Egzersiz depresyon tedavisinde ilaç kadar etkili çıktı

Lancashire Üniversitesi tarafından yönetilen uluslararası bir araştırma ekibi, yaklaşık 5 bin yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilen 73 çalışmayı inceleyerek, düzenli egzersizin depresyon belirtilerini hafifletmede psikolojik terapi ve antidepresan ilaçlarla benzer düzeyde etkili olduğunu ortaya koymıştır.

15 Ocak 2026 Perşembe 21:16
Sağlık Haberleri

HABER MERKEZİ



Depresyon tedavisinde fiziksel aktivitenin rolü, son yıllarda yapılan kapsamlı araştırmalarla giderek daha belirgin hale gelmektedir. İngiltere'deki Lancashire Üniversitesi'nde görev yapan araştırmacılar, depresyon ile mücadelede egzersizin sunduğu potansiyeli derinlemesine incelemek amacıyla geniş çaplı bir meta-analiz çalışması gerçekleştirmiştir. Bu çalışmada, farklı ülkelerden toplanan ve toplamda yaklaşık 5 bin yetişkini kapsayan 73 adet randomize, kontrollü deneme sistematik olarak analiz edilmiştir. Söz konusu denemelerde çeşitli egzersiz programları ile depresyon tedavisi yöntemleri karşılaştırılmış ve elde edilen veriler oldukça dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

Egzersizin depresyon tedavisindeki etkinliği

Araştırmanın bulgularına göre, düzenli egzersiz yapmanın depresyon belirtilerini hafifletmede önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Hiçbir müdahale yapılmayan kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında, egzersiz yapan bireylerde depresyon semptomlarında orta düzeyde iyileşme gözlenmiştir. Daha da önemlisi, bu iyileşme oranı psikolojik terapi uygulamalarıyla neredeyse aynı seviyede bulunmuştur. Antidepresan ilaçlarla kıyaslandığında ise, egzersizin benzer düzeyde fayda sağladığı ancak bu sonucun biraz daha düşük kesinlik derecesiyle ortaya konduğu belirtilmiştir. Bu bulgular, depresyon tedavisinde egzersizin sadece tamamlayıcı bir yöntem değil, bağımsız bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Lancashire Üniversitesi'nde Sağlık Hizmetleri Araştırması profesörü Andrew Clegg, yaptığı açıklamada egzersizin depresyon belirtilerini yönetmeye yardımcı olmak için güvenli ve erişilebilir bir seçenek olduğunu vurgulamıştır. Clegg'in ifadelerine göre, bu bulgular egzersizin bazı insanlar için oldukça etkili çalıştığını, ancak herkes için aynı sonuçları vermeyebileceğini göstermektedir. Bu nedenle, bireylerin kendi istekleri ve sürdürebilecekleri egzersiz yaklaşımlarını bulmaları kritik önem taşımaktadır. Depresyon tedavisinde kişiselleştirilmiş bir yaklaşım benimsendiğinde, egzersizin daha yüksek başarı oranlarına ulaşabileceği düşünülmektedir.

Egzersiz türü ve yoğunluğunun önemi

Araştırma sonuçları, depresyon belirtilerini hafifletmede tüm egzersiz türlerinin eşit düzeyde etkili olmadığını ortaya koymaktadır. Hafif ila orta şiddette yapılan fiziksel aktivitelerin, daha yoğun ve ağır egzersizlere kıyasla depresyon semptomlarını hafifletmede daha iyi sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Bu bulgu, depresyon yaşayan bireylerin aşırı yoğun antrenmanlarla başlamak yerine, kademeli ve uygun şiddette egzersiz programlarına başlamalarının daha faydalı olacağını göstermektedir. Araştırma ekibi, optimal sonuçlar için 13 ile 36 egzersiz seansı arasında bir aralığın en uygun olduğunu tespit etmiştir. Bu sayı, depresyon tedavisinde egzersizin ne kadar sık yapılması gerektiğine dair önemli bir rehber niteliğindedir.

Farklı egzersiz türlerinin kombinasyonunun kullanılmasını destekleyen kanıtlar bulunmakla birlikte, hiçbir tek aktivite türü açık bir şekilde diğerlerinden üstün çıkmamıştır. Yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet, yoga ve direnç antrenmanı gibi çeşitli egzersiz biçimlerinin depresyon tedavisinde faydalı olabileceği görülmüştür. Önemli olan nokta, bireyin kendi tercihlerine ve fiziksel durumuna uygun bir egzersiz programı seçmesidir. Egzersizin depresyon tedavisinde maksimum fayda sağlaması için, her bireyin ihtiyaçlarına ve yaşam koşullarına uyarlanması gerekmektedir.

Araştırmanın sınırlamaları ve gelecek perspektifi

Bu kapsamlı araştırmanın önemli bulguları olmasına rağmen, bazı sınırlamalar bulunmaktadır. İnceleme ağırlıklı olarak yapılandırılmış ve kontrollü deneyler üzerine odaklanmıştır. Bu tür deneyler, toplanan verilerin kapsamlılığı açısından değerli olsa da, doğal olarak daha motive ve aktif olan bireyleri çekme eğilimindedir. Sonuç olarak, araştırmanın bulguları, depresyonla mücadelede daha az aktif olan veya motivasyon sorunu yaşayan kişileri tam olarak temsil etmeyebilir. Ayrıca, incelemeye dahil edilen denemelerin hiçbiri depresyon ve egzersiz arasındaki ilişkiyi uzun bir zaman periyodu boyunca takip etmemiştir. Bu da, egzersizin depresyon tedavisindeki uzun vadeli etkilerinin tam olarak anlaşılmasını güçleştirmektedir.

King's College London'dan nörobilimci Brendon Stubbs, araştırmaya dahil olmamakla birlikte, depresyonu olan insanlar için egzersizin bazıları için terapiye veya ilaca benzer kısa vadeli faydalar sunabileceğini belirtmiştir. Stubbs'a göre, yaklaşımları değiştirme veya birleştirme kararları, bireysel koşullar göz önünde bulundurularak sağlık hizmeti sağlayıcılarıyla işbirliği içinde alınmalıdır. Araştırmacılar, farklı depresyon seviyeleri, farklı egzersiz türleri ve fiziksel kondisyon seviyelerine sahip insanları kapsayan daha geniş ve yüksek kaliteli çalışmaların yapılması gerektiğini kabul etmektedir. Andrew Clegg, egzersiz depresyonu olan insanlara yardımcı olabileceğini, ancak hangi türlerin en iyi çalıştığını, kimler için en etkili olduğunu ve faydaların zaman içinde devam edip etmediğini bulmak istiyorsak, hala daha büyük ve iyi yürütülmüş çalışmalara ihtiyaç duyduğumuzu vurgulamıştır.

Depresyon tedavisinde bütünsel yaklaşım

Egzersizin depresyon tedavisinde sunduğu faydalar oldukça önemli olmakla birlikte, profesyonel yardım almak kritik olmaya devam etmektedir. Depresyon belirtileri, D vitamini eksikliğinden otizm spektrumu bozukluklarına kadar birçok farklı tıbbi durumun sonucu olabilir. Bu nedenle, depresyon yaşayan bireylerin mümkün olduğunda en azından bir miktar profesyonel sağlık hizmeti almalarını sağlamak önemlidir. Egzersiz, terapistler ve doktorlar tarafından önerilen tedavi planının bir parçası olarak en etkili sonuçları verebilir. Depresyon tedavisinde tek bir yönteme güvenmek yerine, bireyin ihtiyaçlarına uygun çok yönlü bir yaklaşım benimsenmelidir.

Fiziksel aktivitenin sağlık üzerindeki olumlu etkileri sadece depresyon tedavisiyle sınırlı değildir. Egzersiz, beyin fonksiyonunu artırmaktan çeşitli hastalıklarla mücadele etmeye ve kilo alımını sınırlamaya kadar geniş bir yelpazede fayda sağlamaktadır. Depresyon tedavisinde egzersizin rolü, bu genel sağlık faydalarıyla birleştiğinde, bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirebilir. Sonuç olarak, depresyon yaşayan bireyler için egzersiz, sadece bir tedavi yöntemi değil, aynı zamanda genel sağlık ve refahı artıran bir yaşam tarzı değişikliğidir.