"İslam ekonomisinin başkenti İstanbul olmalı"

Ekonomi Haberleri

İstanbul’da düzenlenen uluslararası zirvede İslam ekonomisi tartışıldı. Avrupa İslami Finans ve Ekonomi Akademisi Başkanı Eşref Dowaba konumu nedeniyle İstanbul’un İslam ekonomisinin başkenti olması önerisinde bulundu.

Müstakil Sanayici ve İş adamları Derneği (MÜSİAD), Uluslararası İş Forumu (IBF) ve Avrupa İslami Finans ve Ekonomi Akademisi (EAIFE) ortaklığında gerçekleştirilen uluslararası konferasta ‘Gerçekler ve Yükümlülükler Işığında İslami Mali Pazarlar’ tartışıldı. Toplantının açılışında konuşan EAIFE Başkanı Eşref Dowaba İstanbul’un İslam ekonomisinin başkenti olması önerisinde bulunurken Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği da ‘İslami IMF’ kuralım çağrısı yaptı.

GÜÇLÜ OLMAK LAZIM

Dowaba, parayı yönetebilmek için de başarılı is adamlarına ihtiyaç olunduğunu, bu şekilde kalkınmanın gerçekleşebileceğini aktararak, gerçek bir kalkınma için İslam ekonomisi kurallarının gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Para piyasalarına girmeden dünya ekonomisinde söz sahibi olmanın mümkün olmadığını dile getiren Dowaba, şunları kaydetti: “Para piyasalarına girmeden, borsa piyasalarına girmeden, senetleri yönetmeden ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi mümkün değil. Türk Lirası’nın zayıflamasına şahit olduk. Herhangi bir ekonomik gerekçe olmamasına rağmen Türk Lirası’nın değeri düşürüldü. Bu şunu gösteriyor ki para piyasalarında daha güçlü olmamız gerekiyor. İslam ekonomisini somutlaştırmanın zamanı gelmiştir. İstanbul’un İslam ekonomisinin başkenti olması önerisinde bulunduk. İstanbul’un özel bir coğrafi noktada bulunmasından dolayı bu olabilir. Bu çerçevede bu öneriyi, davetimizi, davamızı tekrar bu iki gün sürecek bu konferansta da dile getireceğiz.”

MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ise konuşmasında modern anlamdaki uygulamaları 1960’lı yıllara kadar uzanan İslami finansın, küresel ekonomi içerisinde önemli boyutlara ulaştığını belirtti. 

İNGİLTERE BAŞI ÇEKİYOR

Abdurranman Kaan, İslami finansmanın potansiyelinin artırılması için mevcut altyapısının geliştirilmesi gerektiğini aktararak, “Sektöre yönelik düzenleyici ve denetleyici kurumların varlığı, İslami finans kurumlarının büyümesinde önemli bir rol oynayacaktır. Sektörün bilinirliğinin artırılması ve mevcut pazarın geliştirilmesi ürünlerin çeşitlendirilmesi ve katma değeri yüksek yeni araçlar sunmasına bağlıdır” diye konuştu. Bugün dünyada faizsiz finans konusunda eğitim veren kurumların sayısının yaklaşık 700’e ulaşmasının, önemli bir gelişme olduğunu anlatan Abdurrahman Kaan, bunun yanında bu listede 80 kuruluş ile İngiltere’nin ilk sırada yer almasının dikkati çektiğini söyledi. Kaan, İslami finansın, yalnızca Müslüman toplumlar için değil, aynı zamanda İslam dünyası dışında kalan toplumlar için de önemli bir alternatif niteliğinde olduğunu belirterek “Çünkü küresel finans sisteminin yaşadığı sarsıntı ve krizler, küresel sermayenin alternatif arama çabalarını hızlandırmaktadır. Kriz dönemlerinde riskli varlıklara sahip olan geleneksel bankalar likidite sıkıntıları ile karşı karşıya kalabiliyor. İslami bankalar bu tür riskli varlıklardan uzak durdukları için likidite sorunları yaşamıyor. Böylece kriz sonrasında İslami finans, sadece İslam dünyasındaki yatırımcılar için değil, diğer yatırımcılar için de bir alternatif haline dönüşmüştür” diye konuştu.

Yarar: Hapisten kurtulmamız lazım

Konferansın açılışında konuşan IBF Başkanı Erol Yarar, elinde parası olan Müslümanın ahlaklı müteşebbis birini araması gerektiğini, İman, ahlak, ilim ve teşebbüs sahibi kişilerin şirketlerinin büyütülmesi gerektiğini belirtti. Mümin müteşebbis insanlarla elinde sermayesi olanların buluşturulması gerektiğini aktaran Yarar, şunları kaydetti: “Hepimizin bir hapishanedeyiz ve hapishane sahipleri tarafından hapishanede olan bireyler olarak bizlere içecek su ve yiyecek veriliyor. Bu suyun içine alkol atıyorlar, yemeğimizin içine de domuz yağı koyuyorlar. Bu suyu içmemiz caiz mi? Bu yemeği yememiz caiz mi? Buna fetva verecek birisi var mı? bunu tartışıyoruz. Bizim bu hapisten çıkmamız lazım. Biz bu hapisten kaçmadıkça, bir tünel kazıp kaçmadıkça, yediğimiz her yemekte mutlaka haram olacak. Medine pazarı ruhunu kazanamazsak bizim hapishaneden kurtuluşumuz yoktur. Amerika’nın Silikon Vadisi’nde yaptığını, gelin İslam ülkelerinde, gelin Türkiye’de yapalım. Paranın başlangıç yeri pazardır pazardan başlamayan para anlayışı suyun içinden alkolü ayırmaya benzer. İlk adım atacağımız yer pazardır. Mümin, iş adamıdır. Müslümanların parasını yatırmak istediğimiz faizsiz finans kurumları var, onlar kimin kurallarıyla oynamak zorunda kalıyorlar? O hapishanenin kuralarıyla oynuyorlar.”

İslami IMF kurulmasını istiyoruz

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği da İslami Uluslararası Para Fonu (IMF) kurulmasını istediklerini, bunun üzerine çalışılması gerektiğini ve bunun gerçekleştirilebileceğini belirtti. Karadaği, kendilerinde borsalarla ilgili fetva istendiğini ve hatta taviz vermelerinin de talep edildiğini aktararak, “Biz temiz bir borsa istiyoruz. Bu şekilde İslam ekonomisinin temelini atabiliriz” diye konuştu.      

 
Tüm Ekonomi haberleri için tıklayın