AK Partili Yalçın'dan 28 Şubat mesajı: Haince kurgulanmış bir pusuydu

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, 28 Şubat'ın bu ülkenin demokrasi tarihinde kara bir leke olduğunu belirterek, "Öylesine haince kurgulanmış bir pusuydu ki 28 Şubat, mesela lisenin son yılındasınız, üniversiteye hazırlık yapıyorsunuz, önünüzde 7-8 aylık bir süre kalmış, yaz döneminde bir anda ilan ettiler ve üniversite sınavına girdiğinde imam hatiplilerin istedikleri bölümü seçemeyecekleri bir düzenlemeyi duyuruverdiler. Hatta öylesine planlı yapmışlar ki bu işleri, insanların o son günlerde imam hatip lisesinden ayrılıp başka bir liseye geçmesini bile engelleyici tedbirler almışlardı." dedi.

27 Şubat 2026 Cuma 12:42
Politika Haberleri

AA



Yalçın, 28 Şubat darbesinin 29. yılı dolayısıyla AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

28 Şubat darbesinin üzerinden 29 yıl geçmiş olmasına rağmen o dönemi yaşayanların zihninde oldukça sağlam bir yeri olduğunu belirten Yalçın, "Askerin sokağa çıkmadan belki sadece sokaklarda tankları yürüterek gözdağı vererek tehditlerle, şantajlarla yürütülen bir darbeydi ama sonuçları itibarıyla hakikaten can yakıcı bir darbeydi 28 Şubat." diye konuştu.

28 Şubat için yapılan farklı tanımlamaları doğru bulmadığını ifade eden Yalçın, "28 Şubat'ın ağır bir darbe olduğunu düşünüyorum. Çünkü o dönem darbeyi tezgahlayanların söylediği sözle de 'sonuçları bin yıl sürecek' bir darbe planlamışlardı." ifadesini kullandı.

"ÖYLESİNE HAİNCE KURGULANMIŞ BİR PUSUYDU Kİ 28 ŞUBAT"

Liseden mezun olup üniversite sınavına girmek isteyen gençlerin önüne bir katsayı garabeti getirildiğini ve böylelikle imam hatip lisesi mezunlarının üniversitelerde ilahiyat bölümü dışında herhangi bir bölümü okumalarını engelleyici adımlar atıldığını hatırlatan Yalçın, şöyle konuştu:

"Öylesine haince kurgulanmış bir pusuydu ki 28 Şubat, mesela lisenin son yılındasınız, üniversiteye hazırlık yapıyorsunuz, önünüzde 7-8 aylık bir süre kalmış, yaz döneminde bir anda ilan ettiler ve üniversite sınavına girdiğinde imam hatiplilerin istedikleri bölümü seçemeyecekleri bir düzenlemeyi duyuruverdiler. Hatta öylesine planlı yapmışlar ki bu işleri, insanların o son günlerde imam hatip lisesinden ayrılıp başka bir liseye geçmesini bile engelleyici tedbirler almışlardı."

O zaman Milli Güvenlik Kurulunda çeşitli toplantılar vesilesiyle hükümeti sıkıştırmak, koalisyon ortaklarından milletvekillerini zorla istifa ettirerek hükümeti düşürmek, kesintisiz 8 yıllık eğitim gibi birçok yöntemle toplumun dizayn edilmeye çalışıldığını anlatan Yalçın, "Ama 28 Şubatçıların zannettiği gibi bin yıl bu topluma hüküm süremediler." dedi.

"ANADOLU DEĞERLERİMİZİ, KÜLTÜRÜMÜZÜ AŞAĞILAMAYA YÖNELİK BİR ZİHNİYET HALA BİR YERLERDE DURUYOR"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, üzerinden 29 yıl geçince sanki bunların bir yerlerde olmuş ve bir daha tekrar etmeyecek, hallolmuş meseleler gibi gözüktüğünü ancak birkaç gün önce yaşanan bir olayın, bu ülkede bu zihniyetin dipdiri ve bir yerlerde saklı durduğunu, ayrımcılık yapmak için fırsat kolladığını gösterdiğini söyledi.

Sosyal medyada yapılan paylaşımla hedef alınan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'i hatırlatan Yalçın, "Kendisi aslında Sakarya Üniversitesi İşletme mezunu. Ama kendi tercihiyle beyaz örtme ve şalvarla görevini devam ettiriyor. Bunu bile hazmedemeyip şalvarı, örtmeyi, kadınımızı, Anadolu'da yaşayan insanımızı, Anadolu değerlerimizi, kültürümüzü aşağılamaya yönelik bir zihniyet hala bir yerlerde duruyor ve o zihniyet bu insanlarımıza hakaret ediyor." diye konuştu.

Yalçın, AK Parti iktidarları döneminde bu tür ayrımcılıkların önüne geçmek için her türlü tedbiri aldıklarını belirterek, "28 Şubat, bu ülkenin demokrasi tarihinde kara bir lekedir. O lekeyi sürenler sonrasında mahkeme süreçleriyle de yüzleşmek zorunda kaldılar. Yüz binlerce insanın o dönem hakkına girenlerin bir şekilde en azından öbür dünyada bedelini ödeyeceklerini düşünüyorum. Ben 1999 imam hatip mezunuyum, katsayı sorunlarıyla boğuşmak zorunda kaldım. Ben şahsen kendi hakkımı helal etmiyorum. Benim gibi birçok insanın da onlara haklarını helal etmeyeceğini düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, o dönemde yaşadıklarını ise şöyle anlattı:

"Ben bir yıl öncesinden üniversite sınavına hazırlanmıştım. İmam Hatip Lisesi 11. sınıftaydım. İstediğim bölümü de kazanma ihtimalim çok yüksekti. O rahatlıkla çalışmalarıma devam ediyordum. 11. sınıftan 12. sınıfa geçtim. Yazın dediler ki, bir anda haberlerde duyduk, üniversite sınavında değişiklik yapıldı, sadece tek sınav olacak, o sınavda hangi alandan mezunsanız o alandan tercih yaparsanız ortaöğretim başarı puanınız 0,5'le, yanlış hatırlamıyorsam, eğer onun dışında başvuru yaparsanız ortaöğretim başarı puanınız 0,2 ile çarpılacak. Bu ikisi arasında çok ciddi puan fark oluyordu. Bu puanı kaybettiğinizde zaten üniversite sınavı kazanma şansınız olmuyordu. Onunla karşılaştık ve hepimiz şok olduk. O dönemki lisedeki sınıfım yaklaşık 30-34 kişiydi. Muhtemelen üniversite sınavında derece yapacak arkadaşlarım vardı. O derece başarılı bir sınıftık. Ama mezun olduğunda normal vaktinde üniversite okuyabilen 3 kişi vardı sınıfımızda. Onun dışındakiler hep 30'lu yaşlarına doğru veya 30'lu yaşlarından sonra okumak mecburiyetinde kaldı. Ve o 3 kişi de derece yapacak olmasına rağmen İstanbul ve Ankara'daki üniversitelerden ziyade Anadolu'daki üniversitelerde eğitim almak durumunda kaldı."

"Yüz binlerce gencin hayatını törpülediler ve hayallerini yıktılar." diyen Yalçın, "Ben hakkımı helal etmiyorum, benim gibi arkadaşlarım varsa onlar da haklarını helal etmesinler bu 28 Şubatçılara. Gerçekten hepimizin hayatında çok köklü sorunlara neden oldular." ifadesini kullandı.

"AK PARTİMİZ MİLLETE YAPILMIŞ ZULME VURULMUŞ BİR TOKATTIR"

28 Şubat darbesinin ardından yaşanan mücadelelere de değinen Yalçın, "Mesela hiç unutmuyorum; bugün hala gazetecilik, televizyonculuk yapan bir tane ahlaksız o tarihlerde ana haber sunuyordu. Bu ülkede akşam haberlerinde cuma namazına giden lise öğrencilerini kameralara çekip suç işlemiş gibi 'Laik bir Türkiye'de ne cüret, nasıl yapılır bunlar' diye haberler yapıyorlardı. Bize bu zulüm, televizyon ekranlarından her gün yapılıyordu ve hepimiz bu zulmü izliyorduk. Şükürler olsun ki bu mücadeleyi biz kazandık." diye konuştu.

Hasan Basri Yalçın, "AK Partimiz kurulduğu günden bu yana aslında o dönemlerde bu millete yapılmış zulme vurulmuş bir tokattır." dedi.

Bugün başörtülü bir subay, komiser, hakim, avukat, vali gördüğünde çok büyük gurur duyduğunu ifade eden Yalçın, "Demek ki diyorum biz bu işi başardık. Demek ki 28 Şubatçılar kaybetti ve bu millet kazandı." ifadesini kullandı.

Bu mücadelenin devam eden bir mücadele olması gerektiğini söyleyen Yalçın, şöyle devam etti:

"Çünkü adım gibi biliyorum ki onlar bir yerlerde plan yapmaya devam ediyorlar. Fırsatını bulduğunda bu ülkenin insanlarını yine olmadığı bir şeye dönüştürmek, dönüşmeyeni de sistemin dışına atmak için hazır bekliyorlar. Kimsenin hiçbir ders aldığını da şahsen düşünmüyorum. Ders almış numarası yapanların da aslında bugün AK Parti iktidarında böyle bir siyasal konjonktür olduğu için bu konuyla ilgili bu tarz açıklamalar yaptıklarında seçmen nezdinde sorun yaşayacaklarını düşündükleri için hala düşmanlıklarını açıktan sergilemiyorlar."

"ANAYASAL OLARAK DA BİR YERDE ONUN BULUNMASI TEK BAŞINA ONU KORUMAK İÇİN YETERLİ DEĞİL"

Sivil anayasa konusuna da değinen Yalçın, "Bunun gerçekleşmesi için de siyasi konjonktürün bir şekilde olgunlaşması gerekiyor. Bu konuyla ilgili mücadelemiz devam edecek." dedi.

Şu an itibarıyla çeşitli hukuki düzenlemelerle başörtüsü meselesinin önündeki engellerin kaldırıldığını anlatan Yalçın, "Zaten aslında var olmaması gereken engeller kaldırıldı. Ama bir anayasal hak çerçevesinde korunduğu zaman daha ciddi anlamda korunabileceği düşünülüyor. Ama şunu da aklımızdan çıkarmamak lazım, darbeciler zaten anayasayı da çiğnedikleri için her zaman, anayasal olarak da bir yerde onun bulunması tek başına onu korumak için yeterli değil." yorumunu yaptı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, "Başörtüsü meselesinde toplumsal ve siyasal mücadeleyi Anayasa değişikliğinden sonra bile vermek durumundayız. Üzerinden belki yüzyıllar geçse de bu köhne zihniyet bir yerlerde ortaya çıkmak için hazır bekliyor. O yüzden hem anayasal çalışmalarımız devam edecek hem de toplumsal zeminde mücadelemiz devam edecek." diye konuştu.

Toplumun büyük kesiminin başörtüsü ve benzeri meselelerde bu köhne zihniyetle aynı zihniyette olmadığının altını çizen Yalçın, "Şu an siyasi konjonktür nedeniyle, Türkiye'nin son 20-30 yılında yaşanan gelişmelerin etkisiyle başörtüsü düşmanlığını açıkça yapamayanlar, siyasi konjonktür değiştiğinde ilk fırsatta bu düşmanlığını tekrar yapmaya gayret edecektir." ifadesini kullandı.

Yalçın, bu zihniyeti dönüştürmenin de mümkün olmayabildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"O yüzden biz durduğumuz yerde durmak, değerlerimize sahip çıkmak, kadınımıza, erkeğimize, gencimize, yaşlımıza, çocuğumuza sahip çıkmak üzere kapsayıcı bir zihniyette hareket etmenin doğruluğunu ve güzelliğini anlatmakla mükellefiz. İktidarda olduğumuz müddetçe bu tür ayrımcı tavırlara uymayanlarla ilgili de tedbirleri almak mecburiyetindeyiz."

28 Şubat sürecinde "Biz türbana karşıyız, başörtüsüne karşı değiliz" şeklindeki yorumları hatırlatan Yalçın, "Halbuki doğrudan doğruya düşman oldukları, nefret ettikleri şey o örtmenin ta kendisiydi. Başörtüsü, türban, yazma ne derseniz deyin aslında onun temsil ettiği bu toplumun temel değerlerine düşmanlıktı o. Bu toplumu olmadığı bir şeye dönüştürmek çabası uzun yıllar maalesef bu ülkenin tarihinde yaşanmıştır. Aşık Veysel'i potur giydiği için Kızılay'a sokmayan zihniyet hangi zihniyetse şalvar giydiği için belediye başkanı olamayacağını düşünen zihniyet de aynı zihniyettir." diye konuştu.