Gazze'de işgalin yeni adı: 'Sarı Hat' batıya kaydı, işgal alanı yüzde 70'e çıktı
ABONE OL

"Sarı Hat", ABD'nin Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi öngören ve Ekim 2025'te yürürlüğe giren planının ilk aşaması kapsamında İsrail ordusunun çekilmesi öngörülen ayrım çizgisini ifade ediyor.

Ancak söz konusu düzenlemelere bağlı kalmayan İsrail ordusu, sarı hattı sürekli Gazze'nin iç bölgelerine doğru genişletiyor ve bölgedeki sivilleri hedef alıyor.

Han Yunus'un doğusundaki Karara bölgesi, Deyr Belah'ın doğusu ile Gazze kentinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahalleleri olmak üzere üç ayrı eksende ilerleyişini sürdüren İsrail ordusu, Filistinlilere ait daha fazla bölgeyi işgal ederek "Sarı Hattı" batıya doğru taşımaya devam ediyor.

"Sarı Hat"ın simgesi addedilen beton bloklar, yalnızca bir sınır işareti değil yakınındaki siviller için doğrudan hayati risk oluşturuyor.

İsrail ordusu, bugünlerde Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr Belah'ın doğusunda işgal alanını yaklaşık 100 metre batıya genişletti, nüfusun yoğun olduğu mahallelerde sivillerin evlerinin yakınına yeni sarı beton bloklar yerleştirdi.

Bölgede yıkım ve enkazın ortasında yaşam mücadelesi veren Filistinliler, sabahın ilk saatlerinde ne olduğunu anlayamadan bir kez daha toparlanıp eşyalarını el arabalarına yükleyerek "daha güvenli" bir yere gitmek için batıya doğu yola koyuldu.

"Sabah uyandık ve sarı işareti gördük"

Bölge sakinlerinden Saddam Halid el-Luh, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Deyr Belah'ın doğusunda kalan bu alanın çok tehlikeli bir hal aldığını söyledi.

İsrail ordusunun, hedef gözetmeksizin ateş açtığını, havadan saldırılar düzenlediğini belirten Luh, İsrail'in kendilerine tahliye için 12 saat süre tanıdığını aktardı.

Luh, "Gece çok çok korktuk, üzerimize ateş açıldı, bombalar düştü. Sabah uyandık ve sarı işareti gördük. Önce bizi Gazze'de bir bölgeden mahrum bıraktılar şimdi de ilerisi için bizi tahliye etmeye başladılar." dedi.

Kendisi ve ailesi için çok endişelendiğini belirten Luh, küçük bir kızı olduğunu ve sarı hatta gelmekten korktuğunu belirtti.

Luh, nereye gideceklerini de bilemediklerini ifade ederek, şunları aktardı:

"Gidecek bir yer bulamıyoruz. Her yer tehcir edilen insanlarla dolu. İsrailliler, Gazze'de yolları kapattı, Refah kapalı. Deniz kenarına gitsek orada da İsrail'in hücum botları var. Tahliye edilmesi için süre verilen bölgede çok sayıda kişi var, saatlerdir göç ediyorlar."

Eşyalarını bile toparlayamadıklarını ve yanlarına ancak birkaç öteberi alabildiklerini belirten Luh, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ateşkes falan yok, İsrail bizi doğudan yerle bir etti. Kimin ateşkesi bu, kimin? Bize ateşkesten bahsediyorlar ama başımızın üzerinde quadcopterler, insansız hava araçları uçuyor. Biz ne yapalım? Söyleyin bize ne yapalım."

"Nereye gidelim? Ateşkes nerede?"

Filistinli Fatma el-Luh ise İsrail'in saldırı anında çocuklarıyla birlikte dehşet dolu anlar yaşadıklarını aktardı.

Fatma, İsrail ordusunun bölgeye bir anda saldırılar düzenlediğini, askeri araçlarla sarı renkteki beton bloğu aşağı doğru indirdiğini söyledi.

İsrail askerlerinin evlere ateş açtığını, çocuklarıyla gideceği bir yer olmadığı için evde saklandıklarını dile getiren Luh, o anı şöyle anlattı:

"Çocuklarımla sığınabileceğim, gidebileceğim hiçbir yer yok, bu yüzden evde saklandık. Gözümüze uyku girmedi. Çocuklarımın yanında oturdum ve 'Öleceksek hep birlikte ölürüz, yaşayacaksak da birlikte yaşarız.' dedim."

Fatma, İsrail güçlerinin attığı kurşunların evin çatısına isabet ettiğini, helikopterlerin dönüp durduğunu; üzerlerine bombalar atıldığını belirterek, "Ateşkes nerede hani? Onlar o sarı taşları getirip burnumuzun dibine koyarken ateşkes nerede kalıyor? Bir yandan bize ateş edip üzerimize füzeler yağdırıyorlar; uçaklar, helikopterler, bombalar üzerimize iniyor. Nerede kalmış ateşkes?" sorularını yöneltti.

Eşinin iki yıl önce İsrail saldırısında öldürüldüğünü belirten Fatma, beş oğlu, gelinleri, torunları ve kucaklarında bebekleri olduğunu; gidecek bir yeri olmadığını, evinde oturmak zorunda olduğunu söyledi.

Fatma, "O sarı taş dedikleri şeyle aramızda ne kadar mesafe var? Bir metre mi? Şu kadarcık alanda kendimi nasıl koruyabilirim? Nereye gidelim? Ateşkes nerede?" dedi.

Gazze Şeridi'nde genişleyen işgal

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 70'inin İsrail ordusunun kontrolünde olduğu itirafında bulunmuştu.

Netanyahu'nun ifadelerine göre, İsrail'in Gazze'deki kontrol alanı ateşkes sürecinin başında yüzde 53 seviyesindeyken, Mayıs 2026'da yüzde 60'a, şu an ise yüzde 70'e yükseldi.

Netanyahu'nun açıklamaları, İsrail ordusunun Gazze'nin toplam 365 kilometrekarelik alanının yaklaşık 255 kilometrekaresini işgal ettiği anlamına geliyor.

Bu durum, yaklaşık 2,13 milyon Filistinli için kalan alanı sadece 110 kilometrekareye indiriyor ve yaygın yıkım, barınma ve hizmetlerdeki ciddi eksiklikler arasında, teorik olarak kilometrekare başına 19 binden fazla insan yoğunluğuna yol açıyor.

ABD ve Birleşmiş Milletler (BM), daha önce Refah'ın güneyinde olası bir kara saldırısına karşı uyarıda bulunmuş; bölgede o dönem yaklaşık 1,4 milyon yerinden edilmiş kişinin bulunduğunu ve yoğun sivil nüfus nedeniyle insani krizin derinleşebileceğini belirtmişti.

Ancak İsrail, bu uyarılara rağmen 7 Mayıs 2024'te Refah'a kara saldırıları başlattı. Operasyonda Refah'ın Filistin tarafı kontrol altına alınarak sınır kapısı kapatıldı. Bu gelişmenin ardından yaklaşık 800 bin Filistinli iki haftadan kısa sürede yerinden edildi, kentteki mahalleler ve mülteci kamplarında geniş çaplı yıkım meydana geldi.