Arap Baharı'ndan insani krize: Yemen'deki parçalanmış yapı Orta Doğu'yu ateşe verdi
ABONE OL

Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nda aylardır tırmanan askeri gerilim, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yolunu kilitlerken küresel ekonomiyi de doğrudan sarsıyor. Yemen'de yönetimi elinde tutan Husiler (Ensarullah hareketi), denizdeki ticari ve askeri gemilere yönelik İHA ve füze saldırılarını sürdürüyor. ABD ve İngiltere öncülüğündeki koalisyon güçleri ise düzenledikleri hava harekatlarına rağmen bu saldırıları tamamen engelleyebilmiş değil. Ancak Kızıldeniz'de yaşanan bu sıcak çatışmayı doğru anlayabilmek için, arka planda 10 yıldır devam eden Yemen iç savaşına ve ülkenin bölünmüş yapısına bakmak gerekiyor.

YEMEN NASIL BU HALE GELDİ?

Yemen'deki krizin kökleri 2011 yılındaki Arap Baharı protestolarına dayanıyor. Onlarca yıldır ülkeyi yöneten Ali Abdullah Salih'in istifasının ardından ülkede büyük bir siyasi ve ekonomik boşluk oluştu. Ülkenin kuzeyindeki Şii Zeydi toplumuna dayanan Husiler, yolsuzluk ve ekonomik çöküşü gerekçe göstererek 2014 yılında başkent San'a'ya yürüyüp yönetimi el koydu. İran destekli Husilerin bu kadar hızlı güçlenmesinden rahatsız olan Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise 2015 yılında resmi Yemen hükümetine destek amacıyla savaşa dahil oldu. Böylece yerel bir güç mücadelesi, bölgesel bir vekalet savaşına dönüştü.

ÜÇE BÖLÜNEN ÜLKE VE İÇ SİYASET

Yemen bugün kağıt üzerinde tek bir devlet gibi görünse de sahadaki gerçekler çok farklı. Ülke fiilen üç ana nüfuz alanına bölünmüş durumda. Başkent San'a, stratejik Hudeyde limanı ve Yemen nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşadığı kuzey bölgeleri Husilerin sıkı denetimi altında bulunuyor. Suudi Arabistan tarafından desteklenen uluslararası tanınırlığa sahip resmi hükümet ise daha çok doğudaki petrol ve gaz zengini eyaletlerde varlık gösteriyor. Güneyde ise Birleşik Arap Emirlikleri destekli Güney Geçiş Konseyi kontrolü elinde tutuyor ve zaman zaman resmi hükümetle de çatışarak ayrı bir devlet kurma hedefini sürdürüyor.

UCUZ İHA'LAR VE SAVAŞIN EKONOMİK YÜKÜ

Kızıldeniz'deki mevcut gerilim, Yemen'deki asimetrik savaşın denizlere taşınmış halidir. Husilerin fırlattığı birkaç bin dolar maliyetindeki kamikaze İHA ve füzeleri durdurmak için Batılı güçler 2 ila 4 milyon dolar değerinde gelişmiş hava savunma füzeleri fırlatmak zorunda kalıyor. Bu durum Batı ordularının füze stoklarını zorlarken, Husiler mobil ve yer altı sistemleri sayesinde hava bombardımanlarından en az kayıpla sıyrılabiliyor. Saldırı riski nedeniyle gemicilik şirketleri gemilerini Süveyş Kanalı yerine Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu'ndan dolaştırmak zorunda kalıyor. Bu da rotaları iki hafta uzatarak nakliye giderlerini ve nihayetinde dünya genelindeki mal fiyatlarını artırıyor.

YEMEN'İN SON DURUMU

Yıllardır süren bu çok yönlü çatışmanın en büyük bedelini ise Yemen halkı ödüyor. Yaklaşık 30 milyon nüfuslu ülkede halkın büyük çoğunluğu temel gıda, sağlık ve temiz suya erişim sıkıntısı çekiyor; altyapı hemen hemen tamamen çökmüş durumda. Önümüzdeki süreçte Batılı güçlerin saldırıları sertleştirmesi olası görünse de bu adımların Husileri caydırmaya yetmeyeceği değerlendiriliyor. Kızıldeniz'deki düğümün çözülmesi ve Yemen'de çatışmaların tamamen durması ise büyük oranda Orta Doğu'daki genel barış adımlarına ve Gazze hattında sağlanacak kalıcı bir ateşkese bağlı kalmaya devam ediyor.

Yemen Başbakanı Zindani'den Husiler tepkisi: "İran'ın kaotik planını uyguluyorlar"

Hastalıklarla boğuşan halk ilaç ve tedavi bulamıyor