KÜBRA ŞENAL
Muğla Milas'ta bazı yerel basın organlarında 'Milas'ta zeytin katliamı' başlığıyla yer alan haberler üzerine harekete geçen Muğla Valiliği, olayla ilgili inceleme başlattı. Yapılan incelemelerde, Menteş Mahallesi'nde bulunan 109 ada 26 parsel numaralı arazide çok sayıda zeytin ağacının kesildiği belirlendi.
HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILDI
Valilik tarafından yapılan soruşturmada zeytinlerin kesildiği arazinin CHP İlçe Başkanı Ahmet Kılbey'e ait olduğu öne sürüldü. Muğla Valiliği tarafından yapılan açıklamada, olayla ilgili gerekli idari ve hukuki sürecin başlatıldığı, soruşturmanın sürdüğü ve incelemelerin tamamlanmasının ardından kamuoyunun bilgilendirileceği ifade edildi.
"CHP İKİYÜZLÜLÜĞÜ""Doğamıza, toprağımıza, zeytinimize, suyumuza ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım" sloganıyla vatandaşların davet edildiği CHP'nin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi öncesi ağaç katliamı yaşanması "CHP ikiyüzlülüğü" olarak yorumlandı.CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey
RANTA KURBAN ETTİLER
AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör, kesimin yapıldığı arazinin CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey'e ait olduğunun basına yansıdığını belirterek; "Akbelen'de enerji arz güvenliği için yürütülen taşıma ve dikim çalışmalarını 'zeytin kıyımı' yaygarasıyla durdurmaya çalışanlar, kendi rantları söz konusu olduğunda zeytin ağaçlarını gözlerini kırpmadan kurban edebilmektedir. CHP için zeytin, sadece siyasi rant devşirebildikleri sürece değerlidir" dedi. Güngör, Özgür Özel'e seslenerek, "Bu çifte standardı Milas halkının gözünün içine bakarak nasıl izah edeceksiniz?" sorusunu yöneltti ve mevcut siyasi tutumu 'maskeli siyaset' olarak nitelendirdi.
AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör
DEVRETTİĞİNİ İDDİA ETTİ
İddiaların odağındaki isim olan Ahmet Kılbey ise yazılı bir açıklama yaparak suçlamaları reddetti. İşlemin tamamen bir özel mülkiyet devri olduğunu savunan Kılbey, söz konusu araziyle hukuki bağının 29 Aralık 2025'te sona erdiğini, bu tarihten sonraki tasarruflardan sorumlu tutulamayacağını ifade etti. Kılbey, arazinin herhangi bir maden veya enerji şirketine satılmadığını, mülkiyet devrinin yasal çerçevede gerçekleştiğini ve kendisinin bu olayla ilişkilendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirtti.