AA
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, GAMER'de düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin güvenlik stratejisine ilişkin kapsamlı bir vizyon ortaya koydu. Çiftçi, siber suçlardan sınır güvenliğine, çocukların suçtan korunmasından Emniyet Teşkilatı'nın yeniden yapılandırılmasına kadar pek çok kritik konuda net mesajlar verdi. Bakan, önleyici ve bütüncül bir güvenlik anlayışını kalıcı hale getirme kararlılığını vurguladı.
Çiftçi, bakanlıktaki Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi'nde (GAMER) haber ajanslarının temsilcilerinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
İçişleri Bakanlığının yeni dönemdeki güvenlik politikası ve vizyonuna ilişkin soru üzerine Çiftçi, devlette devamlılığın esas olduğu anlayışı şiar edinerek hareket ettiklerini belirtti.
Çiftçi, AK Parti hükümetlerinin her alanda olduğu gibi güvenlik stratejisinde de çok büyük adımlar attığını ve politikalar geliştirdiğini ifade ederek, "Bizlerin de güvenlik politikasına dair temel vizyonu, Türkiye'nin huzurunu, birliğini, beraberliğini ve istikrarını korumak, hızlı karar alabilen, sahada etkin, koordinasyonu yüksek ve vatandaş odaklı bir güvenlik mimarisi inşa etmektir. Muhterem Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda sadece ortaya çıkan tehditlere reaksiyon gösteren değil, riskleri önceden görerek, muhtemel riskleri önceden hesap ederek önleyici, bütüncül ve sürdürülebilir bir sistemi kurumsallaştırmanın, böyle bir yapı inşa etmenin gayreti içerisinde olacağız." diye konuştu.
Sadece güvenlik birimlerinin fiziki kapasitesini artırmayı düşünmediklerini anlatan Çiftçi, şöyle devam etti:
"Her açıdan kurumlarımızın koordinasyonunun güçlü hale getirilmesi, dijitalleşme, yerli ve milli teknolojilerin kullanılması ve en temelde de vatandaşlarımızla güven ilişkisinin daha sağlam hale gelmesini merkeze alıyoruz. Suçu üreten kaynağı kurutacak kalıcı bir sistem kurmak, bizim olmazsa olmazımızı teşkil ediyor. Türkiye'nin yeni güvenlik mimarisi, güçlü devlet, güçlü teknoloji ve güçlü toplum işbirliği üzerine tesis edilecektir, bina edilecektir. Amacımız, vatandaşlarımızın kendisini her yerde güvende hissettiği, kamu düzeninin en üst seviyede sağlandığı ve Türkiye'nin istikrarının daha da pekiştiği bir güvenlik sistemini kalıcı hale getirmektir. Bu doğrultuda da çalışmalarımızı kararlı şekilde sürdüreceğiz."
Çiftçi, "Bakanlık olarak siber suçlarla mücadelede yeni dönemde nasıl bir strateji izleyeceksiniz?" sorusu üzerine, suç örgütlerinin artık bilinen, klasik yöntemlerle hareket etmediğini söyledi.
Dijitalleşmenin hayatın her alanına yaygınlaşmasıyla beraber suç türü çeşidinin söz konusu olduğunu dile getiren Bakan Çiftçi, "Özellikle çevrim içi dolandırıcılık, sanal bahis, veri hırsızlığı ve sosyal medya üzerinden organize edilen suç faaliyetleri, güvenlik gündemimizin önemli başlıklarından biri haline gelmiş durumda. Daha çok onlar da (dolandırıcılar) sosyal medya üzerinden, internet üzerinden vatandaşlarımızı ağlarına düşürüyorlar ve bu şekilde onların canlarını yakıyorlar." şeklinde konuştu.
Çiftçi, İçişleri Bakanlığı olarak, dolandırıcıların bu stratejisine paralel olarak yeni suç tiplerine yönelik mücadelelerini çeşitlendirdiklerini, onların usulleriyle, onlardan daha iyi şekilde mücadele etmeye gayret ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Bu kapsamda da hem Emniyet Genel Müdürlüğümüz hem de Jandarma Genel Komutanlığımız bünyesindeki siber suçlarla mücadele birimlerimizin hem insan kaynağını hem de teknik kapasitesini önemli ölçüde artırmaya gayret ediyoruz. Mesela yapay zeka destekli analiz sistemleri, gelişmiş veri takip altyapıları ve uluslararası işbirlikleriyle dijital suç ağlarını çok daha hızlı tespit edip müdahale edebilen bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle organize dolandırıcılık şebekelerine karşı yürüttüğümüz operasyonlarla da her yıl binlerce şüpheliyi yakalayıp adli makamlara teslim ediyoruz."
Vatandaşların da dijital güvenlik konusunda bilinçli olmasının kendileri için son derece önemli olduğunu vurgulayan Çiftçi, "Vatandaşlarımızın da bu konuda bilinçli hareket etmeleri gerekiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemlerde vatandaşlarımızı daha da bilinçlendirmek, onların farkındalığını artırmak için eğitici faaliyetlere, bilinçlendirme faaliyetlerine ağırlık vereceğiz. Bu kesim dolandırıcılar özellikle yaşlı insanlarımızı, bilişim sistemlerini kullanmayı çok fazla bilemeyen vatandaşlarımızı ve gençleri ağlarına düşürebiliyorlar." dedi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, bunun için de söz konusu kesimleri bilgilendirmeye, bilinçlendirmeye yönelik faaliyetleri daha da artıracaklarını dile getirerek, "Yani istiyoruz ki dijital dünyada suç işleyenlerin kendilerini güvende hissedebilecekleri hiçbir alan kalmasın. Bu alanda herhangi bir boşluk bırakmayalım." ifadesini kullandı.
Çiftçi, "Bakanlık olarak suça sürüklenen çocukları suçtan korumak için ve sokaktaki tehlikelerden korumak için nasıl bir yol haritanız var?" sorusunu, şu sözlerle yanıtladı:
"Suça sürüklenen çocuklar meselesi aslında sadece bir güvenlik sorunu değil, bütün bir toplum olarak hepimizin ortak sorumluluğu içerisinde yer alıyor. Her çocuğun doğru yönlendirme ve destekle yeniden topluma kazandırılabileceğine inanıyoruz. Bundan 6 ay önce de suça sürüklenen çocuklarla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Devlet Bahçeli'nin üzerinde hassasiyetle durduğu, dikkat çektiği hususlar büyük önem taşıyor. Bu nedenle yeni dönemde hayata geçirdiğimiz yeni güvenlik mimarisi olarak da adlandırdığımız anlayışımızda, çocuklarımızın güvenliği öncelikli başlık olarak öne çıkıyor."
Çiftçi, bu yaklaşımın yalnızca suçla mücadeleyi değil, önleyici, proaktif ve bütüncül bir güvenlik sistemini de kapsadığını dile getirdi.
Emniyet ve jandarma birimlerinin, sahada riskli bölgeleri ve okul çevrelerini yakından takip ederken teknolojik altyapı ve veri temelli yönetim sistemleri sayesinde de çocukların maruz kalabilecekleri tehlikeleri önceden tespit edebildiklerini belirten Çiftçi, böylece müdahalelerin sadece olay sonrasında bastırıcı kolluk şeklinde değil, önleyici tedbirlerle de gerçekleştiğini vurguladı.
Bakan Çiftçi, bununla birlikte güvenliğin tek başına da yeterli olmadığına işaret ederek, "Okullarımızda, diğer alanlarda sadece güvenlik tedbirleri almamızla bunun önlenebileceğini de düşünmüyoruz. Bu yüzden de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığımız arasında ortak projeler yürüterek çocukların eğitimden kopmasını önlemek, sosyal ve sportif faaliyetlerle onların topluma yeniden kazandırılmasını, yeniden bağlanmalarını sağlamak da temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Yeni güvenlik mimarimizde kurumsal koordinasyon, sahadaki görünür güvenlik ve toplumla karşılıklı güven ilişkisi bir arada işliyor. Her üçü de birbirini destekliyor." dedi.
Çocukları sokaktaki tehlikelerden korumanın ve onları topluma kazandırmanın bu sistemin doğal bir parçası halinde olduğunu anlatan Çiftçi, "Çocuklarımızın güvenliği ve topluma kazandırılması, yeni güvenlik mimarimizin hem öncelikli hem de somut olarak hayata geçirdiğimiz bir ayağını teşkil ediyor." ifadesini kullandı.
Bakan Çiftçi, "ABD, İsrail ve İran gerilimi sonrası özellikle İran tarafından ülkemize yeni bir göç dalgası iddiaları konuşuluyor. O bölgede olası bir hareketliliğe karşı alınan tedbirler nelerdir ve fiziki güvenlik şartlarındaki son durum nedir, geri gönderme merkezlerimizin kapasite durumu nedir?" sorusu üzerine, savaş başladığından bu yana sınır illerdeki sınır kapılarını yakından takip ettiklerini bildirdi.
Sınır illerinde görev yapan valilerle de sürekli temas halinde olduklarını, video konferans sistemi üzerinden bu konuyla ilgili toplantılar gerçekleştirdiklerini söyleyen Çiftçi, "Aynı zamanda savaşın başladığı tarihten bu yana sınır kapılarımızdan giriş-çıkışları da yakından takip ediyoruz, gözlemliyoruz." diye konuştu.
Çiftçi, savaşın başladığı tarihten bu yana İran tarafından Türkiye tarafına Türk vatandaşlarının rahatlıkla geçebildiği, bu konuda herhangi bir sınırlamanın olmadığı bilgisini paylaşarak, şöyle devam etti:
"İran, kendi vatandaşlarına yönelik olarak bir sınırlama getirmiş durumda. Kendi vatandaşlarını bizim tarafa bırakmıyorlar. Aynı zamanda üçüncü ülke vatandaşlarının da bizim tarafımıza geçmesine müsaade etmiyorlar. Bizim tarafımızdan da İran tarafı kendi vatandaşlarını kabul ediyor, onun dışında diğer geçişlere de müsaade etmiyor.
Bunun neticesinde şunu görüyoruz: Savaşın başladığı tarihten bu yana bizim tarafımıza geçişlerde, İran vatandaşlarının geçişlerinde neredeyse üçte bir veya dörtte birlik bir azalma var. Kendi taraflarına geçişlerde, kendi vatandaşları açısından da bir artış var. Dolayısıyla şu anda sınırlarımızda, sınır illerimizde herhangi bir hareketlilik olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tabii şu anda savaşın ne zaman biteceğini, bu sürecin ne zaman sona ereceğini bilemiyoruz. Ama biz gerek İçişleri Bakanlığımız olarak Göç İdaresi, AFAD, öbür taraftan Milli Savunma Bakanlığımız sürekli bölgeyi izliyoruz, gelişmeleri takip ediyoruz. Bununla ilgili alınması gereken tüm tedbirleri de almış durumdayız. Şu anda herhangi bir sıkıntı yok."
Emniyet Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ve kolluk personelinin çalışma koşullarıyla ilgili soru üzerine Çiftçi, kolluk kuvvetlerinin Türkiye'nin güvenliğini ve vatandaşların huzurunu sağlayan isimsiz kahramanlar olduğunu, onlara şükran borçlu olduklarını söyledi.
İçişleri Bakanı, Türkiye'de huzur içerisinde, güven içerisinde yaşanıyorsa, huzur içerisinde uyunabiliyorsa, bunun güvenlik güçlerinin 7 gün 24 saat görev yapmaları neticesinde olduğunu kaydetti.
Bundan dolayı emniyet, jandarma, Sahil Güvenlik teşkilatlarına, güvenlik korucularına, bütün personele teşekkür eden Çiftçi, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Ben de bir özel harekat polisinin babası olarak polislerin sorunlarını, onların beklentilerini gayet yakından biliyorum. Bir yandan böyle fedakar bir şekilde çalışmalarını hem görüyorum hem de onların beklentilerini de yakından takip ediyorum. Dolayısıyla onların çalışma şartlarını, imkanlarını, hayatlarını daha kolaylaştırmak için elimizden geldiği kadar gayret edeceğiz.
Bu noktada da Emniyet Teşkilatı Kanunu 1937 yılında çıkarılmış. Aradan da uzun bir zaman geçmiş. Kanunun günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden güncellenmesi gerekiyor. Çünkü şu anda Emniyet Teşkilatımız neredeyse 350 bin kişilik bir kadroya ulaştı, dev bir orduya ulaştı. Bunun 280 binini polislerimiz oluşturuyor. Amir sınıfında olan emniyet mensuplarımız, bekçilerimiz var. Dolayısıyla artık mevcut kanunun Emniyet Teşkilatımıza dar geldiğini, yeniden güncellenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bununla ilgili geçmiş dönemde benden önce başlayan bir hazırlık, çalışma var. Biz de arkadaşlarımızla beraber bu çalışmayı devam ettirmeyi düşünüyoruz."