The Economist dergisinde, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu yeni bölgesel aktörlerin krizlerin çözümünde daha görünür hale geldiğini vurguladığı "Dünyanın yeni barış elçileriyle tanışın" başlıklı bir yazı yayımlandı.
Dergide yer alan analizde, Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası krizlerin çözümünde belirleyici rol oynayan Batılı ülkeler ve kurumların artık eski ağırlığını koruyamadığı ifade edildi.
Birleşmiş Milletler'in yanı sıra Norveç, İsveç ve İsviçre gibi geleneksel arabulucu aktörlerin etkisinin azaldığına dikkat çekilen analizde, büyük güç rekabetinin artması, bölgesel savaşların çoğalması ve jeopolitik gerilimlerin derinleşmesiyle diplomatik süreçlerin yeni bir yapıya dönüştüğü vurgulandı.
The Economist'e göre bu değişimin arkasında, Küresel Güney ülkelerinin yükselişi, Batılı kurumların siyasi nüfuz kaybı ve bölgesel güçlerin güvenlik ile ekonomik çıkarlarını önceleyen politikaları bulunuyor.

Analizde Türkiye'nin son yıllarda izlediği aktif dış politika çizgisine de geniş yer ayrıldı. Ankara'nın yalnızca bölgesel bir güç olarak değil, uluslararası krizlerde arabulucu ve kolaylaştırıcı rol üstlenen önemli diplomatik merkezlerden biri olarak öne çıktığı belirtildi.
The Economist, Türkiye'nin farklı coğrafyalarda yürüttüğü diplomatik girişimlerin ülkenin uluslararası sistemdeki etkisini artırdığı değerlendirmesinde bulundu.
Dergi, Türkiye'nin özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde yürüttüğü temaslara dikkat çekti. Tahıl koridoru anlaşması ve enerji arz güvenliği gibi küresel etkileri olan başlıklarda Ankara'nın aktif rol üstlenmesinin, Türkiye'nin diplomatik ağırlığını artıran unsurlar arasında yer aldığı kaydedildi.

The Economist'in analizinde, Türkiye'nin yalnızca Avrupa ve Karadeniz havzasında değil, Afrika Boynuzu'nda da etkin bir diplomatik aktör haline geldiği ifade edildi.
Etiyopya ile Somali arasında deniz yetki alanları ve egemenlik tartışmaları nedeniyle yaşanan gerilimde Ankara'nın dengeleyici ve kolaylaştırıcı bir rol üstlendiği belirtildi.
Dergi ayrıca Türkiye'nin Güney Asya'da da temaslarını artırdığına işaret etti. Pakistan ile Afganistan arasındaki sınır ve güvenlik kaynaklı anlaşmazlıklarda Ankara'nın taraflarla diyalog kanallarını açık tutmaya çalışan ülkeler arasında yer aldığı aktarıldı.
The Economist, küresel ölçekte yeni bir arabuluculuk ekseninin oluştuğunu belirterek Türkiye, Çin, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni bu yapının merkezindeki ülkeler arasında gösterdi.
Analizde söz konusu ülkeler "yeni beşli" olarak nitelendirilirken, bu aktörlerin yalnızca 2025 yılında yürütülen 53 barış girişiminin en az 20'sinde aktif rol aldığı belirtildi.
Bu katkının sadece diplomatik temaslarla sınırlı olmadığı; güvenlik, ekonomi, enerji ve bölgesel istikrar başlıklarını da kapsadığı ifade edildi.

The Economist'e göre yeni dönemin arabulucu ülkeleri, Batı'nın geleneksel diplomasi anlayışından farklı bir yöntem izliyor.
Analizde, Batılı ülkelerin çoğu zaman insan hakları, demokratik reformlar ve siyasi dönüşüm gibi şartları öne çıkardığı; Türkiye'nin de içinde bulunduğu yeni aktörlerin ise daha pragmatik ve sonuç odaklı hareket ettiği belirtildi.
Bu ülkelerin öncelikleri arasında çatışmaların sona erdirilmesi, ticaret yollarının açık tutulması, enerji ve gıda güvenliğinin korunması ile bölgesel istikrarın sağlanması yer alıyor.
The Economist, dünya siyasetinin tek merkezli diplomasi düzeninden uzaklaştığı değerlendirmesinde bulundu.
Analizde, çok merkezli ve rekabetçi yeni bir diplomasi dönemine girildiği belirtilirken, bu dönüşümün yalnızca devletler arasındaki güç dağılımını değil, kriz çözme yöntemlerini ve uluslararası normların uygulanış biçimini de değiştirdiği vurgulandı.
Dergiye göre Türkiye, bu yeni diplomatik mimaride öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor ve küresel krizlerin çözümünde giderek daha görünür bir rol üstleniyor.