Kaset komplosu STV dizisindeki diyaloglara yansımış

Eski CHP Genel Başkanı Baykal ile eski MHP'li yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin internette yayımlanmasıyla ilgili FETÖ/PDY elebaşı Gülen'in de arasında bulunduğu 171 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, örgütün yayın kuruluşu STV'deki 'Kollama' adlı dizinin 120. bölümünden 'kaset komplosunu' akla getiren diyaloglar aktarıldı

29 Eylül 2017 Cuma 07:00
Güncel Haberleri

AA


Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile eski MHP'li yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin internet ortamında yayımlanmasıyla ilgili Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) elebaşı Fetullah Gülen'in de arasında bulunduğu 171 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, örgütün yayın kuruluşu olan ve darbe girişiminin ardından kapatılan STV'de yayınlanan "Kollama" adlı dizideki "kaset komplosunu" akla getiren diyaloglara yer verildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanarak Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, "Fetullah Gülen'in gerek internet sitesinde yayınlanan ve 'sohbet' denilen konuşmalarında gerekse STV'de yayınlanan 'Kollama' isimli televizyon dizisinde örgüt üyelerine talimatlar verdiğinin değerlendirildiği" belirtildi.
 
İddianamede kapatılan Samanyolu televizyon kanalında 18 Mart 2011'de yayınlanan "Kollama" adlı dizinin 120. bölümündeki şu diyalog aktarıldı:
 
"1. ŞAHIS: PİKEAS'tan haber var mı?
 
2. ŞAHIS: Daha iyiye gidiyormuş. Sabah konuştum.
 
1. ŞAHIS: Şu Alevi Sünni çatıştırması işimiz ne oldu? Medya istediğimiz desteği sağlayacak mı bize?
 
2. ŞAHIS: Eski havamız yok baronum. Hepsi tırım tırım tırsıyor. 'Bizi karıştırmayın.' diyenler mi ararsınız, telefonlarımıza çıkmayanları mı? Bir de hani hepsini 'Kaset' diyorduk ya, o konu da ortaya çıktığından bir kısmı da güven bunalımı yaşıyor, bize karşı. Çoğunu siz adam ettiniz, o yerlere getirdiniz ama gerçek şu ki bunların da çoğu iki yüzlü. Gelin de o güzel şubat günlerini anımsamayın. Bir telefon açardık, ertesi gün bize kocaman bir manşet olarak dönerdi.
 
1. ŞAHIS: Olabilir. Madem elimizdeki kendilerine ait kasetlerin varlığını biliyorlar, açıktan oynayalım biz de. Ya yayına 'Kaset' deyip 'Denizlerini kuruturuz.' diyelim ya da 'Arşivde kaset karşılığı desteğe devam.' deyip deniz kenarı villalarda yaşamaya devam seçeneği sunalım. Bizimkilere söyle, milliyetçi gençlerin arasına girip kışkırtmaları artırsınlar. Kürt ailelerin yaşadığı evlerden önceden tespit ettiklerimize çarpı işareti koysunlar. Nazi Almanyası gibi."
 
2. ŞAHIS: Hay hay efendim. O işaretli evler, akrabası çok olanların evleri yani bir kapı yakarsın bin kapı eli sopayla sokağa dökülür. O cinsten yani.
 
(İçeriye üçüncü şahıs girer)
 
1. ŞAHIS: Hoş geldin Barut.
 
3. ŞAHIS: Pek hoş gelmedim maalesef. Levent ve adamlarını içeri almışlar. Bütün evrakları, hard diskleri bulmuş polisler. Hepsini alıp götürmüşler.
 
1. ŞAHIS: Ne diyorsun sen Barut? Biteriz, mahvoluruz. Orada benimle ilgili bir sürü belge var.
 
2. ŞAHIS: Sadece onlar değil, kullandığımız gazeteciler, yazdırdığımız kitaplar, fişlemeler... Ben hep 'Bunları imha edelim.' dedim ama dinleyen kim? Eğer o bilgiler savcının elindeyse mahvolduğumuzun resmidir."
 
"Gülen'in mesajları..."
 
İddianamede, "1985-2002 yıllarında FETÖ/PDY içerisinde 'ülke imamlığı' seviyesine kadar görev yaptığını, 2002'de 'ABD Colorado eyaleti imamı'yken örgütten ayrıldığını" beyan eden Hasan Polat'ın, "tanık" olarak 17 Ocak 2017'de alınan ifadesine de yer verildi.
 
Buna göre, Gülen'in 30 yıllık vaaz ve sohbetlerinin cemaat tabanına bilgi olarak aktarılması konusunda ilk çalışmaları başlattığını belirten Polat, örgütün medya organları kapanana kadar Gülen'in mesajlarının Samanyolu TV'de diziler, gazete ve dergilerde köşe yazıları veya yazı dizileri tarzında işlenerek toplumsal algı oluşturulduğunu belirtti.
 
Polat, dizideki diyaloglara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Görüntülerde ikinci şahsın Yalçın Küçük ve Baron rolünde olan birinci kişinin ise Veli Küçük olduğunu değerlendiriyorum. Diyalogda özetle, bürokratların iki yüzlü davrandıklarından dert yanıyorlar ve 'Eğer dediklerimizi yapmazlarsa kasetlerini ortaya çıkarırız.' diyorlar. 'Denizlerini kuruturuz, deniz kenarlarındaki villalarını ellerinden alırız.' diyorlar. Bu tarihte Deniz Baykal kasetleri ortaya çıkmış ancak MHP kasetleri henüz ortaya çıkmamıştır. Böylece MHP'li veya AK Parti'li bazı bürokratları tehdit ediyorlar.
 
O tarihteki Alevi-Sünni tahriklerini, kapıları işaretlemek suretiyle kendilerinin yapacaklarını söylüyorlar. Sonra sahneye giren üçüncü şahıs, Levent'in yakalandığını söylüyor. Bahsedilen 'Levent' isimli şahsın Ergenekon dosyasında tutuklu Levent Ersöz olduğunu tahmin etmekteyim. Bunun üzerine Yalçın Küçük telaşla tüm kaset, rapor ve delillerin ortaya çıkacağını söylüyor. Böylece FETÖ yapmış olduğu kaset operasyonlarını ve Alevi-Sünni tahriklerini tamamen Ergenekon'un üzerine yıkmış oluyor."