Türkiye-Almanya ihracatında rota teknolojiye kırıldı: Türk sanayisi devlerle yarışıyor

AHK Türkiye Başkanı Bige Yücel, Türkiye ile Almanya arasındaki ticaretin kabuk değiştirdiğini vurgulayarak, ikili ilişkilerin artık sadece hammadde ticaretine değil, orta ve yüksek teknoloji odaklı sanayi entegrasyonuna dayandığını açıkladı. Yücel, Almanya'nın 2026'da da Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olma konumunu koruduğunu belirtti.

18 Nisan 2026 Cumartesi 12:02
Ekonomi Haberleri

AA



Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) Başkanı Bige Yücel, "Türkiye ile Almanya arasındaki ticarette orta ve yüksek teknoloji ürünlerinin ağırlığı arttı." dedi.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Yücel, Türkiye ile Almanya arasındaki ticaretin yapısına bakıldığında ilişkilerin yalnızca ham madde ticaretine dayanmadığını, aksine iki ülkenin birbirinin sanayi üretim zincirlerine derinlemesine entegre olduğunu söyledi.

Bu entegrasyonun, özellikle orta ve yüksek teknoloji ürünlerinin ticaretinde belirginleştiğini dile getiren Yücel, "Türkiye'den Almanya'ya ihraç edilen ürünler arasında ilk sırada otomotiv sektörü geliyor." açıklamasında bulundu.

Yücel, Türkiye ile Almanya arasındaki ticarette orta ve yüksek teknoloji ürünlerinin ağırlığının arttığını vurguladı.

Küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen Almanya'nın, Ocak 2026'da Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı konumunu açık ara korumayı sürdürdüğünü belirten Yücel, 2026 yılının ilk aylarının, Türkiye ile Almanya arasındaki köklü ekonomik ilişkinin ne kadar güçlü ve istikrarlı olduğunu gösteren bir dönem olduğunun altını çizdi.

Yücel, "Türkiye'nin dış ticaret verileri, özellikle yılın ilk ayında sergilenen performans, Türkiye ile Almanya arasındaki güçlü ticari etkileşimin sürdüğünü gösteriyor." açıklamasında bulundu.

AHK Türkiye Başkanı Bige Yücel, Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 Ocak ayı verilerine göre, Türkiye'nin toplam ihracatının 20 milyar 328 milyon dolar olarak gerçekleştiğini, bunun içinde Almanya'nın 1 milyar 780 milyon dolar ile ilk sırada yer aldığını vurguladı.

Bu verilerin, Türkiye'nin toplam ihracatındaki Almanya payının ne kadar kilit ve değerli olduğunu net biçimde ortaya koyduğunu kaydeden Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şubat 2026'da Türkiye'nin toplam ihracatı yıllık bazda artış göstermiş olsa da ülke bazlı detaylar henüz açıklanmadığından Almanya'ya yönelik rakamlar netleşmiş bulunmuyor. Bununla birlikte, ihracatımızın ana pazarlarında, özellikle Almanya'da, talebin güçlü seyrettiğine dair göstergeler mevcut. Şubat ayında Türkiye'nin toplam ihracatı yıllık bazda yüzde 1,6 artarak 21,1 milyar dolara yükseldi ve Almanya bu ayda da ana pazarlarımız arasında yer almayı sürdürdü.

Mart 2026'ya dair resmi veriler henüz yayımlanmadığı için ilk çeyreğe ilişkin toplam dış ticaret hacmini kesin olarak ifade etmek mümkün değil. Ancak ocak ve şubat verilerini dikkate aldığımızda, Türkiye-Almanya ticaret ilişkisinin 2026'nın ilk çeyreğinde de güçlü bir ivme yakaladığını söylemek mümkün."

Yücel, Ocak 2026 verilerinin ihracatın yüzde 92'sinden fazlasının imalat sanayi tarafından gerçekleştirildiğini gösterdiğini belirterek, bunun da otomotiv, makine, elektrik-elektronik ve beyaz eşya gibi sanayi ürünlerinin Almanya'ya satışındaki sürekliliği doğruladığını açıkladı.

"TÜRKİYE'NİN GÜÇLÜ OLDUĞU TEKSTİL, HAZIR GİYİM VE KONFEKSİYON ÜRÜNLERİ ALMANYA PAZARINDA İSTİKRARLI BİÇİMDE TALEP GÖRÜYOR"

Türkiye'nin güçlü olduğu tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon ürünlerinin Almanya pazarında istikrarlı biçimde talep görmeye devam ettiğini kaydeden Yücel, "Buna ek olarak, demir çelik ürünleri ile gıda kategorisinde özellikle fındık ve kuru meyveler, Almanya'nın geleneksel olarak yoğun talep gösterdiği ürünler arasında yer almaya devam ediyor." şeklinde konuştu.

Yücel, Almanya'dan Türkiye'ye ithalat kalemlerine bakıldığında tablonun daha çok yüksek teknoloji ve yatırım malları ağırlıklı bir yapı sunduğunu belirterek, "Türkiye'nin üretim kapasitesini artıran makine ve mekanik cihazlar ile endüstriyel hat ekipmanları, Almanya'dan yapılan ithalatın en büyük bölümünü oluşturuyor." açıklamasında bulundu.

Yücel, şunları kaydetti:

"Otomotivde üst segment araçlar, motor aksamları ve teknik komponentler önemli yer tutuyor. Bunun yanında kimyevi maddeler, plastik ham maddeleri ve sağlık sektörü için kritik öneme sahip eczacılık ürünleri ile tıbbi cihazlar da Almanya'dan yapılan ithalatın ana kalemleri arasında yer alıyor.

Bu tablo, Türkiye'nin Almanya için güvenilir bir tedarikçi ve üretim merkezi olduğunu; Almanya'nın ise Türkiye'nin ileri teknoloji, makine ve yatırım malları alanındaki en önemli ortağı olma rolünü güçlendirdiğini gösteriyor."

Yücel, Türkiye Almanya ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticari rakamlardan ibaret olmadığını, aynı zamanda karşılıklı teknoloji transferi, tedarik zinciri iş birlikleri ve yeşil dönüşüm alanındaki ortak hedefler üzerine inşa edilen dinamik bir yapıdan oluştuğunu dile getirdi.

Avrupa Birliği'nin karbon düzenlemeleri çerçevesinde Türk sanayisinin dönüşüm sürecinde Almanya'nın teknoloji ve know-how desteğinin daha da kritik hale gelmesini beklediklerini kaydeden Yücel, "Bu doğrultuda otomotivden makineye, elektronik ve enerji teknolojilerine kadar pek çok alanda ortaklıkların güçleneceğini öngörüyoruz." diye konuştu.

Yücel, Türkiye'de 80'in üzerinde veri merkezi ve 270 MW'ı aşan kapasite bulunduğunu, toplam alanın 2027'ye kadar yaklaşık 4 katına çıkarak 400 bin metrekare seviyesine ulaşmasının beklendiğini açıkladı.

Ayrıca kişi başına düşen veri merkezi sayısının AB ortalamasının altında olmasının pazarda halen önemli bir büyüme potansiyeline işaret ettiğini belirten Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu alan, özellikle Alman teknoloji ve altyapı şirketleri için somut iş birliği fırsatları sunarken, sanayinin dijital ve veri temelli dönüşümünü de hızlandıracaktır. Son olarak, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinin iş dünyası açısından önemli bir dönüm noktası olacağına inanıyoruz.

İklim politikalarının ticaret üzerindeki etkisi her geçen gün artarken, karbon düzenlemeleri, yeşil finansmana erişim ve uyum maliyetleri şirketlerin rekabet gücünü doğrudan şekillendiriyor. AHK Türkiye olarak COP31'i, özellikle enerji ve sürdürülebilir sanayi alanlarında iki ülke arasındaki iş birliklerini ileriye taşıyacak önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz."