Bugün, klasikler sadece hacimli edebi metinler olmaktan çıkıp başta sinema olmak üzere sanatın diğer dallarının da ana malzemesi. Bu nedenle zamanı gösterecek çok sayıda teknolojik alete sahip olan ama zamanı pek olmayan bizler, 1600 sayfalık Sefiller’i okumak yerine; pekala metne sadık kalmış sinema filmlerini, operasını, tiyatrosunu izleyerek, ya da genellikle ödevlere yardımcı olmak için hap haline getirilmiş özet yapan internet sitelerindeki metinlerden Sefiller’i öğrenebiliyoruz. Aynı zamanda, günümüz iç mimarisinin entelektüel duruşuyla üretilmiş panel mobilyalarla döşediğimiz evlerimizde, TV’nin konuşlandığı yerden ve ortapedik koltuklarımızdan arta kalan yere serpiştirilmiş kitaplıklara Sefiller’in tuğla kalınlığındaki iki ciltlik yayınını da alıp koyuyoruz. Böyle iken misafirleri etkilemekte daha başarılı olunan bu çabadan, Sefilller’i yayımlayanın hoşnut kalacağını kar hesaplarını düşünerek ummak pekala büyük yanılgı olur. Çünkü Sefiller, edebiyatı edebiyat olmasını sağlamış beş büyük yapıt: İlyada, Odessa, Hamlet, Don Kişot ile birlikte sayılır.
160 YILDIR DEĞERİNİ KORUYOR
Fransız Sosyolog Victor Hugo’nun (1802-1885), başyapıtı olan Sefiller, Hugo’nun giderek kirlendiğini düşündüğü Fransız toplumuna dair ortaya koyduğu kıymetli sorulara kıymetli yanıtlar verdiği yapıtıdır. Zaten Sefiller’i değerli kılan usurların başında da, Hugo’nun sosyolog kimliğiyle topluma ilişkin gözlemlerini neden ve sonuç ilişkisini o güne değin edebiyatın bilmediği ve sonraki zamanlarda da bir ana “gerçekçi-toplumcu” akımı oluşturacak şekilde dengeli kurması gelir. Büyük yazarlar, büyük sorunlar için önemli sorular soran ve bunlara derece önemli yanıtlar verebilenlerdir aynı zamanda. Sefiller’de, Hugo’nun insanın iyiliği, erdemin değeri olarak özetlenebilecek iki ana sorusuna dair 1600 sayfada verdiği yanıtlar, romanın teknik özelliklerini ayrı düşünecek olursak onu Sefiller ile büyük yazar yapar.
ELDEN DÜŞMEYECEK BİR YAPIT
Jean Valjean isimli ana karakterin bir hırsızdan adil bir belediye başkanı ve ömrünün sonlarında adeta bir azize dönüşmesi üzerinden anlattığı Sefiller’in metin yapısı, en başarılı öteki örneği çağdaşı ulu yazar Leo Tolstoy’un Savaş ve Barış ile Anna Karanina’sında görülen zaman mekan geçişlerinin aynıdır. Fransız ve Rus edebiyatının temellerinden olan bu iki büyük yazarın aynı ‘izlek’i kullanması ve bugün o tür bir izlek ile yazılmış kitabın çok kalın olacağından giderlerin fazlalığı ve kalın kitabın günümüzün vakti dar okurunca okunmayacağı türünden kaygılar nedeniyle bugün kullanılmayan; bu özelliğiyle de koruma altına alınan türün en iyileri olması bakımından da önemlidir. Bu nedenle de yazmaya düşenlerin tekrar tekrar yazı yaşamları boyunca ellerinden düşürmemesi gerekenler arasında bulunur. Bunu, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Latin Amerikalı büyük yazar Mario Vargas Llosa da İletişim Yayınları’nın klasikler dizisinden Cenap Karakaya’nın Türkçesiyle okurla buluşan Sefiller’in son sözünde dile getiriyor.