Sıcak hava dalgası Türkiye'ye yaradı! Avrupa'dan sipariş yağmuru bekleniyor
ABONE OL

Avrupa genelinde etkisini artıran aşırı sıcak hava dalgaları, yalnızca çevresel ve toplumsal sonuçlarıyla değil, ekonomik etkileriyle de gündemin üst sıralarında yer alıyor.

Son günlerde İtalya'da sıcaklığa bağlı ölümlerin artması ve İsviçre Alpleri'nde rekor düzeyde buzul erimesinin yaşanması sıcak hava olaylarının toplumsal ve çevresel boyutunu ortaya koyarken, Almanya'da Ren Nehri'ndeki su seviyesinin düşmesi nedeniyle ulaşımın aksaması ve Fransa'da aşırı sıcaklara karşı yeterli korumaya sahip olmayan konutların kiralarının askıya alınması için imza kampanyası başlatılması, sıcak hava dalgalarının ekonomik faaliyetler ve yaşam maliyetleri üzerindeki etkilerini de gözler önüne serdi.

Uzmanlar, Avrupa'da giderek daha sık görülen ve şiddeti her sezon artan sıcak hava dalgalarının artık geçici bir meteorolojik olay olarak değerlendirilemeyeceğine dikkati çekiyor. ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski'ye göre, Avrupa genelinde rekor kıran sıcak hava dalgaları yalnızca bir hava durumu olayı olmaktan çıkarak yapısal bir makroekonomik değişkene dönüştü.

İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Osman Baştaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa'da son yıllardaki sıcak hava dalgalarının artık istisnai bir durum olmaktan çıktığını, iklim değişikliğinin kalıcı etkilerinden biri haline geldiğini söyledi.

Bu durumun iklimlendirme sistemlerini bir konfor unsurundan ziyade yaşamın ve üretimin sürdürülebilirliği açısından temel ihtiyaç haline getirdiğini belirten Baştaş, bunun sektörün uzun vadeli büyümesini destekleyeceğini dile getirdi.

Baştaş, sözlerine şöyle devam etti:

"Özellikle geleneksel olarak klima kullanımının yaygın olmadığı Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde dahi talebin belirgin şekilde arttığını gözlemliyoruz. Sadece bireysel kullanıcılar değil, kamu kurumları, eğitim yapıları, sağlık tesisleri ve ticari işletmeler de iklimlendirme yatırımlarını hızlandırıyor. Ayrıca Avrupa'da mevcut klima sistemlerinin ortalama sıcaklıkların yükselmesi karşısında yetersiz kalması, sistemlerin yenilenme ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Bu durum ihracat potansiyelimizi artıracaktır. Biz bu artışı kısa vadeli, mevsimsel bir hareketlilik olarak değerlendirmiyoruz. Avrupa Birliği'nin iklim politikaları, enerji verimliliği hedefleri ve sürdürülebilir bina dönüşümüyle birlikte pazarın daha yüksek verimli, çevre dostu ve akıllı iklimlendirme sistemlerine yöneldiğini görüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda talebin sadece miktar olarak değil, teknoloji ve kalite açısından da dönüşerek büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz."

- "HASSAS SICAKLIK VE NEM KONTROLÜ SAĞLAYAN SOĞUTMA ÇÖZÜMLERİNE YÖNELİK TALEP HIZLA ARTIYOR"

İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Baştaş, iklimlendirmenin yalnızca konutlara yönelik bir konfor ve yatırım alanı olmadığını, ticari ve endüstriyel faaliyetler açısından da kritik önemi bulunduğunu belirtti.

Ticari binalar, üretim tesisleri, lojistik depolar ve hızla büyüyen veri merkezleri için kesintisiz ve yüksek verimli iklimlendirme sistemlerinin kritik bir altyapı unsuru haline geldiğini ifade eden Baştaş, şöyle konuştu:

"Veri merkezlerinde sunucuların güvenli çalışabilmesi için hassas sıcaklık ve nem kontrolü sağlayan soğutma çözümlerine yönelik talep hızla artıyor. Aynı şekilde ilaç, gıda, elektronik ve otomotiv gibi sektörlerde üretim kalitesinin korunması için gelişmiş iklimlendirme sistemleri büyük önem taşıyor. Avrupa pazarında yüksek enerji verimliliğine sahip inverter klimalar, ısı pompaları, değişken debili VRF sistemleri, havalandırma ve hava kalitesi çözümleri, ısı geri kazanım sistemleri, otomasyon destekli akıllı bina çözümleri ile çevre dostu soğutucu akışkan kullanan ürünler ön plana çıkıyor. Karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik politikalar, sektörümüzü daha çevreci ve daha dijital teknolojilere yönlendirmeye devam ediyor."

- "AVRUPA BİRLİĞİ, SEKTÖRÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ İHRACAT PAZARLARINDAN BİRİ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR"

Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı, geniş ürün yelpazesi, yüksek kalite standartları ve Avrupa'ya lojistik yakınlığı sayesinde bu kıtanın önemli tedarikçilerinden biri konumunda bulunduğunu belirten Baştaş, Türk iklimlendirme sektörünün bugün dünyanın birçok ülkesine ihracat yapan, uluslararası kalite standartlarını karşılayan ve küresel markalarla rekabet edebilen bir yapıya kavuştuğunu vurguladı.

Baştaş, Avrupa'da artan iklimlendirme talebinin sektör açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Avrupa Birliği, sektörümüzün en önemli ihracat pazarlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle enerji verimliliği yüksek ürünler, havalandırma sistemleri, ısı değiştiriciler, tesisat ekipmanları, soğutma sistemleri ve ticari iklimlendirme çözümlerinde Türk firmalarının rekabet gücü oldukça yüksektir. Bunun yanında Avrupa'da tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi eğilimi de Türkiye açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Hızlı teslimat kabiliyeti, esnek üretim yapısı ve güçlü mühendislik altyapımız sayesinde Türk üreticiler Avrupa'nın güvenilir çözüm ortakları arasında yer almaktadır. Önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımları, AR-GE çalışmaları ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla bu konumumuzu daha da güçlendireceğimize inanıyoruz."

Baştaş, yaz aylarında Avrupa'da etkisini artıran sıcak hava dalgalarının kısa vadede klima ve iklimlendirme ürünlerine yönelik siparişleri desteklemesini beklediklerini bildirdi.

Avrupa'da mevcut stokların hızla tükenmesi, dağıtıcıların yeni siparişlere yönelmesi ve bazı ülkelerde kapasite artırımlarının gündeme gelmesinin Türk üreticiler açısından önemli fırsatlar oluşturabileceğini belirten Baştaş, "Ancak sektörümüz açısından sürdürülebilir büyümenin yalnızca hava koşullarına bağlı olmadığını da vurgulamak gerekir. Avrupa'da devam eden yeşil dönüşüm, enerji verimliliği yatırımları, eski sistemlerin yenilenmesi ve ısı pompası gibi çevreci teknolojilere geçiş, uzun vadede çok daha güçlü bir talep oluşturacaktır." dedi.

Yılın ikinci yarısında Avrupa pazarından gelecek siparişlerde artış beklemekle birlikte küresel ekonomik gelişmeleri, finansman koşullarını ve jeopolitik riskleri yakından takip ettiklerini belirten Baştaş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Buna rağmen Türk iklimlendirme sektörünün üretim kapasitesi, kalite seviyesi ve ihracat tecrübesi sayesinde oluşacak talebi karşılayabilecek güçlü bir yapıya sahip olduğuna inanıyoruz. İSİB olarak firmalarımızın uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artıracak tanıtım faaliyetleri, ticaret heyetleri, milli katılım organizasyonları ve sektörel işbirlikleriyle ihracatımızın sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sağlamaya devam edeceğiz."

  • iklimlendirme talebi
  • Avrupa pazarı
  • iklimlendirme yatırımları