IHA
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Büyük Çamlıca Camii'nde bulunan 1071 Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında "Ramazanı Kutluyorum Okulumu Süslüyorum" ödül törenine katıldı.
Program kapsamında Ramazan Ayı boyunca süslenen okulların öğrencilerine Bakan Tekin tarafından ödülleri takdim edildi. Programın açılışında 9'uncu sınıf öğrencisi Emre Can Ermiş Kuran-ı Kerim tilaveti gerçekleştirdi. Etkinliğin gerçekleştirildiği salonda Bakan Tekin'e öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.
"BİZİM İNANCIMIZDA SAMİMİYETLE YAPILAN İŞLER, HALİSANE NİYETLERLE YAPILAN İŞLER BEREKETLENDİRİLİR"
Törende konuşan Bakan Tekin, "Herkes bana teşekkür etti, ben de size teşekkür ediyorum. İyi ki kağıt üzerinde kalmayan bir genelgeyi bize yaşattınız. İyi ki Ramazan etkinliklerimize canı gönülden katıldınız. Ramazan'ın değerlerine sahip çıkan 500 binden fazla etkinliği okullarımızda iyi ki yaptınız. Allah hepinizden razı olsun arkadaşlar. Bizim inancımızda samimiyetle yapılan işler, halisane niyetlerle yapılan işler bereketlendirilir. Cenab-ı Allah yaptığımız işleri bereketlendirsin diye dua ederiz. Bunun başlangıç paradigması samimiyetle yapmış olmak. Biz de halisane bir biçimde bir yola çıktık. Dedik ki Milli Eğitim Bakanlığı'nın asli işi çocuklara millet olma bilincini kazandıracak, dünyada zulmün olmadığı, dünyada insan haklarının egemen olduğu, dünyada barışın egemen olduğu bir düzeni hep beraber inşa edecek bir değer silsilesiyle çocuklarımızı yetiştirebilir miyiz? Milli Eğitim'in ana işleri budur diye yola çıktık" dedi.
"MÜFREDATTA HAÇLI SEFERLERİ KAVRAMINI KALDIRDIK. HAÇLI SALDIRILARI, DOĞRUSU BU"
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programları ve müfredatı değiştirdiklerini söyleyen Bakan Tekin, "Müfredatımızın içerisinde hiç farkında olmadığımız bize dayatılan bazı kavramlar var. Mesela çok masum bir şey gibi geliyor size, tarih kitaplarımızda Haçlı Seferleri diye öğretiliyor bize. Sefer dediğimizde bizim literatürümüzde makul bir şey, çok zararlı bir şey değil diye düşünüyoruz. Ama o bir saldırı. Dolayısıyla biz mesela müfredatta Haçlı Seferleri kavramını kaldırdık; Haçlı Saldırıları, doğrusu bu. Mesela daha masum bir ifade gibi var, coğrafi keşifler diyor. Coğrafi keşiflerin başlaması; coğrafi keşif değil, sömürgeciliğin başlangıcı aslında. Bunun gibi binlerce örnek var. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iki kutuplu dünyanın bize dayattığı bir kavramsallaştırma var, Orta Asya kavramı. O da yanlış, doğrusu bilimsel literatürde de karşılığı Türkistan. Bunların hepsi bizim zihin dünyamızda. Lozan imzalandığında Ege Denizi yok. Nerede bu Ege Denizi? Niye Lozan'da Ege Denizi demiyorlar? Çünkü denizin adı Adalar Denizi. Ege Denizi, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanistan'ın da biraz isteğiyle literatüre giren bir kavram. Tüm bunlar çok masum şeyler gibi gözüküyor ama bizim millet olma bilincimizi; devletimize, milletimize sıkı sıkıya bağlı olma şuurumuzu doğrudan etkileyen şeyler. Biz Milli Eğitim Bakanlığı'nda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programlarımızı değiştirirken bunlara çok hassas davrandık" ifadelerini kullandı.
"MİLLİ ŞUURUMUZ, MİLLİ BİLİNCİMİZ HER DAİM ZİNDE OLMALI"
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile adaleti, barışı, insan haklarını ve millet olma bilinci ile ilgili etkinlikler yapıldığını aktaran Tekin şunları söyledi:
"İsrail'in Gazze işgali başladığında okullarımızda daha Türkiye'de hiç hassasiyet oluşmamışken bir dakikalık saygı duruşuyla başladık. Ardından ertesi gün okullarımızı Çanakkale'den Gazze'ye vatan savunması temasıyla başlattık. Burada yaptığımız şey de dünyada barışı ve adaleti, dünyada insan haklarını arzu ediyoruz, bunun mücadelesini biz çocuklarımıza öğretiyoruz demek içindi. Sonra bahar yarıyılını başlatırken bayrak sevgisiyle başlattık. Sizler bayrağa olan sevginizi güncelleyin, bu konuda farkındalık oluşturalım diye. Bizim yapmamız gereken şeylerden bir tanesi. Hep şunu söylüyoruz: Emperyal güçlerin gözü kulağı bizim üstümüzde. Dolayısıyla bizim milli şuurumuz, milli bilincimiz her daim zinde olmalı. Bunu sağlamak için bizim bu anlamdaki önemli zamanları kullanmamız gerekiyor. Bunlardan bir tanesi de Ramazan ayıydı ve biz Ramazan ayında dedik ki çocuklarımıza merhamet, adalet, paylaşma, iyilik, doğruluk, dürüstlük gibi kavramları ki bunların hepsi Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin ana kavramları.