Uzmanlardan ilginç açıklama; Sosyal medya kullanımı gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkilemiyor

Manchester Üniversitesi'nde yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, sosyal medyada geçirilen zamanın veya oyun oynama sıklığının gençlerde anksiyete ve depresyon belirtilerini artırmadığını ortaya koymaktadır. Çalışma, bu konuda yaygın olarak dile getirilen endişelere karşı çıkmaktadır.

14 Ocak 2026 Çarşamba 21:53
Sağlık Haberleri

HABER MERKEZİ



Sosyal medya ve dijital oyunlar konusunda toplumda yaygın olarak ifade edilen kaygılar, bilimsel araştırmaların bulgularıyla karşı karşıya gelmektedir. Üç okul yılı boyunca yürütülen kapsamlı bir çalışma, ekran süresi ile gençlerin ruh sağlığı sorunları arasında doğrudan bir bağlantı olmadığını göstermektedir. Bu araştırma, özellikle Birleşik Krallık'ta 16 yaş altı gençler için sosyal medya yasaklanması tartışmalarının ortasında önemli bir perspektif sunmaktadır.

Araştırmanın kapsamı ve yöntemi

Manchester Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bu araştırma, 11 ile 14 yaş arasındaki 25.000 genci izleyerek teknoloji kullanımının ruh sağlığı üzerindeki gerçek etkisini incelemiştir. Araştırma ekibi, katılımcıların kendi bildirdikleri sosyal medya alışkanlıklarını, oyun oynama sıklıklarını ve duygusal durumlarını üç yıl boyunca sistematik olarak takip etmiştir. Çalışmaya dahil olan gençlere, normal bir hafta içi günde TikTok, Instagram, Snapchat ve benzeri platformlarda ne kadar zaman geçirdikleri sorulmuştur. Aynı zamanda katılımcıların duygularıyla, ruh halleriyle ve genel ruh sağlıklarıyla ilgili detaylı sorular yöneltilmiştir. Bu kapsamlı veri toplama süreci, araştırmanın güvenilirliğini ve geçerliliğini sağlamıştır.

Araştırmanın temel bulguları

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, daha yoğun sosyal medya kullanımının veya daha sık oyun oynamanın ertesi yıl gençlerin anksiyete veya depresyon belirtilerini artırmadığı yönündedir. Hem erkek hem de kız çocuklar için bu bulgu tutarlı bir şekilde geçerli olmuştur. Araştırmacılar, öğrencilerin 8. sınıftan 9. sınıfa ve 9. sınıftan 10. sınıfa geçerken sosyal medya kullanımındaki artışların ertesi yıl ruh sağlıkları üzerinde hiçbir zararlı etkisi olmadığını belirtmiştir. Benzer şekilde, oyun oynayarak geçirilen daha fazla zamanın da öğrencilerin ruh sağlığı durumunda olumsuz bir değişikliğe yol açmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, sosyal medya ve dijital oyunlar hakkında toplumda yaygın olan endişelerin bilimsel temelden yoksun olabileceğini göstermektedir.

Araştırma, sosyal medya kullanım biçiminin de ruh sağlığı üzerinde etkili olmadığını ortaya koymaktadır. Katılımcılara, başkalarıyla sohbet ederek, hikayeler ve resimler paylaşarak, akışlara ve profillere göz atarak veya fotoğraflar arasında gezinerek ne kadar zaman geçirdikleri sorulmuştur. Bilim insanları, sosyal medyada aktif olarak sohbet etmenin veya pasif olarak akışlarda gezinmenin ruh sağlığı zorluklarını tetiklemediğini bulmuştur. Bu sonuç, sosyal medya kullanımının türü ne olursa olsun, ruh sağlığı üzerinde doğrudan olumsuz bir etki yaratmadığını göstermektedir.

Araştırmanın daha geniş anlamı ve sınırlamaları

Araştırmanın başyazarı Dr. Qiqi Cheng, ailelerin bu konuda endişeli olduğunu kabul etmekle birlikte, bulgularının sadece sosyal medyada veya oyun oynayarak zaman geçirmenin ruh sağlığı sorunlarına yol açtığı fikrini desteklemediğini vurgulamıştır. Cheng, hikayenin bundan çok daha karmaşık olduğunu ifade ederek, tek bir faktöre odaklanmanın yetersiz olduğunu göstermiştir. Journal of Public Health'te yayımlanan bu araştırma, sosyal medya ve oyun oynama konusundaki tartışmalara yeni bir boyut katmıştır.

Ancak araştırma yazarları, bu bulguların çevrimiçi deneyimlerin tamamen zararsız olduğu anlamına gelmediğini önemle vurgulamıştır. İnci mesajlar, çevrimiçi baskılar ve aşırı içerik tüketimi gibi belirli çevrimiçi davranışlar refahı olumsuz etkileyebilmektedir. Yazarlar, yalnızca ekran süresine odaklanmanın yararlı olmadığını ve daha bütünsel bir yaklaşım gerektiğini belirtmiştir. Ortak yazar Prof. Neil Humphrey, bulgularının gençlerin sosyal medya ve oyun etrafındaki seçimlerinin nasıl hissettikleriyle şekillenebileceğini ancak mutlaka bunun tersinin olmadığını gösterdiğini açıklamıştır.

Teknoloji ve ruh sağlığı ilişkisine yeni bakış

Araştırmanın önemli bir katkısı, teknoloji kullanımı ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiye dair perspektifi değiştirmesidir. Humphrey, teknolojinin kendisini suçlamak yerine, gençlerin çevrimiçi ne yaptıklarına, kimlerle bağlantı kurduklarına ve günlük yaşamlarında ne kadar desteklendiklerini hissettiklerine dikkat etmemiz gerektiğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, sosyal medya ve oyunların kendi başlarına zararlı olmadığını, ancak kullanım bağlamı ve çevre faktörlerinin önemli olduğunu göstermektedir.

Bu araştırma, Birleşik Krallık'taki bakanların Avustralya'nın örneğini takip ederek 16 yaş altı için sosyal medya kullanımını yasaklamayı düşünmesiyle ortaya çıkan tartışmalara karşı önemli bir kanıt sunmaktadır. Bulgular, yaş tabanlı yasaklamalardan ziyade, gençlerin çevrimiçi davranışlarını anlamak ve desteklemek için daha kapsamlı stratejilerin gerekli olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, sosyal medya ve oyun oynama konusundaki endişeler meşru olsa da, bu endişelerin çözümü basit yasaklamalardan ziyade, gençlerin dijital okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı çevrimiçi alışkanlıklar geliştirmelerine yardımcı olmaktan geçmektedir.