AA
Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda özel olarak oluşturulan salonda görülen davanın 2. duruşmasına tutuklu ve tutuksuz sanıklar, yangında yaralananlar ile hayatını kaybedenlerin yakınları ve taraf avukatları katıldı.
Duruşmada, talep üzerine mevcut dosyadaki müştekilerin avukatlarına söz verildi.
Müşteki avukatı Mehmet Eren Turan, kamu görevlileriyle ilgili soruşturma devam ettiği sırada esasa ilişkin mütalaa sunulmasının yargılamaya katkı sağlamayacağını ve ilerleyen süreçte usul açısından problemlere neden olabileceğini, mütalaanın içeriğinin yanı sıra zamanlamasının da hatalı olduğunu savundu.
Sanıkların hukuki durumlarını değiştirecek herhangi bir belgenin dosyaya eklenmediğini ifade eden Turan, tutuksuz sanık Mehmet Salun'un mesaj içeriklerinden tanıkları yönlendirdiğinin anlaşıldığını ileri sürdü.
Turan, dosyanın geldiği aşama itibarıyla toplanacak çok sayıda delilin olduğunu belirterek, "Sanıkların delil karartma ihtimali göz önüne alındığında tutukluluklarının devamını, tutuksuz sanık Mehmet Salun'un tutuklanmasını, eksik delillerin toplanmasını, eksiklikler giderildikten sonra mütalaanın verilmesini, Turizm Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma izni verildikten sonra hazırlanacak dosyanın bu davayla birleştirilmesini talep ediyoruz." diye konuştu.
- "BİZ DERLİ TOPLU BİR YARGILAMA İSTİYORUZ. HIZA GEREK YOK"
Yangında 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin de şair Sezai Karakoç'un "Sürgün Ülkeden Başkentler Başkenti"ne şiirinin son bölümünü okuyarak, yaşadığı her günü dünyada bir sürgün olarak gördüğünü ve bir an önce evlatlarına kavuşmayı beklediğini dile getirdi.
Gültekin, esas hakkındaki mütalaanın zamanlamasını eleştirip, böyle bir davada 2. duruşmada esasa ilişkin mütalaa verilmesinin doğru olmadığını söyleyerek, "Tanıklar dinlenilmemiş, evraklar gelmemiş... Biz derli toplu bir yargılama istiyoruz. Hıza gerek yok artık, yangından kaçırılacak malımız kalmadı. 78 canımız cayır cayır yandı. Biz 'Bolu'da, Ankara'da hakimler var' dedirtecek, kamunun vicdanını rahatlatacak bir yargılama istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını hazırlamak için süre talep eden Gültekin, tüm sanıkların "olası kast" suçundan yargılanmasını istedi.
Söz alan diğer müşteki avukatları da kovuşturmanın genişletilmesini, eksik delillerin toplanmasını, tutuksuz sanıkların tutuklanmasını, tutuklu sanıkların da bu hallerinin devamına karar verilmesi talebinde bulundu.
- GRAND KARTAL OTEL'İN FOTOĞRAFLARINI ÇEKEN TANIK DİNLENDİ
Daha sonra tanık olarak beyanda bulunması için söz verilen fotoğrafçı Gözde Uludağ, 2015 yılında Grand Kartal Otel'in internet sitesi için Ceyda Hacıbekiroğlu'nun (Otelin yönetim kurulu üyesi) profesyonel çekim talebinde bulunduğunu ve bunun üzerine bir çalışma yaptıklarını anlattı.
Anlaşmayı Ceyda Hacıbekiroğlu ile yaptığını belirten Uludağ, "Bütün süreci Ceyda hanımla yürüttüm. Muhatabımız yalnızca kendisi olmuştur. 'Otelle hiçbir ilişkim bulunmuyor.' şeklindeki ifadeleri benim yaşadığım süreçle çelişiyor. Bundan dolayı kayıtsız kalmak istemedim." dedi.
Söz alan Hacıbekiroğlu'nun avukatının "Tanık önceki beyanı nereden biliyor?" şeklindeki sorusunun ardından ayağa kalkan aileler, "Katil Ceyda" diye bağırarak tepki gösterdi.
Sanık Ceyda Hacıbekiroğlu ise tanık ifadelerine yönelik beyanında, "2015'te böyle bir çekim yapıldığını hatırlıyorum. Emir bey ve babam 'Otelin fotoğrafları çekilecek, kadın gözüyle bakabilir misin?' dediği için bakmıştım." savunmasında bulundu.
Bekiroğlu'nun ifadelerinin ardından müştekiler, "Katil" şeklinde bağırdı.
SANIKLARIN RAHAT TAVIRLARI VE İFADELERİ, MAĞDUR AİLELERİNİ SİNİR KRİZİNE SOKTU
Davanın bugün görülen duruşmasında birleşen iddianameye ve celse arasında gelen belgelere ilişkin müşteki avukatları beyanları alındıktan sonra tanık beyanlarına geçildi. Bu aşamada sanıkların sergilediği rahat tavırlar ve sanık kürsüsünde verdiği ifadeler salonda tansiyonu yükseltti. Gerginlik üzerine duruşmaya ara verildi. Dışarıda da sinir krizi geçiren aileler feryat etti.
"İNSAN DEĞİL BUNLAR"
Olayda kızı Burcu Güngör, damadı Kıvanç Güngör ve torunları Kerem, Pelin'i kaybeden Şaban Filiz, "Halit Ergül'ün kızları da aynı şekilde emirler veriyorlardı. Bunlarda ne vicdan var, ne utanma var. İnsan değil bunlar. Bunların ne hakları var benim 5 yaşındaki torunumu hayattan kopartmaya" ifadelerine yer verdi.
Yılmaz Sarıtaş'ın annesi Doruk ve Nehir'in babaanesi Gülüzar Sarıtaş gözyaşlarına boğuldu.