Uzmanlar, Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'nda (COP31) su ile iklim arasındaki bağlantının tam olarak tanınması ve kuraklık dönemlerinde su kullanım farkındalığı oluşturulması gerektiğini belirtti.
Tarım ve Orman Bakanlığınca düzenlenen, bölgesel ve küresel su sorunlarının tartışıldığı 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu, birçok önemli ismi İstanbul'a getirdi.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett, AA muhabirine, iklim değişikliğinin etkisinin şiddetli yağışlar ve kuraklıkla daha fazla görüldüğünü, bu konunun 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31 gündeminde ele alınması gerektiğini söyledi.
Türkiye'de de daha şiddetli yağış ve kuraklıkların yaşandığına işaret eden Barrett, "Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artmasıyla dünyanın sistemine, atmosfere ve okyanusa daha fazla ısı ve enerji hapsoluyor. Bu fazla enerjinin tamamı nedeniyle hem fırtınalar hem de kuraklıklar daha şiddetli hale geliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Barrett, Türkiye'de geçen yıl 50,5 derece ile ulusal sıcaklık rekorunun kırıldığına dikkati çekerek, bu durumun tüm dünyadaki gibi ülke için de endişe kaynağı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'na ve COP31'e ev sahipliği yapmasının, su konusunun iklim gündemine taşınması için avantaj olduğuna işaret eden Barrett, "COP'tan çıkabilecek su ile ilgili önemli eylemlerden biri, konferansın kendisinde su ve iklim arasındaki bağlantının tam olarak tanınması olacaktır. Son yıllarda bu ikisinin önemi hakkında giderek daha fazla konuşma yapıyoruz ancak şimdi gerçekten bunları bir araya getirme ve konferansın öne çıkan unsurlarından biri haline getirme zamanı." görüşünü paylaştı.
Barrett, bir diğer önceliğin uyum konusundaki küresel hedef olduğunun altını çizerek, su dayanıklılığı ve erken uyarı sistemlerinin ölçülmesi gerektiğini anlattı.

- "YATIRILAN HER 1 DOLARA KARŞILIK 9 DOLARLIK FAYDA ELDE EDİLİYOR"
Erken uyarı sistemlerinin en uygun maliyetli yatırım olduğuna işaret eden Barrett, "Yatırılan her 1 dolara karşılık 9 dolarlık fayda elde ediliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bazı afetler, tüm ekonomiyi yıllarca geriye götürebilir. Hazırlıklı olmak ve önceden harekete geçmek, her zaman daha az maliyetlidir." dedi.
Barrett, erken uyarı sistemlerinde yerel yönetimlerin öneminin büyük olduğunu belirterek, "WMO da erken uyarı verilerini hazırlarken titiz davranıyor ancak insanların gelecek olaylara hazırlanabilmesi için yeterli süre tanıyan doğru tahminlere sahip olduğumuzdan emin olmak da önemli." diye konuştu.

Suyu verimli kullanmanın herkesin erişebileceği kolay bir adım olduğuna dikkati çeken Barrett, insanlara günlük tüketimlerinin bilincinde olmaları, bunu mümkün olduğunca düşük tutacak basit adımlar atmaları tavsiyesinde bulundu.
- HAVA AŞIRILIKLARINA KARŞI HAZIRLIK ÖNEMLİ
IHE Delft Su Eğitimi Enstitüsü Özel Danışmanı Prof. Dr. Eddy Moors da yağışlar ve kuraklıklarda aşırılıkların iklim değişikliğiyle yoğunlaştığını söyledi.
Şiddetli sağanakların sellere neden olduğunu, kuraklığın da toprağın nemini azalttığına ve ağaç kayıplarının ısı stresini artırdığına dikkati çeken Moors, "Daha az suyumuz, daha az ağacımız ve artan sıcaklıklarımız var. Kentsel alanlarda bu, oldukça büyük bir zorluk." dedi.

Moors, Türkiye için kuraklığa karşı hazırlığın çok önemli olduğunu belirterek, "Ayrıca dünyanın geri kalanı için de bir zorluk olan sera gazı emisyonlarını azaltmaya çalışmak da önemli." uyarısında bulundu.
Öte yandan, Türkiye'nin COP31'de geniş kitleleri sürece dahil etme imkanı sunduğunun altını çizen Moors, şunları kaydetti:
"Son COP'larda uygulama konusunda daha fazla baskı görüldü. Türkiye'nin ev sahipliği rolü bunu daha da ileri taşıyacaktır. Onlarca yıldır COP'lara katılıyorum. Kağıt üzerinde anlaşmalara varıyoruz ama bu anlaşmaların uygulanması o kadar kolay değil. Su ile ilgili neler yapılabileceği çok önemli, bunun COP'ta ele alınması lazım, bu bir sonraki adımlarda yardımcı olacaktır."

Kuraklık dönemlerinde suyun paylaşılması gerekeceğine işaret eden Moors, bu konuda kamuoyu farkındalığı ve eğitimler verilmesi gerektiğini vurguladı.
Moors, "Beklemeyin. Bir birey olarak kendiniz önlemler alabilirsiniz. Davranışınızı değiştirebilir, belki de doğru olan tercihleri yapabilirsiniz." dedi.