AA
Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzenini, demokrasisini ve milli iradesini hedef alan FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Vatandaşların canları pahasına ülkeyi savunduğu o karanlık gecenin yıl dönümünde, o gece Ankara'da aktif rol oynayan eski üst düzey rütbeli askerlerin savcılık ifadeleri, ihanet gecesinin karanlıkta kalan noktalarını aydınlatıyor.
Ankara'daki başsavcılıklarca yürütülen soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan ve yargılandıkları ağır ceza mahkemelerinde müebbet hapis cezalarına çarptırılan darbeci askerlerin savcılık sorgularındaki beyanları, darbe girişiminin komuta kademesindeki işleyişi ortaya koyuyor.
Söz konusu ifadeler, Akıncı Üssü başta olmak üzere karargahlardan yükselen bombalama emirlerini, telsiz kayıtlarına yansıyan talimatları ve örgüt mensubu olmayan alt rütbelere yönelik baskıyı da göz önüne seriyor.
Darbe girişimi gecesi komutanlıklar ve stratejik kurumlarda aktif rol oynayan üst düzey rütbeli askeri personelden bazıları örgütle bağını kabul ederken, bazıları kabul etmeyerek "emir" aldıkları gerekçesiyle eylemleri gerçekleştirdiklerini savunuyor.
Akıncı Üssü davasında yargılanarak, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan "Osman" kod adlı eski üsteğmen Adem Kırıcı savcılık ifadesinde, lise döneminde FETÖ ile irtibat kurduğunu ve Hava Harp Okulunu "cemaat abisi"nin yönlendirmesiyle tercih ettiğini söyledi.
Kırıcı, eski binbaşı Mehmet Fatih Çavur'un 14 Temmuz'da kendisini, eski pilot üsteğmenler Müslim Macit ve Mehmet Çetin Kaplan'ı lojmandaki evine çağırdığını ifade ederek, Çavur'un kendilerine ertesi gün önemli bir harekat yapılacağını, Akıncı'nın merkez olacağını, faaliyetin eski albay Ahmet Özçetin'in bilgisi dahilinde yürütüleceğini ve Genelkurmay'dan gelecek hedeflere göre operasyon yapılacağını söylediğini iddia etti.
15 Temmuz'da 141. Filo'da pilotların toplandığını belirten Kırıcı, dönemin 141. Filo Komutanı eski yarbay Hakan Karakuş'un gizli bir harekat yapılacağını ve hedeflerin daha sonra bildirileceğini söylediğini aktardı.
Kırıcı, gece saatlerinde Çavur ile ilk uçuşa, daha sonra eski pilot üsteğmen Mustafa Konur'la ikinci uçuşa çıktığını, Genelkurmay koordinatı üzerinde bulunduklarını aktardı.
Genelkurmay üzerindeyken insan topluluğu gördüğünü, bu nedenle silahların "safe" konuma alınmasını, alçak irtifaya inilmemesini ve atış yapılmamasını söylediğini kaydeden Kırıcı, kendisinin herhangi bir atış yapmadığını, lazerle hedef işaretlemediğini ve 3000 feet altına inmediğini savundu.
Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin davada, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Cumhurbaşkanına suikast" ve 77 kişinin şehit edilmesine ilişkin toplam 79 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan eski yüzbaşı Ahmet Tosun da ifadesinde, 15 Temmuz'da mesai bitiminden sonra pazartesi programını yapmak için filoda kaldığını öne sürdü.
Tosun, o gün saat 18.30 sıralarında, dönemin 141'inci Filo Komutanı eski yarbay Hakan Karakuş'un personeli toplayarak kapsamlı bir terörle mücadele harekatı olacağını söylediğini ve saat 20.30 civarında yapılan ikinci toplantıya kendisinin alınmadığını belirtti.
Kendisine hedeflerin şifreli şekilde yazılı olduğu bir kağıt verildiğini anlatan Tosun, haritanın Ankara şehir merkezi olduğunu öğrendiğini ve bu nedenle olağan bir terörle mücadele faaliyeti olmadığını düşündüğünü öne sürdü.
Tosun, TBMM, Emniyet Özel Harekat, Emniyet Havacılık, TÜRKSAT ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çevresine ilişkin bombalama/uçuş talimatlarını eski albay Ahmet Özçetin'den aldığını ve pilotlara ilettiğini itiraf etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağının önlenmesi, Polis Özel Harekat, TBMM, TÜRKSAT, Kızılay-Genelkurmay hattında ses üstü geçiş ve külliye çevresine atış talimatlarını da Özçetin'den aldığını kaydeden Tosun, saat 05.47 civarında külliye çevresine yönelik atış emrini eski yarbay Hakan Karakuş'a ilettiğini, Karakuş'un da bunu eski pilot üsteğmen Macit'e aktardığını ifade etti.
Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin davada "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs" ve 75 kişiye yönelik "nitelikli kasten öldürme" suçlarından 77 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan eski pilot Hasan Hüsnü Balıkçı da ifadesinde, ilk uçuşta "Aslan-3" koduyla havalandığını, uçağın bilgisayarını bozarak görev yapamaz hale getirdiğini ve geri indiğini savundu.
İkinci uçuşta TBMM ön bahçesi koordinatına 1 LGB bombası bıraktığını ve TBMM'ye bomba bıraktıktan sonra Ankara üzerinde alçak uçuş yaptığını belirten Balıkçı, "TBMM'ye bomba atarak büyük bir hata yaptığımı kabul ediyorum. Bir gecede vatan haini olduğumun farkındayım." dedi.
Aynı davada "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs" ve 75 kişiye yönelik "nitelikli kasten öldürme" suçlarından 77 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan eski yüzbaşı Hüseyin Türk de ifadesinde, olay gecesi "Aslan-6" çağrı adıyla uçuş yaptığını, ilk hedefe 4 MK-82, şehir içi olduğunu fark ettiği ikinci koordinata "Mutabık mıyız?" sorusu sonrası 2 bomba attığını itiraf etti.
Sonradan bu koordinatın TBMM'ye yakın olduğunu fark ettiğini söyleyen Türk, eylemlerinin darbe girişimine hizmet ettiğini Gölbaşı Polis Özel Harekat Merkezi'ne bomba atıldığında anladığını savundu.
Akıncı Üssü'ndeki eylemlerine ilişkin davada 16 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 283 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kavşağı'nı bombalayarak 15 kişiyi şehit eden eski pilot üsteğmen Müslim Macit ifadesinde, lise son sınıfta arkadaşı vasıtasıyla bir eve gittiğini ve Fetullah Gülen'in videolarının izlendiği ortama dahil olduğunu söyledi.
İlk maaşını ve sonraki maaşlarının yüzde 15'ini örgüte himmet olarak verdiğini anlatan Macit, kurmaylık sınavı öncesinde kendisine SD kart ile şifre verildiğini, buradaki soruların sınavda çıktığını ve sınavdan 88 puan aldığını dile getirdi.
Macit, eski binbaşı Mehmet Fatih Çavur'un 14 Temmuz'da kendisi ile pilot üsteğmenler Adem Kırıcı ve Mehmet Çetin Kaplan'ı evine çağırarak, "Siz bugüne kadar bunlar için yetiştirildiniz. Verdiğimiz emeğin karşılığını ödeyeceksiniz. Ben sizin evlere gidip gelmenizi biliyorum." dediğini anlattı.
Darbe girişimi gecesi koordinat çevirme görevinin kendisine verildiğini söyleyen Macit, Gölbaşı Polis Özel Harekat, Milli İstihbarat Teşkilatı, Genelkurmay, TBMM ön avlusu, Kızılay, TÜRKSAT, Jandarma Genel Komutanlığı ve AK Parti Genel Merkezi gibi yerlerin koordinatlarını çıkardığını belirtti. Macit, o gece F-16'yla havalandığını, Jandarma Genel Komutanlığı civarındaki kavşak ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çevresi hattına yönelik iki ayrı MK-82 atışı yaptığını aktardı.
Genelkurmay çatı davasında yargılanarak "anayasayı ihlal", "Cumhurbaşkanına suikast" ve "kasten öldürme" suçlarından 138 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve çeşitli suçlardan değişen oranlarda cezaya çarptırılan eski albay Ahmet Özçetin, ifadesinde, 15 Temmuz 2016'da 4. Ana Jet Üs Komutanlığında Harekat Komutanı olduğunu söyledi.
Olay günü yapılan uçuş hazırlıklarının terörle mücadele kapsamında olduğunu öne süren Özçetin, akşam saatlerinde çok sayıda helikopterin üsse geldiğini, gelenlerden birinin "Yurtta Sulh Harekatı" kapsamında indiklerini söylediğini belirtti.
Silahlı kişilerin kendilerine silah doğrultarak, "Yurtta Sulh Harekatı kapsamında itaat edeceksiniz." dediklerini iddia eden Özçetin, F-16 kalkışları ile bazı konuşmaları, özel kuvvetler personelinin zorlaması ve tehdidiyle yaptığını savundu.
Özçetin, Polis Özel Harekat'a yönelik yol, nizamiye ve bazı yerlerin vurulması yönündeki sözleri tehdit altında söylediğini, diğer bombalamalarla ilgisi olmadığını iddia etti.
Genelkurmay çatı davasında 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve darbe teşebbüsü günü Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kuvvet Geliştirme Teşkilat Daire Başkanlığında görev yapan eski tuğgeneral Erhan Caha, 16 Temmuz'da beraberindeki iki albayla birlikte Yenimahalle Merkez Polis Karakoluna giderek teslim olduğunu söyledi.
Mesai bitiminden sonra TSK Komuta Harekat Merkezi'nden gelen gizli mesaj formunda silahlı kuvvetlerin yönetime el koyduğu, sıkıyönetim ilan edildiği ve kendisinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı karargah sorumlusu olarak görevlendirildiğinin yazılı olduğunu belirten Caha, mesajı ilk gördüğünde bunun normal emir-komuta zinciri içinde yapıldığını düşündüğünü ancak kısa süre sonra olağan dışı olduğunu fark ettiğini, emre uyarsa darbe başarısız olursa, uymazsa darbe başarılı olursa suçlanacağını düşündüğünü savundu.
Caha, hiçbir personele ya da sivile ateş edilmesi talimatı vermediğini, vatandaşları tahrik etmeyecek şekilde davranılmasını istediğini iddia etti.
Aynı davada "anayasal düzeni ihlal" suçundan bir, 10 kişiyi şehit etmekten 10 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılan eski yarbay Gökhan Eski de savcılık ifadesinde, olay tarihinde istihbarat yarbay rütbesiyle Genelkurmay Başkanlığı Emniyet Subayı olarak görev yaptığını, karargah içindeki güvenlik kameralarının kontrol ve yönetiminden sorumlu olduğunu ifade etti.
Örgütle 1986'da ortaokul 1'inci sınıfta tanıştığını, "Bahadır" kod adlı "abi"nin kendisine "Salih" kod adını verdiğini, askeri lise, Harp Okulu ve görev yerlerinde farklı "abi"lerle irtibatının sürdüğünü anlattı.
Eski, dönemin Genelkurmay Başkanının odasında "radyo" olarak tabir edilen küçük dinleme cihazlarıyla ses kaydı yapıldığını, cihazlar dolunca kapalı zarf içinde kendisine verildiğini ve kendisinin bunları "Recai/Murat" adlı "abi"ye ulaştırdığını belirtti.
Darbe girişiminin yönetici kadrosu olan "Yurtta Sulh Konseyi" mensuplarından eski tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün kendisine 13 Temmuz'da, "Bu hafta kritik bir hafta, güvenlik konusunda daha hassas ol." dediğini söyleyen Eski, 15 Temmuz akşamı Partigöç'ün emniyet kulübelerini arttırma, silahları açma, ani müdahale mangası ve hazır kıtanın yerini alması yönünde emir verdiğini söyledi.
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin "çatı" davada "anayasayı ihlal"den ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın emir subayı Yarbay Levent Türkkan, ifadesinde, cemaate yıllarca gönüllü hizmet ettiğini ve bağlı olduğu "abi"lere itaat ettiğini kaydetti.
Jandarma Okullar Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin davada "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan eski albay Arif Kalkan ise ifadesinde cemaat yapılanmasıyla 1984 yılında ortaokul 3'üncü sınıfta tanıştığını, askeri lise ve Harp Okulu dönemlerinde cemaat evlerine gittiğini ifade etti.
Kalkan, Gülen'le iki kez görüştüğünü ve ilk görüşmede kendisine "Baki" kod adının verildiğini kaydetti. Darbe girişiminden önce bir adrese götürüldüğünü ifade eden Kalkan, burada "jandarma imamı" olduğunu düşündüğü bir "abi" ile tanıştırıldığını ve kendisine Yüksek Askeri Şura'da cemaat mensubu askerlerin ihraç edileceği ve bu nedenle yönetime el konulacağı bilgisinin verildiğini belirtti.
Kalkan, kendisine Güvercinlik Karargah lojmanlarındaki bazı generalleri alıp Akıncı Üssü'ne götürme görevi verildiğini, telefonuna programlar yüklendiğini, "MERKEZ" ve sonra "YS" isimli hat üzerinden haberleştiklerini, darbenin başlayacağı bilgisinin "YS BAŞLADI" mesajıyla verileceğini aktardı.
Aynı davada "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski yarbay Fazıl Ergün, FETÖ ile ortaokul döneminde tanıştığını, meslek hayatı boyunca farklı görev yerlerinde örgütsel irtibatını sürdürdüğünü belirtti.
Ergün, Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığı Astsubay Tayin Şube Müdürlüğüne 2011'de atandıktan sonra, askeriyenin "cemaat imamı" olduğunu düşündüğü "Osman" kod adlı kişiyle görüştüğünü, bu kişinin, atama dönemlerinde kendisine 30-40 kişilik personel listeleri getirdiğini anlattı.
Darbe teşebbüsünden 12 Temmuz'da haberdar olduğunu belirten Ergün, olay gecesi çatışma yaşanmadığını, kimseye ateş etmediklerini, personele kendi emri olmadan ateş etmemeleri yönünde talimat verdiğini savundu.
Ergün, sabah saatlerinde personeli serbest bıraktığını, daha sonra birliğine giderek teslim olduğunu ve pişman olduğunu söyledi.
Kara Havacılık Komutanlığındaki eylemlere ilişkin davada 24 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan eski yarbay İlkay Ateş ise savcılık ifadesinde, örgütle Samsun'da ortaokul öğrencisiyken tanıştığını, ders çalışma, namaz ve Gülen'in vaaz kasetleri dinleme faaliyetlerine katıldığını dile getirdi.
Askeri okulda okuduğu ve görev yaptığı dönemlerde de örgüt evlerine gitmeye devam ettiğini anlatan Ateş, "Akif" kod adlı "abi"nin Komutanlık ve Karargah Subaylığı sınavı için SD kart verdiğini, kartta daha önce çıkmış sorular ve önem derecesi işaretli dijital dokümanlar bulunduğunu, sınavda bu materyallerle başarı sağladığını ifade etti.
Ateş, darbe girişimi gecesi süper kobra helikopterle Genelkurmay üzerinde uçtuğunu, polis araçlarına ateş emri geldiğinde, "Silah sistemi arızalı." diyerek atış yapmadığını iddia etti.
Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayındaki eylemlere ilişkin davada, "anayasal düzeni ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski yarbay Ümit Gençer ise savcılık ifadesinde, olay günü kendisine silah verildiğini ve uzman çavuşlarla birlikte TRT binasına gittiklerini anlattı.
TRT'de önce bildiriyi kendisinin okuyacağını düşünerek harici kıyafet giydiğini ancak eski albay Orhan Yıkılkan'ın arayarak bildiriyi kendisinin okumamasını, bir spikere okutmasını emrettiğini, bunun üzerine spikerin bildiriyi okuduğunu belirten Gençer, yakalanmadan önce halk üzerine geldiği için tabancasıyla havaya ateş ettiğini, kimsenin canı yanmaması için teslim olduğunu, halkın "Yanlış yapıyorsunuz." demesiyle pişman olduğunu söyledi.