ABD'nin F-35 kararı sonrası Türkiye'den dikkat çeken açıklama: Belki uçakları alamayacağız ama...

ABD'nin Türkiye'yi F-35 programından çıkarmasıyla ilgili konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Bugün itibarıyla bu programın parçası değiliz. F-35'lerden atılacak iki füzeden birisini Türkiye geliştirmişti. Peki çıktık da ne oldu? Biz milli teknoloji hamlesi vizyonuyla hareket ediyoruz. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten, satan bir ülke olmak istiyoruz. Beşinci nesil uçağı geliştirmek üzere yola koyulduk. Ekipler hummalı bir şekilde çalışıyorlar. Belki F-35'i alamayacağız ama kendi milli muharip uçağımızı üretmek için çalışmalarımız sürüyor. Dünya artık otonom, insansız uçaklara doğru gidiyor. İnsansız savaş uçağı, savaşan İHA konseptini Türkiye'de geliştirmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

29 Nisan 2021 Perşembe 09:07
Politika Haberleri





Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Habertürk'te katıldığı canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu.

Bakan Varank'ın açıklamaları şöyle:

Bilişim Vadisi'nde çok farklı alanlarda farklı firmalarımız var. Buranın özelliği bir teknoloji üssü olması. Arkamızdaki binada tasarım kümelenmesini gerçekleştiriyoruz. Türkiye'nin en önemli tasarımcılarını burada biraraya geldik. Bilişim Vadisi bizim gerçekten gözbebeğimiz teknoparkımız. Bilişim Vadisi'nin İzmir'de yeni bir ayağını kuracağız. Gençlerimizi buralarda misafir etmek istiyoruz.

YERLİ AŞI ÇALIŞMALARI 2020'DE STAR ALDI

Bu virüs Çin'de ortaya çıktığında, dünyada global pandemi ilan edilmemişken, ülkemiz sınırlarından içeri virüslü hasta girmemişken, Çin'de bu olaylar başladığında arkadaşlarımızla bir araya geldik. Özellikle sayın Cumhurbaşkanı yardımcımızla bir toplantı yaptık. Virüsle mücadelede neler yapabiliriz dedik. 30 Ocak 2020'de Türkiye'de ilaç ve aşı alanında çalışan hocalarımızı Bakanlıkta topladım. "Bir aşı geliştirme, ilaç geliştirme çalışması yapabilir miyiz?" diye bir toplantı gerçekleştirdik. Hocalarımızın bir kısmı çok cesur, bir kısmı ürkek konuştular. Bugünlerde televizyonlara çıkan hocalarımızdan bazıları 'Aşı geliştirmek 5-6 yıl sürer', bazı hocalarımız da 'Sayın bakanım Türkiye'de aşı geliştirme anlamında insan kaynağımız, altyapı var. Aşı geliştirebiliriz. Yeter ki, siz bize destek verin'.

"TÜRKİYE'DE EN SON AŞI 1998'DE ÜRETİLMİŞ"

O günkü toplantıda Osman Erganiş hocamız inaktif aşı çalışması yapıyor, Ankara'da faz çalışması yapıyor. 'Bize güvenin biz bu işi yaparız, hatta sizin gözünüz önünde ilk aşıya ben gönüllü olacağım' dedi. Bu hocalarımız ilk çalışmalarını preklinik dediğimiz labaratuvarlarda bu aşıyı geliştirmek üzere yapıyorlar. Daha sonra insan denemelerine geçebiliyorsunuz. Biz ikinci bir toplantıyı gerçekleştirdik ve Covid-19 Türkiye Platformu'nu kurduk. Biz hocalarımıza 'gelin bu Covid-19'a karşı aşı ise aşı ilaç ise ilaç geliştirelim, ama 1 senede netice alalım. Biz devlet ve hükümet olarak her türlü desteği vereceğiz' dedik. O gün itibarıyla 7 farklı aşı geliştirme çalışması başladı. Bunun yanında sizi tedavi edecek ilaçları geliştirme çalışmaları var. Covid-19 Türkiye Platformu'nda 7 farklı aşı çalışması yapıyoruz. Dünyada 4 ülkede klinik çalışmalarına geçmiş benim de gönüllü olduğum inaktif aşı çalışması var. Rusların çalıştığı teknolojilerle 7 farklı çalışmamız devam ediyor. Bunlardan iki tanesi; yani VLP aşısı insan denemelerine başladı. İnaktif aşıda da Osman Erganiş hocamız insan denemelerine yeni başladı. Türkiye'nin farklı üniversitelerinde desteklenen çalışmalar var. Kayseri'de faz 2 çalışmasının sonuna gelmiş durumdalar. Geç kaldık mı? Açık yüreklilikle söylemek lazım. Türkiye'de en son aşı 1998 yılında üretilmiş. Hıfzıssıhha dediğimiz tesislerde üretilmiş. Daha sonra üretilmemiş.

"SONBAHARDA AŞIMIZI ELİMİZE ALABİLİRİZ"

Dünyada aşı standartları değişmeye başladı. Çok katı standartlarda aşılar üretilmeye başlatıldı. Sizin altyapı ve teknolojilerinizi buna göre güncellemeniz gerekiyordu. Covid'le birlikte bu aşı çalışmalarında gaza basmış olduk. 1998 yılında unutulmuş bir tecrübeyi tekrar ayağa kaldırmak için Sağlık Bakanlığımızla birlikte büyük bir gayretle çalışmaya başladık. Pfizer'le karşılaştırdığınızda geç kalmış sayılabiliriz. Altyapıları dönüştürmek için büyük gayret safretmeye başladık. Dünya ile kıyasladığımızda bir süre geri kalmış olabiliriz. Ancak VLP aşı teknolojisi dünyada inovatif kabul ediliyor ve dünyada 4 ülke çalışıyor. Eğer biz bunda başarılı olabilirsek, bu aşının etkinliği ve koruyuculuğu çok iyi, çok daha uygun şartlarda üretilebilir diyebileceğiz. Her şey başarılı olabilirse, insan sağlığından bahsediyoruz. Sonbaharda biz VLP teknolojisindeki aşımızı elimize alabiliriz diye düşünüyorum.

"UĞUR HOCA'NIN TÜRKİYE'DE ÇALIŞMA İSTEĞİ VAR"

Bu illetle mücadele etmenin yolu aşılanmak. Vatandaşlara şöyle sesleniyoruz, aşıya erişiminiz varsa, yaşınız uygunsa lütfen aşınızı yaptırın. Bu salgın çok kolay geçip gitmeyecek. Üçüncü doz aşıdan bahsediliyor. Görece fakir ülkelere baktığınızda siz aşı teknolojinizi geliştirirseniz hem kendi vatandaşlarınıza hem de dünyaya şifa olacak bir teknolojiyi geliştirmiş olabilir. Rusya ile ilgili ilan edildi. Türkiye'de özel sektör firmaları anlaşmalarını yapmışlar. Biz BioNtech ile Uğur Hoca ile sürekli irtibat halindeyiz. TÜBİTAK Başkanımız kendisiyle sürekli iletişim halinde. Kendisi Türkiye ile ortak üretimi teklif etti. Şu anda kendi üretim tesislerinde kapasateyi arttırmakla ilgili. Kendisinin Türkiye'de çalışma yapma isteği var. Özellikle kanser araştırmalarıyla ilgili Türkiye'ye gelmek istiyor. Şu an itibariyle bir ortak üretim hemen gündemde değil ama Uğur hocanın gelme isteği gündemde. Türkiye'de kanser araştırmalarında çalışma yapmak istiyor.

"FAZ 2 İNGİLİZ MUTASYONUNA GÖRE HAZIRLANIYOR"

Biraz önce VLP aşısının hem pilot üretiminin yapıldığı tesisi hem de büyük ölçekli üretim yapılması gerektiğinde yeni kurduğu altyapıyı beraber gezdik. 1998 yılında Türkiye'de aşı üretimiyle ilgili bütün faaliyetler dünya standartlarını yakalayamadığımız için bitmiş. İktidarımız döneminde teşvik sistemiyle özel sektöre büyük destekler verdik. Türkiye'de Avrupa'da dahi bulunmayan çok büyük ilaç fabrikaları mevcut. Ama aşıyla ilgili acil ihtiyaç olmadığı için bilim insanlarımız biraz daha rölantide çalışmalarını yürütüyordu. Covid bize bir anda harekete geçebileceğimiz kapasitemiz olduğunu gösterdi. Eğer bundan sonraki dönemde Türkiye'nin herhangi bir aşıyla ilgili faaliyet yapması gerekirse şu anda Pfizer'in yakaladığı sürelerde kendi aşılarımızı üretebiliriz. VLP aşısının faz 2 çalışması inşallah önümüzdeki ay başlayacak. Faz 2 çalışmasında İngiliz mutasyonuna göre hazırlanan aşı adayımız hazırlanacak. Biz bu kabiliyetleri kazandık.

"DÜNYANIN DÖRT BİR YERİNE İHRACAT YAPIYORUZ"

Pandemi döneminde başardığımız olaylardan bir tanesi Türkiye'nin yerli solunum cihazlarını üretmeyi başarmasıdır. Bizim ARGE'ye yaptığımız yatırımlarla bu kabiliyette firmalarımız var. Pandemide tüm dünya solunum cihazların peşine düştü. Türkiye'de teknoloji anlamında çok kabiliyetli firmalarımızı davet ettik. Bizim bunu seri üretime geçirmemiz lazım dedik. Emin olun arkadaşlarımız birkaç saatlik uykularla Türkiye'nin seri üretim cihazını 14 günde seri üretim bandına çıkardı. Elin Musk üreteceğim dedi ama Çin'den getirtti. Gençlerimiz bunu üretti. Şu anda Türkiye'de yoğun şekilde kullanılıyor. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapılıyor. Yüksek akışkanlı oksijen cihazı daha önce üretilmemişti. Arkadaşlarımız bu cihazı tasarlamış ve Türkiye'deki hastanelerde kullanıyoruz. İhracat yapılmaya da başlanmış.

"SELÇUK BAYRAKTAR'IN BAŞARISI NEREDEN GELİYOR?"

Sayın Cumhurbaşkanımızla 2005 yılından beri çalışmaya başladım, 2,5 yıldan beri hasbelkader Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nı görevini yerine getirmeye çalışıyorum. Gerçekten Türkiye'de özellikle ARGE alanında çok kabiliyetli gençlerimiz ve insanlarımız var. Biz bunlara 18 yıllık dönemde gerekli altyapıları sunmaya çalıştık. Teknoparklar, ARGE merkezleri, araştırma altyapıları, labaratuvarlarımız var. Altyapıya o kadar büyük yatırım yaptık ki. Artık insanlarımız burada bilgiyi ürüne dönüştürme hususunda çok hızlı hareket edebiliyor. Bizim insanımızı desteklediğinizde, fırsat verdiğinizde yapamayacağı hiçbir şey yok. Türkiye'de özellikle genç mühendislerimiz ve genç bilim insanlarımızın gayretleri takdire şayan. Zaten bu iş özgüvenle başlıyor. Rutin işlerden biraz kaçınmak önemli. Geleceğe yatırım yapmak için çalışmak. Selçuk Bayraktar'ın başarısı nereden geliyor? Geleceğin teknolojilerine doğru zamanda çalışmaya başlamış. Kimse İHA'lara yatırım yapmazken bunu görmüş. Elde ettiği ürünle dünyada fark oluşturmuş. Biz doğrudan elektrikli otonom bir araç yapacağımız dediğimizde sektörden dalga geçenler oldu. 100 yıldır otomobil üreten firmalar 'Biz geç kaldık' diyor. Biz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın teknolojiyi sadece kullanan değil teknolojisini üreten, satan ve kendi ayaklarının üzerinde duran olmak istiyoruz.

"KRİPTO PARANIN BORSA TARAFINA DİKKAT EDİLMELİ"

Dolandırıcılığa yatkın bir alan olduğunu söylemiştim. Evet bu teknolojik bir şey. Kripto paralar bu teknolojiyle üretilmiş ürünler. Bir de borsa tarafı var. Dolandırıcılığın orada döndüğü bir taraf. Kripto varlıklara ben hep şüpheyle yaklaştım. Kişisel görüşüm bu. Ama bugün geldiğimiz noktada, kripto varlıklar dünyada özellikle paranın bollaşmasıyla birlikte farklı bir yatırım aracı olarak algılanmaya başlandı. Bunun yanında teknolojiyi kullanarak da farklı uygulamaları da yapabileceğiniz dünyaya geldik. Bu işin borsasında dikkatli olmak gerekiyor. Merkez Bankası kripto paraların alışverişte kullanılmaması yönünde bir tebliğ yayınladı.

"MB İLE TÜBİTAK DİJİTAL PARA ÜZERİNE ÇALIŞIYOR"

Teknolojiyi hayatınıza sokmak başka bir şey kripto paraları yatırım aracı görmek başka bir şey, dünyada birçok ülke şu anda kripto paralara soru işareti ile yaklaşıyor. Çok kontrolsüz bir alan. Çok kolay kara para aklanabilecek, terörizmin finansmanında kullanılabilecek bir alan. Bizim Merkez Bankamızın da dijital parayla ilgili çalışması var. Merkez Bankası bir tebliğ yayınladığında CHP lideri Kılıçdaroğlu 'niye düzenleme yapıyorsunuz, kime sordunuz' dedi. Ondan sonra kripto paralarla ilgili hadiseler gündeme geldiğinde 'Bu olayla ilgili niye tedbir almıyorsunuz' dedi. Dijital parayı Merkez Bankası ile teknoloji kısmını TÜBİTAK çalışıyor. Burada neler yapılabilir diye hızlı bir raporlamayı piyasaya çıkaracağız.

"MERKEZ BANKASI YASAL USÜLDE İŞLEM YAPMIŞTIR"

128 milyar meselesinde gerçek sayın Cumhurbaşkanımızın grupta yaptığı konuşma bütün kafalardaki soru işaretlerini giderecek şekilde detaylarıyla konuyu anlatıyordu. Hazine Bakanımız, Maliye Bakanımız konuştu. Cevaplarını verdiler. Benim teknik konuşmam doğru olmaz. Burada gerçekten bir 128 milyar dolarlık varlığın uçup gitmesi, peşkeş çekilmesi, birilerine usulsüzce dağıtılması gibi bir mesele kat'a yok. Zaten hukuki denetime, Sayıştay denetimlere tabi. Uluslarararası standartlarda denetim kuruluşlarının da bütün verileri görebildiği bir denetimden bahsediyoruz. Pandemi dönemiyle bütün düzenlerin altüst olduğu bir dönem yaşıyoruz. Tüm dünya ülkelerinde parasal genişlemeler oldu. ABD'de, AB'de parasal genişleme oldu. Türkiye'de de özellikle pandemi döneminde parasal genişleme oldu. Piyasaların bir döviz ihtiyacı hasıl oldu. Normal şartlarda Türkiye ihracat yapabilen ve dövizle gelir kazanabilen, çok büyük turizm potansiyeli olan bir ülke. Ama pandemi döneminde ne ihracat yapabildiniz, turizm geliri zaten yok. Piyasanın döviz ihtiyacını Merkez Bankası tamamen yasal usullerle bu işlerde oyuncu olan bankaların, finans kurumlarının alım satımıyla elektronik ortamda tamamen yasal işlemler yapmıştır. Burada kimseyi zarara sokmak yoktur.

"MUHALEFETE OY VERENLER 'İYİ Kİ ERDOĞAN VAR' DİYOR"

Dünyada 18-19 sene iktidarda kalıp hala insanların tek umudu olan bir iktidarı dünyada başka bir ülkede gösteremezsiniz. Yaptığımız işleri bu ülkeyi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak, Türkiye'nin ekonomisini güçlendirmek, daha bağımsız bir ülke haline getirmek, kendi politikalarını oluşturan bir ülke oluşturmak için yapıyoruz. Bu işin liderliğini de sayın Cumhurbaşkanımız yapıyor. Muhalefet partilerine oy vermiş vatandaşlarımızın İzmir depreminde şöyle dediklerini duydum; Allah'tan başımızda Tayyip Erdoğan, AK Parti var... Yalanlarla mücadele etmek ömür törpüsü bir iştir. Karşınızda bir muhalefet anlayışı var. Sabah bir yalan uyduruyor ve bunu tekrar ediyor. Siz işinize mi bakacaksınız, yalana cevap vermekle mi uğraşacaksınız. Türk siyaseti bu alanda düşük seviyelerde hareket ediyor. Bizim projeleri konuşmamız lazım.Bakın biz milli uzay programını konuştuk. Türkiye'de muhalefete milli uzay programı dediğinizde onların aklına saman geliyor. Siz samanyolu diyorsunuz onlar saman diyor.

"SADECE GÖNÜLLÜ OLABİLMEK İÇİN AŞI OLMADIM"

Sayın Bakanımız, devlet büyüklerimizin aşılanmasıyla ilgili bir açıklama yapmıştı. Ben hocalarımıza söz verdiğim için gönüllü olmaya aday olduğum için aşı olmadım. Faz çalışmasında gönüllü olmanız için aşı yaptırmamanız lazım, PCR testinin negatif olmanız lazım. Hocalarımıza söz vermiştim. Şartları taşıdığım için gönüllü olabildim. Bunu çok önemsiyorum. Yerli ve milli aşı geliştirme çalışmasından bahsediyorsak burada mutlaka gönüllülere ihtiyacımız var. Hamdolsun ben gönüllü olduktan sonra faz 1, faz 2 gönüllüleri doldu. Vatandaşlarımızdan çok mesaj, telefon aldım, gönüllü sayısı arttı. Kafa karıştırmaya gerek yok. Sadece gönüllü olabilmek için aşı olmadım.

"KENDİ MİLLİ MUHARİP UÇAĞIMIZI ÜRETECEĞİZ"

F-35 beşinci nesil gerçekten çok önemli kabiliyetleri olan bir uçak.Bunun yanında idame ettirilmesi çok pahalı bir uçak. Bir pilotun kafasına taktığı kask 1 milyon dolar. Bir elektronik uçaktan bahsediyoruz. Önemli bir uçaktı. Biz bunun sadece alıcısı değil; ortağıydık. Motor parçaları da dahil olmak üzere bine yakın parçayı Türkiye üretiyordu. Bazı parçaları hâlâ üretiyor. Çünkü tek tedarikçiyiz. Taahhütler olduğu için üretiyoruz. Bize resmi olarak geçen hafta bildirdiler, programdan çıktığımızı. Biz hukuki olarak boşluğa düşmemek için kendi taahhütlerimiz tarafını son güne kadar yerine getiriyorduk. Bundan sonra tabii ki farklı olur. Bizim programdan çıkmamızla birlikte uçağın maliyetlerinde artış oldu, yeni tedarikçiler bulmak zorunda kaldılar. Bugün itibarıyla bu programın parçası değiliz. F-35'lerden atılacak iki füzeden birisini Türkiye geliştirmişti. Peki çıktık da ne oldu? Biz milli teknoloji hamlesi vizyonuyla hareket ediyoruz. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten, satan bir ülke olmak istiyoruz. Beşinci nesil uçağı geliştirmek üzere yola koyulduk. Ekipler hummalı bir şekilde çalışıyorlar. Belki F-35'i alamayacağız ama kendi milli muharip uçağımızı üretmek için çalışmalarımız sürüyor. Dünya artık otonom, insansız uçaklara doğru gidiyor. İnsansız savaş uçağı, savaşan İHA konseptini Türkiye'de geliştirmek istiyoruz.

"DÜNYA TÜRKİYE'NİN İHA'LARINI KONUŞUYOR"

Biz bu projeyi Baykar'la başlatmış olduk. F-35 programında beşinci nesil uçağımızı hemen elde etmemiş olacağız ama bu teknolojiye odaklanarak bundan 5-10 sene sonra 'Beşinci nesil savaş uçakları artık kullanışlı değil, insansız uçaklara dönülmesi gerekiyor' diye konuşacağız. Zaten F-35 programında üretim tesislerimiz çok önemli kabiliyetler elde etmişti. Alternatif savaşan İHA teknolojileriyle dünyaya yeni vizyon koyacağımızdan eminim. Eğer adamın 70 sene önce ürettiği motoru bugün üretip onunla yarışmaya kalkarsanız, tabii ki onun tecrübesi ile yarışma imkanınız yok. 100 milyon dolarlık uçakla belki 2 milyon dolarlık İHA ile mücadele edebilirsiniz. Yeni teknoloji, yeni fikirlerle ilerleyebilmek, asıl önemli husus bu. Bugün niye dünya Türkiye'nin İHA'larla değiştirdiği savaş konseptini konuşuyor. Biz çok pratik bir SİHA geliştirdik. Hava savunma sistemlerini çok basit bir şekilde geçebilmenin formülünü geliştirdik. Aynı kulvarda 100 senedir koşan adamla yarışmak değil, kulvarı biraz kaydırarak yapılmalı bu.

"SAYIN BIDEN'IN AÇIKLAMALARI SİYASİ YORUM"

Biz Biden'ın açıklamalarını asla kabul etmiyoruz. Bizim bu olaylarla ilgili hükümetimizin en başından beri uyguladığı siyaset gerçekten şeffaf bir siyasetti. Belki 2005 yılından itibaren hep aynı şeyi söyledik. Bir kere soykırım meselesi çok teknik bir mesele. Bir mahkemenin karar vermesi gereken, bir milletin sistematik olarak yok edilmesiyle ilgili mahkemenin tespiti çok önemli. Asla biz soykırım iddiasını kabul etmiyoruz. Evet 1. Dünya Savaşı'nda birtakım acı hadiseler yaşanmış olabilir. Ama tek taraflı yaşanmadı. Türkler, Kürtler, Müslüman nüfus ve başka milletleri etkileyen hadiseler de oldu. O savaş atmosferinde Osmanlı Devleti, buradaki kargaşayı dindirmek için birtakım kararlar aldı. Sayın Biden'ın açıklaması bu manada tarihi hadiseyi siyaseten yorumlamaktan başka bir şey değil.

"BİZİM AÇIMIZDAN MESELE BURADA KAPANMIŞTIR"

Demek ki sayın Cumhurbaşkanımızın kabine sonrası açıklamalarını çok iyi dinlememişler. Ermeni meselesiyle ilgili tarihi perspektifi, Türkiye'nin pozisyonunu ortaya koyan gayet sert açıklamaydı. Biz burada açıklamamızı yaptık. Bu işe siyaseten yorum getirmek bir pratik sonucu olmayacak. Yıllardır demoklesin kılıcı gibi bizi dürttükleri bir hadise de artık ellerinden alınmış oldu. Bizi artık ne ile tehdit edecekler? Sizin siyasi açıklamalarınızı reddettik. Tarihimizle yüzleşmeye, arşivlerimizi açmaya hazırız, hatta Türkiye Cumhuriyeti, Ermenistan'la sınırları açmayı bile konuştu. Bizim Ermenistan'la da yekten bir düşmanlığımız yok. Bizim açımızdan bu mesele burada kapandı gitti. Tabii ki bunun karşı hamlelerini gerçekleştiriyoruz. Bizim Meclis'imiz de kararını aldı. Elbette reaksiyonlarımızı göstereceğiz. Ama muhalefetin bir tavrı daha var. Diyorlar ki, 'Bu açıklama AK Parti'nin dış ilişkilerdeki beceriksizliğin göstergesi'. Bu da kabul edilebilir bir şey değil. Ermenistan Karabağ'da 30 yıldır bir işgal sürdürüyordu. Bu işgali Azerbaycan büyük kahramanlıkla sona erdirdi. Nasıl sona erdirdi? Sayın Azerbaycan Cumhurbaşkanı 'en büyük desteği Türkiye'den aldık' dedi. Şimdi soruyorum muhalefete 30 yıllık Karabağ işgalini bitirdiğinize göre ABD bizi taltif mi edecekti? Bize karşı açıklamalar olabilir. Biz ABD'nin suyuna gitseydik bu açıklamalar olmazdı. Ermenistan'a bir jest yapması gereken taraf ABD. Tabii ki bizi hedef alacak. Biz bu işgale sessiz kalsaydık, bu dünya düzeni bu zulümle devam etseydik, bu açıklamayı belki de yapmayacaklardı.

"GÖBEKLİTEPE HADİSESİ BİZİM EKİBİN TEKLİFİYDİ"

Şu anda bizim Hava Kuvvetlerimizin ihtiyaçları var. İdame ettirebileceği ve ihtiyacını görebileceği bir uçak nerede varsa, biz bunu almaktan çekinmeyiz. Bizim ihtiyacımız, milli güvenliğimiz neyi gerektiriyorsa, şu ne demiş, bu ne demiş gibi düşünmeyiz. İhtiyacınız olan bir uçak orada varsa oradan, Japonya'da varsa Japonya'dan alırız. Burada Türkiye'nin ihtiyacını karşılıyor mu? Bunu sistemimize entegre edebiliriz. Son bir havacılık fuarına gittiğimizde Rusya'nın uçaklarını sayın Putin, sayın Cumhurbaşkanımıza gösterdi. 2019 Aralık ayında Türkiye'nin otomobilini Türkiye'ye tanıttık. Hamdolsun onun yansımalarını bugün dahi görebiliyoruz. O günkü yaptığımız kamuoyu araştırmalarında yüzde 90'ın üzerinde beğeni alan araçlar olduğunu gördük. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız olduğu için teknoloji kısmımız çok ağır basıyor. Gençlerle sürekli iletişim halindeyiz. Çalıştığım ekip genç. Göbeklitepe'deki hadise benim ekibimin teklifiydi.

"OTOMOBİL PİLİ ÜRETİMİYLE İLGİLİ GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR"

Türkiye'nin otomobili çok beğeni aldı. Günler geçtikçe farklı eleştiriler oldu. Ondan sonra Gemlik'te fabrikamızın temellerini attık. O gün tanıtımda ilan ettiğimizde 2022 yılın sonunda seri üretim bandından indireceğiz diye milletimize söz verdik. Bu otomobilin üretcileri olan 5 ortak, 5 babayiğit söz verdi. Şu anda fabrikanın inşatı devam ediyor, makine siparişleri verildi. Türkiye'de pilin üretimiyle ilgili görüşmeler sürüyor. İnşallah Türkiye'de üretilebilecek. 2022 sonunda yüzde 50'nin üzerinde yerlilikle çıkacağını zaten söylemiştik. Ama ilerleyen yıllara göre yüzde 65'e çıkacak. Gerçekten yerli bir otomobil olacak şekilde daha sonra yüzde 65'e ve daha ileride pilin vesaire Türkiye'de üretilmesi ile birlikte çok daha yüksek yerlilik oranlarına çıkabilecek bir otomobilden bahsediyoruz. Türkiye'nin üretimi otonom elektronik bir cihaz. Özellikle bağlantı teknolojileri, sensör teknolojileriyle birlikte artık bunlar teknolojik cihazlar. Türkiye'nin otomobili de doğru zamanda doğru atılmış bir adım. Biz doğuştan elektrikli otomobil dediğimizde 'onlara zaman var' diyenler şu anda harıl harıl elektrikli sistemlere geçebiliriz diye konuşuyorlar. Biz Türkiye'nin otomobili ile fikri mülkiyet hakları yüzde 100 Türkiye'ye ait olan otomobil yapmış oluyoruz. Türkiye'de çok araç üretiyoruz ama hiçbirin fikri mülkiyet hakkı Türkiye değil. Biz kendi otomobil projemizi kendi mühendis ve lider takımımızla tasarlıyoruz. Asıl katma değer yeni gelişen teknolojiyi araca entegre edip, satmayı başaracağız.

"KAYNAŞLI'DA SİS VARSA ARAÇ ONU BİLDİRECEK"

Geçen gün imza töreni yaptık. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile TOBB anlaşma yaptı. Binin üzerinde meteoroloji istasyonu var. Buradaki anlık veriler Türkiye'nin otomobiline akacak. Ankara'ya giderken Kaynaşlı tarafında sis varsa, araç size 'Kaynaşlı'da sis var' diyecek. Kendi otomobilimizi mutlaka çıkarmamız gerekiyor. Burada bir firmamız uçan araba çalışıyor mesela. Dünyada zaten herşey elektrikli, otonom, sıfır karbon çok önemli. Çevre hassasiyeti çok fazla artmış durumda. 2030 yılında belki Avrupa'da içten yanma motorlu araba belki satılmayacak. Dolayısıyla çok büyük bir pazar önümüze açılıyor. Bunu da başaracağımıza inanıyoruz. Bu bir C sınıfı olarak piyasaya çıkacak. Segmentindeki araçlarla yarışmasını TOBB istiyor. Üretimdeki maliyetler nasıl düşürülebilir buna çalışılıyor. Bugünden fiyat vermemiz mümkün değil ama sınıfındaki araçlarla yarışacak bir fiyatın ortaya çıkacağını umuyoruz.

"BÜYÜK OTOMOTİV ENDÜSTRİSİNE SAHİP OLACAĞIZ"

Çok isteyen var, çok taliplisi var. İşte 'şu plakayı bize verin' diyen var. Tabii ki kendi teknolojinizle geliştirdiğiniz, entegre ettiğiniz araçtan elde edeceğiniz katma değeri montajdan elde edemezsiniz. Bunun ekonomisini tartışmaya bile gerek yok. Türkiye'ye ekonomik anlamda katkısı olacak çok büyük bir otomotiv endüstrisine sahip olacağız. Değişim ve dönüşümü TOBB'a başlatmış ve hızlandırmış olduk. TOBB'un etrafında akıllı mobilite sistemi oluştu. Biz bu firmaları yurt dışına pazarlayacağız, buradan bir gelir elde edeceğiz. Bu bir pazar işi. Bu işin gerçekten ekonomisi var. Bugün 1 liradan dışarıdan aldığınız ürünü 5 liraya Türkiye'de üretip tutma şansınız olabilir mi? Burada dengeyi tutturmanız lazım. Harcıhalembir ürün, herhangi bir yerden alabildiğiniz ürünü çok masraflı üretiyorsanız onu üretme yoluna gitmezsiniz. Bunun ekonomisini şirketler zaten değerlendiriyor.

"PANDEMİDE BÜYÜYEN NADİR ÜLKELERDEN BİRİYİZ"

Pandemi döneminde Türk sanayisi başarılı ve büyük bir sınav verdi. Hükümetimiz ekonomi ve sağlığı dengede tutmanın bir sonucu olarak üretime hiç ara vermedi. Pandemi dünyadaki bütün sistemi altüst etti. Özellikle Türk sanayicisi kendisini yeni döneme çok hızlı bir şekilde adapte ederek iyi bir alternatif olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Gerçekten kapasite kullanım oranları, istihdam alanında sanayimiz başarılı bir şekilde üretime, ihracata devam ediyor. Türkiye pandemi döneminde büyümeyi başaran nadir ülkelerden biri oldu. Sanayi buna destek verdi. Kapanma döneminde fabrikaların çalışmasına müsaade ettik. Pandemiyle mücadelede ilk günlerde fabrikalar biraz sıkıntı yaşıyordu son dönemde tesisler pandemi kurallarını nasıl işleteceklerini çok iyi bildikleri için virüsün en az görüldüğü yerler tesisler oldu.

"TÜRKİYE AYNI ZAMANDA KATMA DEĞERLİ ÜRETİYOR"

Muhalefet gündemi takip etmediği için bunlardan haberdar olmuyor. Kişisel olarak her sene belki 50'den fazla fabrikanın açılışına katılıyorum. 2033 yılında imalat sanayinde işletmelerin sayısı ile 2019 yılındaki sayıyı getirdim. İşletme sayısı yüzde 72 artmış. 203 yılında 235 bin imalat sanayi tesisi varmış. 2019 yılında bu sayı 403 bine çıkmış. Yüzde 80'e yakın neredeyse. İmalat sanayinde istihdama bakıyoruz. 2003 yılında 2 milyon 667 bin imiş, bu sayı bugün 4 milyonun üzerinde. 2020 yılında imalat sanayinde kayıtlı isdihdam 344 bin arttı. Türkiye imalat sanayinin katkısıyla büyüdü. Sanayimiz gerçekten iyi gidiyor. Sanayinin iyi gitmesi yeterli değil. Biz üretirken aynı zamanda katma değerli üretmemiz gerekiyor. Bizim ortalamamız ihracatta 1.4. Bunu daha da çıkarmamız lazım. Tekstilin oranı ihracatta düşmüş ama motorlu kara taşıtları yüzde 10'dan yüzdre 13.9'a çıkmış. Makina teçhizat yüzde 5.8 iken şu anda yüzde 9.8'e çıkmış. Türkiye hem üretiyor ama aynı zamanda katma değerli üretmeyi başardı.

"TEKNOLOJİSİNİ ÜRETİP SATABİLEN BİR ÜLKE OLMALIYIZ"

Burada orta yüksek ve yüksek teknolojik ürünlerin payını ihracatta yüzde 50'ye çıkartmak istiyoruz. Şu anda o hedefe uyumlu şekilde gidiyoruz. Katma değeri üretmenin yolu ARGE'den geçiyor. Türkiye'deki ARGE eko sistemini yeniden inşa ettik. ARGE'deki insan sayısı 305 bine çıkmış. Patent başvuruları 2002 yılında sadece 414'müş. 2020 yılında 8200'e çıkmış. Biz Türkiye'yi teknolojisini geliştiren üreten ve satan, geliştiren teknolojiyle imalat ve üretimini katma değerli bir ülke haline gelmek istiyoruz. Bunun için büyük çaba sarf ediyoruz.

"AKINCI SİHA'LARIMIZDA KULLANABİLECEĞİZ"

Türkiye'nin ilk seyir füzesi. 2016 yılında envantere girdi. TÜBİAT Türkiye'de hem ARGE'yi fonlayan kuruluşumuz. Aynı zamanda enstitüde kendi teknolojini geliştiriyor. Bu uçaktan atılan bir füze. Seyir füzeleri yere yakın şekilde adeta uçak şeklinde hareket ettikleri için bunları avlamanız pek mümkün değil. Nokta atışta hedefi vurabiliyorsunuz. Biraz daha küçük versiyonumuzu geliştirmiştik. Kendi uçaklarımızda va aynı zamanda Akıncı SİHA'mızda kullanabileceğiz.

"F-16'YI HAVALANDIRIP 340 KİLO YÜKLEMEK YERİNE..."

Bunlar polisiye filmlerinde gördüğünüz olay yeri incelemede kullanılan kimyasallar. Bunların hepsini ithal ediyorduk. KJK 82 340 kiloluk bombayı akıllı bombaya dönüştüren bir kit. Bunu uçaktan attığınızda 100 kilometreye kadar menzile ulaştırabiliyorsunuz. Geçen Aksungur SİHA'sı ile test yapıldı. Ankara'dan kalkan SİHA bir bombayı Sinop'a getirdi ve döndü. Teröristlerle mücadelede bir sığınağı bombalamanız icap ettiğinizde F-16'yı kaldırıp 340 kiloyu yüklemeniz gerekiyordu. Ama SİHA'ya bu bombayı takıp 'şu koordinata bu bombayı at gel' dediğinizde atıp gelecek. Hem de kameraya ihtiyacı olmadan.

"UYDUDA KULLANABİLECEĞİMİZ KAMERAYI ÜRETİYORUZ"

Türkiye şu anda kendi gözlem, iletişim uydusunu geliştiren bir ülke. Şuradaki parçalarda TÜBİTAK Uzay Enstitüsü'nün uydularda kullandığı ekipmanlar. Şurada elektrikli itki motoru denilen, uzayda elektrikle çalışan itki sistemi. Bunu dünyada yapabilen 6 ülke var. Daha önce uyduda kullandığmımız kamerayı kendimiz üretebiliyoruz. Bir uydunun uzay boşluğunda nasıl yönünü bulabilecek? Yıldızlara, güneşe bakarak. Onun aleti bu. Gerçekten büyük işler başarıyoruz.

"TANESİNİ 50 BİN DOLARA SATMAYA KALKTILAR"

Bu ürün yüksek basınçlı oksijen verebilen bir cihaz. Türkiye'de daha önce üretilmiyordu. Arkadaşlarımız burada elde ettikleri tecrübe ile bu cihazı ürettiler. Şu anda hastanelerde Covid tedavisinde kullanılıyor. Bu aynı zamanda akülü. Pandeminin ilk zamanlarında bize bu solunum cihazları uzak doğudan 50 bin dolara satmaya kalkan ülkeler oldu. Biz çok düşük rakamlara mal ettik. Burada raylı sistemler için üretilmiş. Trenler için üretilmiş bir elektrik motoru. Biz elektrikli tren setlerinin motorlarını yerli ve milli olarak TÜBİTAK Raylı İletişim Teknolojileri Enstitüsü ile geliştirdik. Daha çok hafif raylı sistemler için geliştirildi. Bir kısmı kullanılıyor, bir kısmı da önümüzdeki dönemlerde kullanılacak.

"İNŞALLAH KENDİ HELİKOPTERLERİMİZ OLACAK"

Araba motoru dediğiniz bir elektrik motoru. Dizel motorlarda kendi geliştirdiğimiz motorlarımız var. Elektrik motorları çok zor teknoloji değil ama işin ekonomisine bakmak gerekiyor. Hava araçları için motorlarda çok başarılı işlere imza atılıyor. İnşallah kendi helikopterimiz ve motorumuzda çalışacak. İnşallah bir başka programımızda Milli Uzay Programımızın detaylarını konuşabiliriz. Bu Bilişim Vadisi'nden çok başarılı işleri duyacağız. Burada bir yazılım okulu açıyoruz. Oyun sistemi ile yazılımcı yetiştireceğiz burada. Çok başarılı teknolojilerimiz var. Onların araştırma üniversitesi olması yolunda destekliyoruz.