Çin'den ''risk'' raporu: Dünya nükleer eşiğe mi yaklaşıyor?
ABONE OL

Singapur'da düzenlenen uluslararası güvenlik forumu Shangri-La Diyaloğu'nda Çin heyetine başkanlık eden Ulusal Savunma Üniversitesi öğretim üyesi Tümgeneral Mıng Şiangçing, forum kapsamında düzenlenen "Stratejik İstikrara Yönelik Riskleri Yönetmek" başlıklı oturumda konuştu.

Tümgeneral Mıng, "İsrail'de bir kabine bakanı, Gazze'de nükleer silah kullanılmasına ilişkin şok edici öneride bulundu. Bu, nükleer savaş tehdidinin hiç de uzak olmadığını gösteriyor." ifadelerini kullandı.

İsrailli aşırı sağcı Miras Bakanı Amihai Eliyahu, 5 Kasım 2025'te ülkesinde katıldığı bir radyo programında da nükleer bomba kullanmanın Gazze'ye yönelik olasılıklardan biri olduğunu söylemişti.

"NÜKLEER SİLAHLARIN YAYILMASI RİSKİ ARTIYOR"

Nükleer silahların kontrolü, silahsızlanma ve yayılmanın önlenmesine ilişkin uluslararası rejimlerin de son dönemde ciddi şekilde aşındığına işaret eden Mıng, nükleer silahların kontrolüne ilişkin bazı güvencelerin çöktüğünü belirtti.

Mıng, dünyada en fazla nükleer silaha sahip iki ülke olan ABD ve Rusya'nın, Yeni START Antlaşması'nın (Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması) süresinin dolmasının ardından hiçbir anlaşmanın, doğrulamanın ve diyaloğun olmadığı bir boşluğa girdiklerine dikkati çekti.

ABD'nin Sovyet Rusya ile 1991'de ve Rusya Federasyonu ile 1993'te imzaladığı Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşmaları'nın (START 1 ve START 2) uzantısı niteliğindeki New START Antlaşması, 2010 yılında imzalanmıştı. Uzun menzilli nükleer silah başlıklarına ve füzelere kısıtlama getiren anlaşmanın süresi 5 Şubat'ta dolmuştu.

Çinli general, ayrıca, ABD ve İngiltere'nin Avustralya ile AUKUS anlaşmasını imzalayarak bu ülkenin nükleer güçle çalışan denizaltı geliştirmesine destek olmasının ve Japonya'nın pasifist anayasasını ve "üç nükleersizlik ilkesini" değiştirerek müttefiklerinin topraklarına nükleer silah konuşlandırmasının önünü açma arayışının nükleer silahların yayılması riskini artırdığını vurguladı.

Uzay, siber uzay ve yapay zeka gibi yükselen alanlarının askerileştirilmesinin hızlandığına dikkati çeken Mıng, "Yükselen teknolojilerin askerileştirilmesi, geleneksel angajman kurallarına ve savaş etiğine meydan okuyor, kontrol kaybı riskini artırıyor." diye konuştu.

"STRATEJİK İSTİKRAR"

Mıng, ABD Savunma Bakanı Peter Hegseth'in aynı forumda yaptığı konuşmaya ilişkin de değerlendirmede bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e yaptığı ziyarette Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmede iki ülke liderlerinin yapıcı stratejik istikrar ilişkisi kurma konusunda mutabakata vardıklarını hatırlatan Mıng, bu mutabakat doğrultusunda iki ülke orduları arasındaki ilişkileri sağlıklı, istikrarlı ve sürdürülebilir bir yönde ilerletmeye hazır olduklarını kaydetti.

Trump, 13-15 Mayıs'ta Çin'e resmi ziyarette bulunmuştu. Ziyarette liderler, iki ülke ilişkilerini orta vadede çatışmasız yürütmek üzere "yapıcı stratejik istikrar ilişkisi" olarak tanımlanan bir formül üzerinde uzlaştıklarını bildirmişti.

Tümgeneral Mıng, stratejik istikrarın tüm ülkelerin ulusal güvenliğinin temel taşı olduğu, ancak bugünün dünyasında büyük sınamalarla karşı karşıya bulunduğuna işaret ederek, "Bazı ülkeler mutlak stratejik üstünlük için güç siyasetine başvururken hegemonik hırslar bölgesel güvenliğin altını oyuyor. Bu durum bloklar arası cepheleşmeyi artırırken uluslararası ve bölgesel silah yarışına ve bölgesel çatışmaların sıklaşmasına yol açıyor." değerlendirmesinde bulundu.

SHANGRI-LA DİYALOĞU

Merkezi Londra'da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsünün (IISS) organize ettiği ve dün Singapur'da başlayan Shangri-La Diyaloğu, 31 Mayıs'ta sona erecek.

Bu yıl 23'üncüsü gerçekleştirilen etkinliğe, Asya-Pasifik, Kuzey Amerika, Avrupa ve Orta Doğu'dan hükümet yetkilileri, savunma bakanları, askeri yetkililer ve güvenlik uzmanları katılıyor.

Geçen yıl olduğu gibi Çin foruma savunma bakanı düzeyinde katılmazken, Ulusal Savunma Üniversitesinin önclülük ettiği askeri bir heyet ülkeyi temsil ediyor.