Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Riyad çıkarması! Muhammed bin Selman ile görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır'a gerçekleştireceği ziyaretler kapsamında yola çıktı. Erdoğan, Suudi Arabistan Krallığı Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın davetine icabetle bugün Riyad'da kritik temaslar gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçekleştireceği ziyaretler, 2026 yılı açısından bu iki ülkeye yapılacak ilk resmi temaslar olma niteliğini taşıyor.

3 Şubat 2026 Salı 10:43
Güncel Haberleri

HABER MERKEZİ



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır'a gerçekleştireceği ziyaretler kapsamında yola çıktı.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan Krallığı Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın davetine icabetle bugün Riyad'da temaslarda bulunacağını bildirmişti.

Görüşmelerde Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesine yönelik ilave adımlar ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alınacak.

YARIN KAHİRE'DE BULUNACAK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ziyaretinin ardından yarın Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi'nin davetiyle Kahire'ye geçecek. Ziyaret kapsamında Erdoğan, Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi'nin ikinci toplantısına Mısırlı mevkidaşıyla birlikte eş başkanlık edecek.

Mısır temaslarında ikili ilişkilerin yanı sıra Filistin başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulması öngörülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ayrıca ziyaret kapsamında düzenlenecek Türkiye-Mısır İş Forumu'na da katılması planlanıyor.

ZİYARETİN ANA GÜNDEMİ YENİ ANLAŞMALAR

Son dönemde Suudi Arabistan ile Türkiye arasında ekonomik, siyasi ve benzer alanlarda yaşanan yakınlaşmadan bahseden Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Haşim Süngü, ziyaretlere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerde özellikle ekonomi ve yatırım boyutunu daha ileri bir aşamaya taşıma iradesinin güçlü bir göstergesidir. Ziyaretin ana gündemini, yeni anlaşmalara varmak, ticaret hacminin artırılması, karşılıklı yatırımların teşvik edilmesi ve özel sektör iş birliklerinin derinleştirilmesi oluşturmaktadır."

"YENİ YATIRIM PROJELERİNİN ÖNÜNÜN AÇILMASI BAKIMINDAN ÖNEMLİ AVANTAJLAR SUNUYOR"

Süngü, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 hedefleri ile Türkiye'nin sanayi, üretim, mühendislik ve teknoloji alanındaki kapasitesinin büyük ölçüde örtüştüğünü belirterek, bu ziyaretin iş dünyası açısından yalnızca mevcut ilişkilerin güçlenmesi değil, aynı zamanda yeni ve somut yatırım projelerinin önünün açılması bakımından da önemli avantajlar sunduğunu vurguladı.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacminin 8 milyar doların üzerine çıktığını kaydeden Süngü, bu seviyenin önemli olduğunu ancak iki ülkenin ekonomik büyüklüğü ve potansiyeli dikkate alındığında söz konusu rakamın uzun vadede 30 milyar dolar seviyesine çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Süngü, "Bu hedeflere ulaşmanın yolu, klasik ticaret anlayışının ötesine geçerek ortak yatırımlar, yerinde üretim ve proje bazlı iş birliklerini artırmaktan geçmektedir. İş dünyası arasındaki doğrudan temasların güçlenmesi bu sürecin en kritik unsurudur." dedi.

"EKONOMİK İLİŞKİLER DAHA DENGELİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR YAPIYA KAVUŞACAK"

DEİK Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Süngü, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında başta enerji, altyapı, inşaat, sanayi, savunma sanayisi, sağlık, turizm ve dijital dönüşüm olmak üzere birçok alanda güçlü yatırım ve iş birliği fırsatlarının bulunduğuna dikkat çekti.

Suudi Arabistan'da hayata geçirilen Neom, Qiddiya, Kızıldeniz ve Al Ula gibi mega projelerin Türk firmaları için önemli potansiyel sunduğunu belirten Süngü, şunları kaydetti:

"Bu projeler, Türkiye'nin güçlü mühendislik, üretim ve teknoloji altyapısı için güvenilir bir iş ortaklığı zemini oluşturmaktadır. Önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımların artması ve uzun vadeli stratejik ortaklıkların güçlenmesiyle Türkiye-Suudi Arabistan ekonomik ilişkilerinin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağına inanıyoruz."