HABER MERKEZİ
"Çevremdeki insanların kendi dilleriyle konuşmadıklarını, hemen üç gün önce yazmış birini ezberlediklerini ve onun üzerine konuştuklarını görüyorum. Dolayısıyla bir yandan dilini aydının diliyle kuruyor ama bir yandan da aydına karşı çok sert, öfkeli olabiliyor. Aydın ne yapsın böyle bir durumda?"
Önümüzde yol gösteren, gazete yazarları, düşünürler, akademinin sınırlarını zorlayarak kendini geliştirmiş insanlara biz aydın diyoruz. Fakat bu öyle bir şey ki herkesin kulak kabartacağı bir aydın tipolojisi yok, her toplumun kendi aydını var.
Aydın olmakla dindar olmak arasında büyük bir gerilim vardı, hem aydın hem de dindar olunur mu tartışması bizim kuşağın tartışmasıydı, Bu tartışmalar yeni yeni atlatılıyor. Aydınlar da bizim gibi düşünecekse, bizimle aynı cümleyi kuracaklarsa onlara aydın demezdik herhalde değil mi? Aydın'ın biraz fark yaratmak, biraz üste gelmek ve bizim idare ettiğimiz şeylerden kopmak gibi bir sorumluluğu var.
Aydın olmanın sorumlulukları var. Sonuçta bir kitleyi yönetiyor, bir kitlenin düşünce dünyasını inşa ediyorsunuz. Şuan Türkiye'de her cemaatin her topluluğun külliyatını yuttuğu aydınları var. Onun kavramları, onun söz dağarcığıyla, onun cümleleriyle konuşan bir çok topluluk sayabilirsiniz.
Çevremdeki insanların kendi dilleriyle konuşmadıklarını, hemen üç gün önce yazmış birini ezberlediklerini ve onun üzerine konuştuklarını görüyorum. Dolayısıyla bir yandan dilini aydının diliyle kuruyor ama bir yandan da aydına karşı çok sert, öfkeli olabiliyor. Aydın ne yapsın böyle bir durumda.
"Yalıtılmış hayat çok tehlikeli bir şey. Yani kopmak hayattan, küsmek... Kime küsüyorsun? Her şeyin önünde arkasında Allah var. Kime küsüyorsun?"
İnziva özel bir tercihtir. Ben bir süreliğine kendimi bakıma alıyorum demektir. Başarabilenlere aşk olsun. Yalıtılmış hayat çok tehlikeli bir şey. Yani kopmak hayattan, küsmek... Kime küsüyorsun? Her şeyin önünde arkasında Allah var. Kime küsüyorsun? Takdir-i İlahi var, kader var.