AKB Orta ve Batı Asya Genel Direktörü Leah Gutierrez, AA muhabirine, projeye sağlamayı planladıkları desteğe ilişkin bilgi verdi.
Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü ve Banka'nın en yeni bölgesel üyesi olduğunu vurgulayan Gutierrez, AKB'nin Türkiye'deki faaliyetlerini iki temel sütun üzerine inşa ettiğini söyledi.
Gutierrez, dayanıklılık ve bölgesel bağlantısallığın bu iki sütun olduğunu ifade ederek, ülkede Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen ihracatçılar için 500 milyon avro, bölgenin toparlanma sürecine yönelik de 150 milyon avro ve 150 milyon dolar finansman temin edildiğini hatırlattı.
Türkiye'deki 2 özel banka için de finansman sağlandığına dikkati çeken Gutierrez, "2025 yılı için Türkiye'deki toplam taahhütler, kamu ve özel sektör finansmanı genelinde 1,3 milyar doların üzerinde gerçekleşti. AKB, 2026 yılından itibaren Türkiye'nin güçlü özel sektörünü ve finansal kuruluşlarını yansıtacak şekilde ve özel sektör finansmanının önemli bir paya sahip olması beklenen yıllık yaklaşık 3 milyar dolarlık sürdürülebilir bir finansman için çalışıyor." dedi.
- "AKB, BU PROJENİN ORTAK FİNANSÖRLERİNDEN BİRİ"
Türkiye'nin en büyük dış finansmanlı demir yolu projesi niteliğinde olan ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden geçecek Kuzey Çevre Demir Yolu Projesi için Dünya Bankasının baş finansörlüğü üstlendiğini belirten Gutierrez, projenin bölgenin en önemli ulaşım altyapısı yatırımlarından biri olduğunu anlattı.
Gutierrez, toplam 6,75 milyar dolarlık finansman sağlanması beklenen projeye baş finansör Dünya Bankasının 2 milyar dolar sağlayacağını aktararak, şunları kaydetti:
"AKB bu projenin ortak finansörlerinden biri. Biz, baş finansör Dünya Bankasının prosedürlerini kullanarak ve hazırlık, denetim süreçlerini kolaylaştırarak hükümet ve ortaklarla birlikte çalışıyoruz. AKB, bu proje için 1,5 milyar dolarlık finansman sağlamayı öneriyor. İlk 750 milyon dolarlık kısmı Haziran 2026'da AKB Yönetim Kurulu'nun değerlendirmesine sunulacak."
- "ÇATIŞMALAR, ASYA'NIN KALKINMA YOLUNU YENİDEN ŞEKİLLENDİRMİŞ OLABİLİR"
Bankanın bölgesel entegrasyonu artırmak için 50 milyar doları enerji şebekelerine, 20 milyar doları ise dijital sistemlere olmak üzere 70 milyar dolarlık desteği duyurduğunu hatırlatan Gutierrez, AKB'nin Asya ve Pasifik genelinde dayanıklılığı ve sürdürülebilir büyümeyi artıracak somut yatırım planları ve politika taahhütleri ortaya koyduğunu ifade etti.
Gutierrez, Orta Doğu'daki çatışmanın birçok açıdan Asya bölgesini derinden etkilediğine dikkati çekerek, bu durumun gübre gibi diğer emtia piyasalarını da aksattığını ve gıda fiyatları üzerinde potansiyel etkiler yarattığını söyledi.
Enerji ithalatına bağımlılığın derecesi, eldeki stratejik petrol rezervleri, Orta Doğu ile tedarik zinciri bağlantıları ve makroekonomik istikrara bağlı olarak durumun ülkeler arasında farklılık gösterdiğini vurgulayan Gutierrez, şu değerlendirmede bulundu:
"Orta vadede enerji kapasitelerinin güçlendirilmesi bir politika önceliği olmalıdır. Bu, gereksiz enerji talebini azaltarak, enerji tedarik kaynaklarını mümkün olduğunca çeşitlendirerek ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırarak yapılabilir. Uzun süren bir çatışma, özellikle ithal enerjiye bağımlılığı yüksek ve mali hareket alanı sınırlı olan kırılgan ekonomiler için kalkınmayı daha zor hale getirebilir. Bu durum, kaynakların sağlık, eğitim ve altyapı yerine güvenlik ve acil durum harcamalarına yönlendirilmesi halinde özellikle geçerlidir. Aynı zamanda, artan jeopolitik gerilimler, ticaretin parçalanması ve enerji güvensizliği, Asya'nın kalkınma yolunu yeniden şekillendirmiş olabilir. Bu bağlamda, kalkınma yolunun 'verimlilik öncelikli' bir stratejiden 'dayanıklılık öncelikli' bir stratejiye kayması muhtemeldir."