Militaire internet sitesinde yazı kaleme alan Kapoutsis, yaklaşan Başkan Trump- Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesinin ikili bir görüşmenin çok ötesine geçeceğini ifade etti. Gündemde Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına olası yeniden entegrasyonu, Türk Hava Kuvvetleri'ne yeni askeri tedarikler, Suriye, Karadeniz ve Kafkasya'da ABD-Türkiye işbirliği ve NATO'nun güneydoğu kanadının yeni güvenlik mimarisi gibi konuların yer almasının öngörüldüğünü aktardı.
"TÜRKİYE, ABD İÇİN YERİ DOLDURULAMAZ"
F-35 meselesinin sadece gelişmiş bir silah sisteminin tedarikiyle ilgili olmadığını aktaran yazar, Trump'ın, Orta Doğu'daki Amerikan politikasının daha geniş kapsamlı yeniden düzenlenmesinde Türkiye'yi yeri doldurulamaz stratejik bir ortak olarak görerek Ankara ile kapsamlı bir yakınlaşma arayışında olduğunun altını çizdi.

İsrail hükümetinin, Türkiye'ye olası F-35 satışına büyük şüpheyle yaklaştığını aktaran Kapoutsis, Tel Aviv'in Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki niteliksel askeri üstünlüğü etkileyeceğine inandığını belirtti.
İsrail'in, artan Türk gücünü zayıflatmak için elinden geleni yapacağına inandığını ifade eden yazar, Tel Aviv'in bu satışı engellemek için Washington'daki güçlü siyasi ve kurumsal etkisini kullanacağını aktardı.

Yaşanan tüm bu süreci Yunanistan'ın gözlemci gibi takip etmemesi gerektiğini belirten Kapoutsis, bu gelişmelerin Yunanistan için özel bir öneme sahip olduğunu vurguladı.
"TÜRKİYE BÖLGENİN BASKIN GÜCÜ"
Türkiye'nin artan askeri kapasitesinin Atina için zaten zor bir durum oluşturduğunu vurgulayan yazar, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'taki dengelerin yakında tümden değişebileceğini ifade etti.
Türkiye'nin ABD tarafından yeniden silahlandırıldığını belirten Kapoutsis bunun bölge için yeni bir hazırlık anlamına geldiğini dile getirdi. ABD'nin Ankara politikalarını sorgulayan yazar, Trump'ın amacının NATO'nun kolektif caydırıcılık gücünü güçlendirmek istediğini ancak Türkiye'yi bölgede baskın bir askeri güç haline getirmek üzere olduğunu aktardı.

Yazar son olarak, F-35 anlaşmasının basit bir silah anlaşması olmadığını, bunun, Doğu Akdeniz'deki stratejik dengeyi önümüzdeki on yıllar boyunca etkileyecek, derin jeopolitik sonuçları olan bir karar olduğunu ifade etti. Kapoutsis ayrıca, Yunanistan'ın hazırlıksız yakalanma veya seyirci rolüne indirgenme lüksünün olmadığının da altını çizdi.