Satın alandan satan devlete! Türkiye'nin azminden etkilendiler: Bu sadece başlangıç

Yunan basınında yayımlanan analizlerde Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişi ve azmi dikkat çekti. Değerlendirmelerde, dünyanın "silah alan" ve "silah satan" ülkeler olarak ayrıldığı belirtilirken, Türkiye'nin son 20 yılda kararlı şekilde ikinci gruba geçtiği ve bunun sonuçlarını etkileyici rakamlarla ortaya koyduğu vurgulandı. Uzmanlar, mevcut başarının yalnızca başlangıç olduğunu ifade etti.

7 Mayıs 2026 Perşembe 10:37
Ekonomi Haberleri

ABDULLAH POLAT



Komşu basında, Türkiye'nin savunma sanayisindeki stratejik dönüşümü mercek altına alındı. Yapılan değerlendirmelerde, dünyada "silah satın alan" ve "silah satan" devletler şeklinde iki temel grup olduğu belirtilerek, Türkiye'nin son yirmi yıldır kararlı bir şekilde ikinci yolu seçtiği vurgulandı. Ayrıca Türkiye'nin bu tercihin sonuçlarını en şüpheci analistleri bile etkileyen rakamlarla ortaya koyduğunun ve bu durumun sadece bir başlangıç olduğunun özellikle altı çizildi.

Analizde, Türkiye'nin son yirmi yılda savunma sanayisindeki stratejik dönüşümü ve küresel pazardaki yükselişi kapsamlı bir şekilde ele alındı. Yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin savunma ekipmanları ithal eden bir devletten, dünyanın önde gelen ihracatçılarından birine dönüştüğü vurgulandı.

İHRACATTA REKOR

Yunan medyasındaki haberlere göre, 2002 yılında 248 milyon dolar seviyesinde olan Türkiye'nin savunma ihracatı, 2024 yılında 7,15 milyar dolara ulaştı. Sektördeki büyüme ivmesinin 2025 yılında da devam ettiği belirtilerek, yılın ilk on bir ayında 7,45 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşıldığı ve 2024 rekorunun aşıldığı kaydedildi. 2025 yılının tamamında ise ihracatın 8,5 milyar dolar seviyesinde kapandığı ve sektörün son beş yıldır yıllık ortalama %30 oranında büyüdüğü ifade edildi.

Haberlerde, Türkiye'nin dışa bağımlılığını %80'den %20'nin altına indirdiği, bu başarının arkasında on yıllardır süregelen devlet iradesi, finansal destek ve operasyonel tecrübenin yattığı aktarıldı.

ŞAMPİYONLAR LİGİNDE BEŞ TÜRK DEVLETİ

Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI) verilerine dayandırılan haberlerde; Baykar, ASELSAN, TUSAŞ (TAI), Roketsan ve MKE'nin dünyanın en büyük 100 savunma şirketi arasında yer aldığına dikkat çekildi.

Özellikle Baykar'ın sektörün lokomotifi olduğu belirtilirken, şirketin 2024 yılında gerçekleştirdiği 1,8 milyar dolarlık ihracatın toplam gelirinin yüzde 90'ını oluşturduğu bilgisi paylaşıldı. Bayraktar TB2'nin Ukrayna, Azerbaycan ve Kuzey Afrika'daki operasyonel başarısı ve maliyet etkinliği ile dünya çapında tercih edilen bir platform haline geldiği vurgulandı.

ASELSAN'ın ise 2024 yılında ihracatını yüzde 65 artırdığı ve yıllık gelirinin bazı ülkelerin toplam savunma bütçelerini geride bıraktığı ifade edildi.

ATİNA İSRAİL VE ABD'NİN KAPISINA GİTTİ

Yunan basınındaki analizlerde, 2025 yılının Türk savunma sanayisi için kritik bir yıl olduğu şu başlıklarla aktarıldı:

Haberlerde, Başkan Erdoğan'ın dış temaslarında Türk savunma ürünlerinin tanıtımına bizzat öncülük ettiği ve bu durumun milyonlarca dolarlık anlaşmalarla sonuçlandığı belirtildi.

Türkiye'nin Şubat 2025 itibarıyla küresel İHA pazarının yüzde 65'ini elinde tuttuğu belirtilirken, Türk silahlarının siyasi kısıtlamalar içermemesi, fiyat avantajı ve ortak üretim imkanları nedeniyle Orta Doğu, Afrika ve Asya'da yoğun ilgi gördüğü kaydedildi.

Yunan basını, Türkiye'nin bu gelişiminin Atina için stratejik bir öneme sahip olduğunu savundu. Türkiye'nin bölgesel bir güçten, stratejik özerkliğe sahip küresel bir aktöre dönüşmeye başladığı, Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi platformların etkinliğinin Atina'yı ABD ve İsrail'den yüksek maliyetli alımlar yapmaya yönelttiği yorumlarına yer verildi.

Son olarak, savunma sanayisinin Türkiye ekonomisi için "can damarı" haline geldiği, kilogram başına ihracat değerinin diğer sektörlerin çok üzerinde olduğu ve ekonomik zorluklara rağmen sektörün döviz girdisi sağlayan istikrarlı bir alan olmayı sürdürdüğü ifade edildi