METE ALİ MAVİŞ
Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ardından İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi 24 TV ekranlarına konuk oldu.
Bakan Çiftçi, TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel'in sorularını cevapladı.* Ülkemiz açısından diplomatik olduğu kadar güvenlik bakımından da önemli bir zirveydi. Biz de zirvenin önemine yaraşır şekilde bütün güvenlik tedbirlerimizi önceden planladık.
* Çünkü 32 NATO üyesi ülke ve 9 gözlemci ülke olmak üzere toplam 41 ülkeden devlet ve hükümet başkanları düzeyinde katılımlar oldu.
* Bununla ilgili olarak 56 bin polisimiz ve jandarmamız sahada etkin şekilde görev aldı. Güvenlik tedbirlerimizin planlaması aylar öncesinden başladı.
* Zirve Ankara'da yapılacağı için Ankara'yı merkeze aldık. Ankara'nın çevresindeki illeri ise birinci kuşak iller olarak kabul ettik.
* Hemen Ankara'yı çevreleyen illeri ve liman şehirlerimizi ikinci kuşak, sınır illerimizi de üçüncü kuşak iller olarak belirledik. Mesela bir ay öncesinden istihbarat ekiplerimiz, siber suçlarla mücadele ekiplerimiz ve terörle mücadele ekiplerimiz çalışmalarına başladı.
* Zirveye 15 gün kala farklı bir faza geçtik ve tedbirlerimizi daha da artırdık. Son 72 saatte ise tedbirlerimizi en üst seviyeye çıkardık. Bütün riskleri ve yaşanabilecek muhtemel hadiseleri gözden geçirdik.
* Tabii bu arada Ankara'da da alınan birtakım tedbirler vardı. Kamu kurumlarında, mesela bakanlıklarda çalışan görevliler idari izinli sayıldı. Bir yandan trafiği de seyreltelim, vatandaşlarımız da bundan minimum düzeyde etkilensin veya rahatsız olsun diye bu tedbirler alındı.
* Bütün bu tedbirlerin neticesinde çok şükür herhangi bir sorun olmadan zirveyi kazasız, belasız ve sıkıntısız şekilde atlattık. Ben Ankaralılara da bu manada teşekkür ediyorum.
* Çünkü hayatın olağan akışının bazen sekteye uğradığı da oldu. Kapattığımız yollar oldu. Bundan dolayı Ankaralıların da hoşgörüsüne sığınıyoruz. Zirve önemli olduğu için tedbirlerin de ona göre planlanması gerekiyordu.
* Atalarımızın bir sözü var: "Sen tedbirini kışa göre al, yaz çıkarsa bahtına." Biz de tedbirlerimizi kışa göre aldık. Dolayısıyla aldığımız tedbirlerin neticesinde, devletin diğer kurumlarının da tabii bize yardımları oldu. Burada MİT Başkanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız, Siber Güvenlik Başkanlığımız ve devletin bütün kurumları el birliğiyle, güç birliğiyle sürece katkı verdi.
* Biz de güvenlik tarafında herhangi bir zafiyet oluşmasın diye uğraştık. Şükürler olsun, zirve kazasız belasız şekilde tamamlandı.
* NATO Zirvesi'nin Ankara'da yapılması Türkiye'nin büyük bir devlet olduğu bir kez daha tescillendi. Cumhurbaşkanımızın küresel liderliğini perçinleyen bir zirve oldu.
* Ankara'nın giriş çıkışlarında yapmış olduğumuz veya diğer birinci kuşak, ikinci kuşak, üçüncü kuşak illerde yapmış olduğumuz bu çalışmalarda, 4 bin 412 şahsı da yakalamış olduk. Zirvenin bize böyle bir faydası daha oldu.
* Alınması gerektiği ölçüde tedbir aldık. Çünkü biz daha önce başka ülkelerde yapılan NATO zirvelerini de inceledik. Biliyorsunuz, ülkemizde 2004 yılında İstanbul'da bir NATO Zirvesi yapılmıştı. 22 yıl aradan sonra bu kez Ankara'da, 36. NATO Zirvesi gerçekleştirildi.
* Örneğin geçen yıl NATO Zirvesi Hollanda'da yapılmıştı. Lahey'de düzenlenen zirvede 38 bin polis görev almıştı. Hollanda, Konya büyüklüğünde bir ülke. Bizim ülkemiz ise coğrafi olarak çok daha büyük. Sınır illerimiz var. Mesela Suriye'deki durumu biliyorsunuz. Ukrayna-Rusya Savaşı'ndan dolayı sınırlarımızdaki durum da malum.* Onun için abartmadık; alınması gerektiği ölçüde tedbir aldık. Az önce de söyledim, biz tedbirimizi kışa göre aldık. Böyle önemli bir zirvede, dünyanın gözünün çevrildiği, basın ordusunun takip ettiği bir organizasyonda en küçük bir hadise, ülkemizin güvenli ülke imajını olumsuz yönde etkileyebilirdi.* Dolayısıyla böyle bir şeye mahal vermemek için, abartmadan ve üzerimize düşen sorumluluk çerçevesinde gerekli tedbirleri aldık.* NATO Zirvesi öncesinde Ankara Valiliğimiz bir açıklama yaptı. Sahipsiz sokak hayvanlarından 52 bininin toplandığını, hedef sayıya ulaşıldığını ve Ankara'da sahipsiz sokak hayvanı kalmadığını ilan etti. Bunun üzerine böyle bir tartışma başladı.
* Halbuki bu çalışmalar geçen yıl, 15 Mart 2025 tarihi itibarıyla sahipsiz sokak hayvanlarıyla ilgili sürecin başlamasıyla yürütülüyordu. Bugün, zirveden önce tamamlanmış oldu.
* İçişleri Bakanlığı olarak bu konuda bizim de üzerimize düşen görevler var. Terörsüz Türkiye süreci dediğimizde, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Sayın Devlet Bahçeli'nin de güçlü desteğiyle devlet politikası haline gelen ve yürüyen bir süreç var.
* Biz de İçişleri Bakanlığı olarak bu süreci akamete uğratmaya yönelik bir sabotaj, bir provokasyon olmasın diye çalışmalar yürütüyoruz. Türkiye, Terörsüz Türkiye'yi ve terörsüz bölgeyi konuşuyor. Adım adım normalleşelim diye birtakım çalışmalar yapıyoruz.
* Ben göreve başladığımda şöyle bir talimat vermiştim: Doğu ve Güneydoğu'da yaklaşık 8 sene görev yaptım. Orada arama noktaları var, yol kontrol noktaları var. Artık Terörsüz Türkiye süreciyle beraber bunların da gözden geçirilmesi gerektiğini, görevini tamamlamış bazı yol kontrol noktalarının ve arama noktalarının kaldırılması gerektiğini bütün valiliklerimize bildirdim.
* Bu çalışmalar neticesinde biz 2 bin 763 yol kontrol noktasını veya sabit noktayı kaldırdık. Hatta şu anda müfettişlerimiz yine sahada çalışıyor. Kalanları da gözden geçiriyorlar. "Bunların devam etmesi mi gerekir mi, kaldırılması mı gerekir mi?" diye sivil bir gözle tekrar bakıyoruz.* Bu çalışmalar kapsamında Şemdinli'de de artık fonksiyonu kalmamış, görevini tamamlamış bir konteyner yol kontrol noktasını kaldırmışlar. Buna dair bir haberdi. NATO Zirvesi ile yakından uzaktan alakası yok.* Filistin örnek verelim. Orada güvenlik tam manasıyla sağlanabiliyor mu, sağlanamıyor. Sağlanamıyor.
* Çünkü İsrail sürekli bombalıyor. Gece gündüz bombalıyor, soykırım yapıyor. Hastaneyi de bombalıyor, okulu da bombalıyor, sığınakları da bombalıyor. Yani insanlar orada en temel hakları olan yaşam hakkını bile güvende hissetmiyorlar.* İnsanımız yolda, sokakta, caddede, gecenin herhangi bir vaktinde ıssız bir yerde, eğer hür olarak dolaşabiliyorsa, özgür olarak dolaşabiliyorsa bu güvenliğin bir neticesidir.
* Güvenlik sağlandığı için, güven ortamı yeniden tesis edildiği için bugün Cudi Dağı'nda etkinlik yapılabiliyor. Bölgede önceden böyle bir etkinlik düzenlemek hayal gibi bir şeydi.
* Bugün insanlar hiçbir endişe duymadan, Türkiye'nin her yerine rahatlıkla gidebiliyorlar. İşte bu güvenliğin sağlanması neticesinde olan bir durum.
* Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge anlayışı daha da yaygınlaştıkça, güvenlik daha da arttıkça bölgemizdeki hareketliliğin, turizmin ve insan hareketliliğinin daha da artacağını düşünüyoruz.* Bunlara ise yeni nesil suç örgütleri, organize suç çeteleri veya şehir eşkıyaları diyoruz. Bunlar klasik mafya örgütlenmelerinden farklı. Giyim tarzları değişik.
* Bunlarda mesela hızlı zengin olma arzusu var. Kısa süre içerisinde zengin olma, lüks bir yaşam sürdürme tutkuları var. Silahlarla poz veriyorlar, köpek gezdiriyorlar. Bazen birbirleriyle mücadele ettikleri de oluyor. Yani bunların belli, tek bir liderleri yok.
* Bunların çok fazla lideri olabiliyor, birden fazla örgüt başı olabiliyor. Tek eylemlik eleman kiralayabiliyorlar. Özellikle yaşı küçük çocukları, suça sürüklenen çocuk dediğimiz 15-18 yaş aralığındaki çocukları kullanabiliyorlar.
* Kendilerine tek eylemlik eleman kiralıyorlar, onlara eylem yaptırıyorlar. Genellikle internet üzerinden veya sosyal medya üzerinden örgütleniyorlar. Örgütü oradan yönetiyorlar, para trafiğini oradan yönetiyorlar, elemanı oradan devşiriyorlar.
* Bunlar hep yeni nesil suç örgütlerinin özelliklerinden. Sıkıştıklarında da yurt dışına kaçıyorlar. Şu anda Yunanistan'da, Gürcistan'da, Fransa'da, Almanya'da bunların kaçtıklarını ve oralarda bulunduklarını sayılarıyla beraber biliyoruz.
* İşte yeni nesil suç örgütü dediğimiz yapı budur. İnsanların evini kurşunlatıyor, arabasını kurşunlatıyor, tehdit ediyor, haraç istiyor, sokağın hakkını istiyor.
* Ben göreve geldiğimde iki konunun üzerinde duracağımızı söylemiştim. Birincisi, yeni nesil suç örgütleriyle mücadele. Bunu en önemli konulardan biri olarak ilan ettik. İkincisi de uyuşturucuyla mücadele. O da ülkemizin kanayan yaralarından biri, mücadele edilmesi gereken alanlardan biri.
* Bu yıl yeni nesil suç örgütleriyle ilgili mücadelemizi de artırdık. Örnek veriyorum; bu yılın ilk 6 ayında 478 suç örgütüne yönelik bin 272 operasyon yaptık.
* Siber alana, "Siber Vatan" diyoruz. Nasıl ki sokaklarımızda, caddelerimizde, kamuya açık olan alanlarda devriye faaliyetleri icra ediyorsak ve güvenliği sağlamak zorundaysak, Siber Vatanda da güvenliği sağlamak zorundayız.
* İçişleri Bakanlığı olarak suç ve suçlularla mücadele gibi bir görevimiz var. Şu anda suçların büyük bir kısmı siber alana, yani siber vatana kaydı. Dolayısıyla siber vatanın güvenliğini sağlamak için de siber devriyelerimiz var.
* Etkili mücadele edebilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mesela bu yıl yaptığımız çalışmalarda, siber devriyeler neticesinde 138 bin kişi veya hesapta suç unsuru tespit ettik.
* Polis nasıl sokakta devriye atıyorsa, siber alanda da devriye atıyor. Orada tespit edilen hususlar bunlar. Bu çalışmalar neticesinde mesela 30 bin web sitesine erişimi engelledik. Yine 52 bin sosyal medya hesabının erişimi engellendi.
* 45 bin de yasa dışı bahis sitesi var. Çevrim içi kumar oynatan, insanımızın muzdarip olduğu konulardan biri olan bu sitelere de erişim engeli getirdik.
* İçişleri Bakanlığı'nın görevi sadece günlük hayatta değil, siber alanda da devam ediyor. Çünkü siber alanda işlenen suçların hem mağduru hem sonucu gerçek. Bu suçlar siber alanda işleniyor diye mağdurlar ortadan kalkmıyor. Siber mağdurlar yok, gerçek mağdurlar var. Siber olabilir ama mağdur olan kişi gerçek kişidir.
* Gerçek sonuçlar ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bunlarla etkin bir şekilde mücadele edebilmek için de Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız, etkili bir mücadele yürütüyorlar.
* Siber dolandırıcılar veya çevrim içi dolandırıcılar, vatandaşı bir şekilde ağlarına düşürüyor. Kendini polis olarak tanıtıyor, savcı olarak tanıtıyor. İnsanlar ellerindeki parayı kaptırabiliyorlar. İşte bunu engellemek için Dolunay projesini gerçekleştirdik.
* DOLUNAY projesi şu: Bizim Bakanlığımıza bağlı 112 sistemimiz var. Orada çağrı karşılayıcılarımız bulunuyor. 112'yi aradığınız zaman ilk çağrıyı alan kişiler onlar. Duruma göre sizi sağlık teşkilatıyla, emniyetle, jandarmayla, AFAD'la ya da yangın varsa itfaiyeyle irtibatlandırıyorlar.* DOLUNAY Merkezi de bunun gibi bir sistem olacak. Bu merkezde savcımız olacak. Yine emniyetten, jandarmadan, MASAK'tan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan, siber suçlar birimlerinden ve bankalar arası merkezden temsilcilerin olduğu bir yapı kurulacak.* Amacımız şu: Kısa süre içerisinde böyle bir dolandırıcılığa uğradığını iddia eden vatandaş olduğunda, bu merkez süratle işe el koysun. Para izini kaybetmeden varlığı dondurabilelim ve buharlaşmasını engelleyelim. Yani izini sürebilelim.* İnsanların ikna etme kabiliyetleri çok yüksek. Bir de yapay zekayı, ses ve görüntü sistemlerini kullanarak ikna yöntemlerini artırıyorlar. Bu şekilde hiç inanılmayacak kişileri bile kandırabiliyor, ikna edebiliyorlar. İnsanlar da ellerindeki parayı, varlıklarını götürüp bunlara teslim ediyor.
* Hiçbir polis, hiçbir jandarma veya savcı vatandaştan para istemez. Davet edecekse polis merkezi amirliğine, karakola veya savcılığa davet eder. Yanında para falan da istemez. Devlet zaten operasyon yapacağında kendi imkânını da tedarik eder.
* Onun için vatandaşlarımız bu tür kişilere kesinlikle itibar etmesinler. Telefon açtıklarında bu tür kişilerle karşılaşırlarsa hemen telefonu kapatsınlar ve 112'yi arasınlar.
* Şu anda ülkemizde bulunan Suriyeli sayısı 2 milyon 245 bin kişi. 2016 yılından 2026 yılına kadar, 10 yıllık süre içerisinde 1,5 milyon Suriyeli ülkelerine geri döndü. 8 Aralık devriminden sonra gidenlerin sayısı da bugün itibariyle 710 bin kişi.
* Türkiye'den her gün aşağı yukarı bin kişi ülkesine geri dönüyor. Bu süreç devam ediyor. Her gün ortalama bin Suriyeli ülkesine dönüyor. Okulların kapanmasıyla beraber bu dönemde sayı biraz daha artabilir.
* Suriye'ye iki hafta önce günübirlik resmi bir ziyarette bulundum. Suriye ile iş birliği alanlarımız var. Mesela düzensiz göçle mücadele, uyuşturucuyla mücadele, AFAD alanında iş birliği... Ülkemizde yaşayan 2 milyon 245 bin Suriyeli kardeşimizin gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönmeleri, oradaki süreçlerin kolaylaştırılması konularında bir günlük resmi ziyarette bulundum.
* Suriye'ye gitmişken Emevi Camisi'ne uğramamak olmazdı. Orada bir vakit namaz kılmamak da olmazdı. Epeyden beri aklımda da böyle bir düşünce vardı. İkindi namazına denk geldi. Önce ikindi namazından önce Kasyun Dağı'na gittik. Tam ikindi namazı vaktinde de Emevi Camisi'ne gittik ve ikindi namazını kıldık.
* Namazdan sonra imam efendi beni bir Aşr-ı şerif okumak veya konuşma yapmak için mihraba davet etti. Ben de camide konuşma yapmanın çok uygun olmayacağını düşündüm. Bir de karşımdaki insanlar Arap'tı. Benim Türkçe konuşmamdan belki çok bir şey anlamayacaklardı. Orada bir Aşr-ı şerif okudum. Allah kabul etsin.
* Daha sonra çıkışta Türk şehitlerimiz var, 1900'lü yıllarda şehit olmuş üç pilotumuz var. Onları ziyaret ettim. Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi'nin de kabri oradaydı, onu da ziyaret etmiş olduk. Güzel bir ziyaret oldu.
* Sosyal medya hayatımızın bir gerçeği. Bundan kaçınmamız mümkün değil. Zaten valiliklerimizin, kaymakamlıklarımızın, emniyetin, jandarmanın ve bütün birimlerimizin resmi hesapları var. Personelimizin de kişisel sosyal medya hesapları bulunuyor.
* Sosyal medya hayatımızın bir gerçeği. Bundan kaçınmamız mümkün değil. Zaten valiliklerimizin, kaymakamlıklarımızın, emniyetin, jandarmanın ve bütün birimlerimizin resmi hesapları var. Personelimizin de kişisel sosyal medya hesapları bulunuyor.
* Biz şunu söylüyoruz: Valiler ve kaymakamlar olarak taşrada devleti temsil ediyoruz. Yaptığımız paylaşımların da devletin vakarına, ciddiyetine ve devlet adamı anlayışına uygun olması gerekir.
* Yaptığımız paylaşımlar kurumsal hizmetlerimizi tanıtmaya yönelik olmalı; kişisel reklama kaçmamalı, şova dönüşmemeli.