Ramazan, Suriye ordusunun Halep'i, YPG/SDG unsurlarından temizlemesinin ardından çatışmaların yaşandığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerini ziyaret etti.
Yaşananlara ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Ramazan, terör örgütünün sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını, çocukları zorla silah altına alarak suç işlediğini söyledi. Bunun uluslararası raporlarla belgelendiğini aktaran Ramazan, "Ziyad Halep" kod adıyla bilinen bir örgüt mensubunun cenazesinde, silahlı ve çoğunluğu 18 yaş altı kız çocuklarından oluşan bir grubun bulunduğunu belirtti.
Kendisinin Suriye'nin Ayn el-Arab (Kobani) bölgesinden bir Kürt olduğunu vurgulayan Ramazan, "Çocukları zorla silah altına alan YPG/SDG, Kürtleri temsil etmiyor" dedi.

Bu çocukların silah altına alınmasının uluslararası hukuka göre suç olduğunun altını çizen Ramazan, "Bu çocukların çocukluğu çalındı. Kendileriyle ilgisi olmayan savaşlara sürüldüler. Kime karşı? Birbirimize karşı, Suriyelilere karşı. YPG/SDG ve bağlı yapılar, Kürtleri kendi siyasi projeleri uğruna kullanıyor." diye konuştu.
YPG/SDG ile bağlantılı olmayan "Kürt mücadelesinin bir parçası olduğunu" ifade eden Ramazan, geçmişte Esed rejimi döneminde tutuklandığını aktardı.
O dönemde ailesinden bazı kişilerin cezaevinde hayatını kaybettiğini belirten Ramazan, Suriye devrimine ilk günlerinden itibaren katıldığını da vurguladı.
YPG/SDG'nin çocukları ve gençleri hedef aldığını tekrarlayan Ramazan, "Daha biz doğmadan önce babamız, çocukların ve genç kızların kitlesel biçimde kaçırılmaya başlandığını anlatırdı. Suriye hükümetiyle yapılan anlaşmalar kapsamında bu çocuklar, kendileriyle hiçbir ilgisi olmayan Kandil Dağları'ndaki savaşlara sürüklendi, Türkiye'de çatışmalara zorlandı. Oysa bizim bu sınır ötesi projeyle hiçbir alakamız yoktu." ifadelerini kullandı.
YPG/SDG'nin Kürtlerin iyi niyetini ve Esed rejimi döneminde yaşanan gerçek mağduriyeti istismar ettiğini dile getiren Ramazan, Kürtlerin geçmişte Suriye'de ciddi baskılara maruz kaldığını da hatırlattı.

Suriye ordusunun Halep'teki son operasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ramazan, sahada bizzat bulunduğunu ve Kürt sivillerin durumunu yakından takip ettiğini söyledi.
Sivillerin YPG/SDG tarafından canlı kalkan olarak kullanıldığını vurgulayan Ramazan, Hasan ve Yaseed hastaneleri ile camilerin mayınlanmasının bunun açık örnekleri olduğunu kaydetti.
Sahadan aktardığı gözlemlerin, Kürtlerin YPG/SDG'yi temsilci olarak görmediğini açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Ramazan, şöyle konuştu:
"Eğer YPG/SDG Kürtleri gerçekten temsil etseydi, insanlar çatışma esnasında onların bulunduğu bölgelerden hükümet güçlerinin olduğu noktalara doğru kaçmazdı. Milisleri korumak için kalırlardı. Kaçışın hükümete doğru olması, sivil bakış açısından çok net bir göstergedir."
Suriye'de 10 Mart'tan sonra hükümetle YPG/SDG arasında bir anlaşma zemini oluştuğunu anımsatan Ramazan, 1 Nisan itibarıyla orta ve ağır silahların kullanılmaması ve hükümet tam kontrol sağlayana kadar polis gücünün hizmet sunmasının kararlaştırıldığını aktardı.
Ancak buna rağmen YPG/SDG'nin bilerek sorun çıkardığını vurgulayan Ramazan, "Sivillerin bulunduğu bölgelerden YPG/SDG unsurları havan topları attı. Oysa sivil yerleşimlerde bu tür silahların kullanılması açık bir savaş suçudur." dedi.
Kürtlerin çıkarını düşünen kimse, onları ölüme sürmez, rehin almaz ve çıkışlarını engellemez." diyen Ramazan, Şeyh Maksud Mahallesi'nde sivillerin çıkışına örgüt mensubu keskin nişancılar tarafından ateş açılarak engel olunmaya çalışıldığını bizzat gördüğünü belirtti.
En ağır ihlallerden birinin hastanelerde yaşandığını aktaran Ramazan, sivillerin YPG/SDG'lileri korumak amacıyla rehin tutulduğunu dile getirdi.
Operasyon sonrası güvenlik güçlerinin tutumuna da değinen Suriyeli aktivist, savaş sonrası şiddet eğilimi olabileceğini ancak sahada bunun aksine tanık olduklarını söyledi.
"Ordunun ve güvenlik güçlerinin disiplini çok üst düzeydeydi. Davranışlar etnik ya da mezhepsel değildi, tamamen ulusal ve insaniydi." ifadelerini kullanan Ramazan, sivillerin kucaklandığını, silah taşıyanlara bile af kapısının açıldığını kaydetti.

Valilik tarafından çiçekle karşılamalar yapılması, yemek dağıtılması, camilerin açılması ve yaralıların taşınması gibi uygulamaların kendisini şaşırttığını dile getiren Ramazan, Suriye toplumunda ciddi bir bilinç dönüşümü yaşandığını kaydetti.
Altyapının yıkılması, hastanelerin askeri karargâha çevrilmesi ve sokakların mayınlanmasının büyük ihlaller olduğunu vurgulayan Ramazan, bunun milis ve çete zihniyeti olduğunu ifade etti.
Entegrasyon ve anlaşma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ramazan, YPG/SDG içindeki çelişkili açıklamaların örgüt içinde derin bir bölünmeye işaret ettiğini vurguladı.
"Bir yanda PKK'ya bağlı radikal bir kanat, diğer yanda kişisel çıkar peşinde koşan bir grup var. Hükümet anlaşmayı korumaya çalışıyor ancak SDG sürekli bahane üretiyor." diyen Fatın Ramazan, Kürt kimliği üzerinden yapılan manipülasyonun en tehlikeli yöntem olduğunu kaydetti.