Sanatçı Sadri, Arafta Sorular'a konuştu: TikTok bizim genlerimize uygun değil

24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını cevaplayan sanatçı İbrahim Sadri, "Sosyal medyada, özellikle TikTok meselelerinin bizim genlerimize uygun olmadığını düşünüyorum." dedi

22 Haziran 2026 Pazartesi 12:54
Medya Haberleri

HABER MERKEZİ



24 TV'nin her bölümü merakla beklenen programı Arafta Sorular'ın bu haftaki konuğu sanatçı İbrahim Sadri oldu.

'Sosyal medyada, özellikle TikTok meselelerinin bizim genlerimize uygun olmadığını düşünüyorum.'

Bir YouTube kanalı açtım. Evde çektiğimiz, çok profesyonel olmayan videolardı. Yedi-sekiz şiirimin nasıl yazıldığını, nelerden beslendiğimi anlattım ve şiirleri okudum. Sonra bu işten sıkıldım. Baktım ki benim tarzım değil. Orası başka bir dünya; çok hızlı olmak, kısa içerikler üretmek, sürekli kurgu yapmak gerekiyor. Hani Mustafa Kutlu'nun hız meselesinden bahsetmiştik ya tam da öyle. Ben ağır ve yavaş çalışan bir insanım. Yaptığım işin de daha ağır, daha tadında ve daha uzun olması gerekiyor. O yüzden şimdilik öylece kaldı. Ben özellikle TikTok gibi mecraların bizim genlerimize uygun olmadığını düşünüyorum.

'Cumhurbaşkanımız ile benim tanışıklığım 80'lerin ilk yarısına tekabül eder. Düğün salonlarında geceler olurdu; bizler şiir okurduk. Düğün salonlarında da sahne falan olmayan yerler olurdu; masaları birleştirir, üstüne örtüler serer, Sayın Cumhurbaşkanımız konuşurdu, biz şiir okurduk. Öyle öyle tanışıklıklar başladı. Şunu söylerim her zaman; benim abim 41 yaşında vefat etti, cenazesinde Cumhurbaşkanımız vardı. Annem acısına dayanamadı, 1 yıl sonra vefat etti, cenazesinde Cumhurbaşkanımız vardı; o zaman Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Babam 1 yıl sonra trafik kazasında vefat etti, cenazesinde Cumhurbaşkanımız vardı. Bu benimle yakın ilişkisi, çok yakın dostluğu olduğundan değil; öyle bir adamdan bahsediyoruz.'

Kasımpaşa Lisesi önemli bir okuldur. Kasımpaşa da ciddi bir havzadır, bunu özellikle söylemek isterim. Cumhurbaşkanımız da bizden önce o çevreden yetişmiştir. Cumhurbaşkanımızla tanışıklığım 1980'lerin ilk yarısına tekabül eder. Benim ilk tanıştığım dönemde Beyoğlu İlçe Başkanı'ydı galiba. O yıllarda düğün salonlarında geceler düzenlenirdi. Biz şiir okurduk. Hatta bazen sahnesi olmayan yerlerde programlar yapılırdı; masalar birleştirilir, üzerlerine örtüler serilirdi. Sayın Cumhurbaşkanımız konuşur, ardından biz şiir okurduk. Tanışıklığımız da böyle başladı.

Cumhurbaşkanımızla ilgili şunu her zaman söylerim: Benim ağabeyim 41 yaşında vefat etti, cenazesinde Cumhurbaşkanımız vardı. Annem bu acıya dayanamadı, bir yıl sonra vefat etti; cenazesinde yine Cumhurbaşkanımız vardı. O dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'ydı. Babam da bir yıl sonra bir trafik kazasında vefat etti; onun cenazesinde de Cumhurbaşkanımız vardı.Bu, benimle çok yakın bir ilişkisi ya da özel bir dostluğu olduğundan değil. Öyle bir adamdan bahsediyoruz. İşte Kasımpaşa da biraz oradan geliyor; bir hayat mektebidir.O yıllar öyleydi, şimdi de hâlâ böyledir diye düşünüyorum. Kasımpaşa bugün de bir mahalledir; Yeniçeşme'siyle, Tarlabaşı'sıyla, Aynalıçeşme'siyle yaşayan bir mahalledir. Kasımpaşa önemlidir, kıymetlidir.

'Şimdilerde çok moda olan "stand up" denilen şeyin eli ayağı düzgün hali diyebilirim.'

Bahsedebileceğimiz kadar, sürenin el verdiği ölçüde küçük küçük şeyleri peş peşe bağlayarak ilerleyen bir iş bu. Şakalardan, küçük hikâyelerden oluşuyor. İçinde Nasrettin Hoca da var, Orhan Veli de var, Türkan Şoray da var. Keyifli bir şey yani. Ben yaparken çok mutlu oluyorum. İzleyenlere de o duygu geçiyor. Çünkü dediğim gibi, onda da bir hakikilik var. Yaşadığım ya da yaşandığına tanıklık ettiğim şeyleri anlatıyorum. Aslında bugün çok moda olan stand-up denilen şeyin daha eli yüzü düzgün hâli diyebilirim. Daha bütünsel, bir bütünlüğü olan bir iş. Baştan sona insanı kahkahaya boğmaya çalışmıyor; bazen hüzünlendiriyor, bazen güldürüyor, bazen de "Aa, o da öyle miymiş?", "Vay be, bunu da o mu söylemiş?" dedirtiyor.

Hani kırk yamalı bohça derler ya, biraz onun gibi. Aslında senin de seveceğini tahmin ettiğim bir şey.Amacım, Eylül ayından itibaren bunu bir turneyle Anadolu'ya taşımak, yurt çapında sahnelemek. Çünkü biz, ben de onlardan biriyim, bu işleri yaptığımız sürece canlı kalıyoruz. Hani bana dedin ya, "Hâlâ genç görünüyorsun" diye; bunun sebebi bunları yapmaya devam etmem. Elimi ayağımı çektiğim anda giderim. Ya da köhnemiş birine dönüşürüm.