoluşsal tehdide karşı desteklenmesi gerektiğini, devlet kurumlarının korunmasının bölgesel istikrar açısından da kritik önem taşıdığını vurguladı.
- SUDAN'IN BİRLİĞİ KORUNMALI
Sudan'ın birlik ve toprak bütünlüğünün yalnızca ülke için değil, bölge ve Avrupa için de önemli olduğunu dile getiren Eltayeb, devletin çökmesi halinde milyonlarca insanın devletsiz kalma riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtti.
Eltayeb, Sudanlıların ülkelerinde yaşamak istediğini, hükümet güçlerinin kontrolü yeniden sağladığı bölgelere geri dönüşlerin başladığını aktardı.
Hartum başta olmak üzere hükümet kontrolündeki bölgelerde geri dönüşlerin gözlemlendiğini anlatan Eltayeb, güvenliğin sağlanması ve devlet otoritesinin ülke genelinde yeniden tesis edilmesinin yerinden edilenlerin dönüşü için temel şart olduğuna işaret etti.
Eltayeb, Sudan halkının önceliğinin devlet kurumlarını korumak, güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etmek olduğunu belirterek, demokratik geçiş sürecinin ancak bu hedeflerin gerçekleştirilmesinin ardından başlayabileceğinin altını çizdi.
Sudan'ın demokrasi tecrübesine sahip bir ülke olduğunu vurgulayan Eltayeb, Sudanlıların siyasi geleceklerini kendilerinin belirleyebileceğini söyledi.
Uluslararası toplumun desteğini memnuniyetle karşılayacaklarını dile getiren Eltayeb, Sudan'a ilişkin uluslararası girişimlerin Sudanlıların katılımı ve talepleri doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.