AA
Doku soruşturması kapsamında Tunceli ve Erzurum cumhuriyet başsavcılıklarının talimatları doğrultusunda Elazığ, Malatya, Ankara, İstanbul ve Tunceli'de eş zamanlı operasyonlar düzenlendi.
Operasyonlarda aralarında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel, Gülistan Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi, 3 doktor, 1 hemşire, 1 bilgi işlem görevlisi, 5 veri giriş personeli, 1 iş insanı ve 2 güvenlik korucusunun bulunduğu toplam 15 şüpheli gözaltına alındı.
Şüphelilerin jandarma ve emniyetteki işlemleri sürüyor.
GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDAKİ YENİ DELİL VE TESPİTLERE İLİŞKİN AÇIKLAMA
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, soruşturma çerçevesinde derinlemesine ifade analizleri ile siber, teknik, dijital, finansal ve saha araştırmalarının sürdüğü belirtildi.
Dosyada bugüne kadar temin edilen tüm bilgi, bulgu, belge ve diğer delillerin bütüncül analizle değerlendirilme işlemlerinin devam ettiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Yapılan çalışmalar neticesinde, soruşturmanın odak noktalarından birini teşkil eden, mağdur Gülistan Doku'nun gebe kalma şüphesiyle Tunceli Devlet Hastanesi'nde muayene ve tedavi gördüğü, tıbbi muayene kayıtlarının kasıtlı ve profesyonel şekilde silinerek delillerin organize ve bilinçli bir biçimde karartıldığı iddialarına ilişkin önemli tespit ve delillere ulaşılmıştır. Elde edilen deliller ışığında olayla bağlantılı oldukları değerlendirilen 3 doktor, 1 bilgi işlem uzmanı, 5 veri giriş ve kontrol işletmeni ile 1 hemşire olmak üzere toplam 10 şüpheliye yönelik, Tunceli, Malatya ve Elazığ illerinde belirlenen adreslerde bugün eş zamanlı operasyon düzenlenmiş olup, hedef şüphelilerin tamamı gözaltına alınmıştır."
- TUNCELİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada ise şu bilgiler verildi:
"Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de kaybolması ve sürecin bir cinayetle sonuçlandığı yönündeki iddialar doğrultusunda, Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2020/52 soruşturma sayılı dosyası üzerinden elde edilen tanık, gizli tanık ve bilgi sahibi beyanları, ihbarlar, HTS kayıtları ile tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde Gülistan Doku'nun cansız bedeninin şüphelilerle irtibatlı korucular tarafından organize ve bilinçli bir şekilde gömüldüğü veya yok edildiğine yönelik önemli tespit ve delillere ulaşılmıştır. Elde edilen deliller ışığında, Ankara, Elazığ, İstanbul ve Tunceli'de, olayla bağlantılı oldukları değerlendirilen ikisi güvenlik korucusu 5 şüpheliye yönelik belirlenen adreslerde bugün eş zamanlı operasyon düzenlenerek arama el koyma işlemi icra edilmiş, hedef şüphelilerin tamamı gözaltına alınmıştır."
GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA SINIF ARKADAŞININ İFADESİNE ULAŞILDI
Doku'nun sınıf arkadaşı G.İ, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde, Gülistan Doku ile 2018 yılında Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü'nde öğrenim görmeye başladıklarını anlattı.
Doku ile Atatürk Mahallesi'nde bulunan farklı binalardaki yurtlarda kaldığını belirten G.İ, "Gülistan Doku adaletli, merhametli, neşeli çok iyi bir kızdı. Siyasetle ilgisi yoktu. Okuluna gelip giderdi. Son dönemlerde KPSS'ye hazırlanıyordu. Bunun için kitaplar almıştı. Hedefleri ve hayalleri vardı. Asla intihar edecek bir kız değildi. Okul dışındaki zamanlarda kafelerde, restoranlarda garson olarak çalışırdı." beyanında bulundu.
G.İ, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov'un kıskançlık nedeniyle genç kızı kısıtladığını iddia ederek, şunları kaydetti:
"Mesela Gülistan'la biz stajdan çıktıktan sonra bir yere gitmek istediğimizde Zeinal'a sorardı. Ancak Zeinal gitmesine izin vermezdi. Hiçbir yere gitmesine izin vermiyordu. Tartışmaları da genellikle bu sebeple oluyordu. Çok ayrılıp barışıyorlardı ancak Gülistan Doku kaybolmadan bir gün önce yani 4 Ocak 2020 günü Zeinal'ın evine neden gitti ben de anlam veremedim. Çünkü o tarihe kadar ilk defa çok uzun süredir ayrılardı. Hatırladığım kadarıyla Aralık 2019 ortalarından itibaren hiç irtibatları olmadı. Ancak Zeinal ile Gülistan'ın kaybından sonra görüştüğümde bana 'ne yaptıysa o kendisine bunu yaptı, her şey onun yüzünden oldu, annemle babam da kavga etti' demişti. O dönem Gülistan'ın derdine düştüğümüz için Zeinal'a kendisine ne yaptığını, neden her şeyin onun yüzünden olduğunu sormak aklıma gelmedi. Sonrasında da herkes Zeinal'dan şüphelendiği için onunla bir daha diyaloğa girmedim."
- DOKU'YU HASTANEYE GÖTÜRMÜŞ
Şüpheli Mustafa Türkay Sonal ve Umut Altaş'ı tanımadığını savunan G.İ, şunları söyledi:
"Gülistan kaybolmadan önceki haftalarda çok üzgün, bitkin, solgun ve çaresiz görünüyordu. Çok zayıflamıştı. Hatta tarihini hatırlamıyorum ancak 2019 aralık ayında bir gün Gülistan çok hastaydı, ayakta duramıyordu ve çok mide bulantısı vardı. Bana kendisini hastaneye götürüp götüremeyeceğimi sordu. Ben kendisini hastaneye götürdüm. Hastaneye giderken de 'kusacağım' diyordu, kendini zor tutuyordu. Karın ağrısı da vardı. Ancak doktorun odasına beni almadılar, kendisi girdi. Gülistan yatış istedi ancak doktor bunu kabul etmemiş. Neyi olduğunu sorduğumda bana hiçbir şey söylemedi. Başı dönüyordu, midesi bulanıyordu, karnı ağrıyordu ve çok solgun görünüyordu. Ben Gülistan'a neyin var diye sorduğumda cevap vermedi. O günden birkaç gün sonra Gülistan tekrar hastaneye gittiyse bundan benim haberim yoktur. Ondan sonraki günler hatırladığım kadarıyla biraz daha iyi görünüyordu. Ancak bitkinlik, solgunluk hali devam ediyordu ve yemekhanede yemek yediğimiz zamanlar 'yediğim şeyler kokuyor gibi midemi bulandırıyor' diyordu. İştahsızdı. Çok az yiyip bırakıyordu."