Kalan00:34
İSTANBUL 10°C / 6°C
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • K.Maraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
DOLAR
43,9093
EURO
51,7195
ALTIN
7191.51
  • Gece modu
    Gündüz modu
  • Anasayfa
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Son Dakika
  • Yazarlar
  • Güncel
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Canlı Skor
  • Açık Görüş
  • Savunma
  • Sosyal Güvenlik
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Kültür Sanat
  • Otomobil
  • Diğer
    • Hava Durumu
    • Namaz Vakitleri
  • İletişim Ve Künye
  • Haberler
  • >
  • Foto Galeri

FOTO GALERİ

22 Şubat 2026 Pazar

Üsküdar'ın silüetinde üç asırlık estetik miras Valide-i Cedid Camisi

Üsküdar İskele Meydanı'nın silüetini süsleyen Yeni Valide Camisi (Valide-i Cedid Camisi), klasik Osmanlı mimarisinin son dönem izlerini Lale Devri'nin zarif detaylarıyla buluşturan önemli bir eser olarak üç asrı aşkın süredir ayakta duruyor.

1
/
8

Anadolu Ajansının (AA) 'İstanbul'un selatin camileri' isimli dosya haberinin bu bölümünde, klasik Osmanlı mimarisinin güçlü etkisinin görüldüğü ve ayrıntılarda Lale Devri'nin yenilikçi anlayışının yansıdığı 'Valide-i Cedid Camisi' ele alındı.

Sultan 3. Ahmet'in annesi Gülnuş Emetullah Sultan tarafından yaptırılan ve cami, sıbyan mektebi, imaret, türbe, hazire, sebil, çeşme, su haznesi, gusülhane, dükkanlar ile hünkar kasrı bulunan külliyenin inşasına 7 Kasım 1708'de başlandı.

2
/
8

Zeminden yükseltilmiş yapısı ve taş merdivenleriyle dikkati çeken, merkezi kubbeli, revaklı avludan oluşan cami, 5 Mart 1711'de ibadete açıldı. Kareye yakın planlı harimde sekizgen taşıyıcı sistem üzerine oturan ana kubbe, iri fil ayakların taşıdığı kemerlerle desteklendi.

Mermer mihrap anıtsal ölçekte tasarlanırken, çevresi Kütahya üretimine işaret eden çinilerle süslendi. Harimde en dikkati çekici bölüm ise mihrabın solunda yer alan ve hünkar kasrına bağlanan balkon biçimindeki hünkar mahfili. Hünkar kasrının önünde yer alan sebil ve türbe, külliyenin en zarif bölümleri arasında gösteriliyor. 1715'te vefat eden Gülnuş Emetullah Sultan'ın türbesi ise sekizgen planlı olup bronz şebekeleri ve Ayetel Kürsi kuşağıyla dikkati çekiyor.

Yerleşimde, merkezde cami ve onu çevreleyen geniş dış avlu bulunurken, imaret deniz kıyısında ayrı bir konumda inşa edildi. Külliyenin son kapsamlı onarımı ise 1940'ta gerçekleştirildi.

Caminin dış cephesinde yer alan ve türünün ilk örnekleri arasında sayılan kuş evleri de Osmanlı'daki hayvan sevgisinin mimariye yansıması olarak değerlendiriliyor.

3
/
8

- 'PADİŞAHIN, ADETA ANNESİNE OLAN SEVGİSİNİN BİR NİŞANESİ'


Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları Tarihi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Mahmut Sami Kanbaş, AA muhabirine, Üsküdar'daki selatin camilerinden olan Valide-i Cedid Camisi'nin mimari yapısını, Gülnuş Emetullah Sultan'ı, hat ve işlemelerini, külliyeyi, ramazan geleneklerini ve kuş evlerini anlattı.

Kanbaş, Gülnuş Emetullah Valide Sultan'ın hayır sahibi bir hanım olduğunu belirterek, 'Camide 3. Ahmet imzasıyla görebileceğimiz bir levhayla karşılaşırız. Oğlu 3. Ahmet, kendisi de bir hattat olduğundan caminin içine 'Cennet annelerin ayakları altındadır' levhasını yazmış. Padişahın, adeta annesine olan sevgisinin bir nişanesi olarak inşa edilmiş bir cami diyebiliriz.' ifadelerini kullandı.

Caminin yanında sebilinin, sıbyan mekteplerinin ve imaretlerin de olduğunu aktaran Kanbaş, 'Darul Kurra, Darul Hadis ve bu alanların sosyal tarafını, halkın istifade edebileceği bir sosyal alan görüyoruz. Yeni Valide Camisi klasik dönemin, yani Mimar Sinan'ın inşa etmiş olduğu klasik camilerinin belki en sonuncusu ama Lale Devri'nin de ayak izlerinin görüldüğü bir camidir. Yani bir geçiş dönemi camisidir. Klasik devirden Lale Devri'ne geçiş camisidir.' diye konuştu.

4
/
8

Caminin, Lale Devri'nin estetik güzelliğini yansıttığını aktaran Kanbaş, Üsküdar'daki iki valide sultan camisinin önemini şöyle anlattı:


'Burada Mihrimah Sultan ile Yeni Valide Sultan Camilerinde sanki birbirleriyle yarışırcasına ezanlar, mukabele usulüyle okunur. Önce Yeni Valide Camisi'nden müezzin çıkar, ezanı makamla okur, daha sonra onu Mihrimah Sultan Camisi'nin müezzini takip eder. Aynı zamanda Osmanlı'da enderun mektebinde yetişmiş hocaların ramazanda, enderun usulüyle kıldırdığı teravih namazlarının ayrı bir neşesi görülür.'

5
/
8

- DUVARLARA İŞLENEN KUŞ EVLERİ


Kanbaş, caminin kuş evleriyle öne çıktığını belirterek, şunları dile getirdi:

'Kuş evleri camiyle bir bütün olarak inşa edilmiş. Ekolojik dengenin unutulmadığı, 'Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü' kelam-ı kibarının da gerçek hale getirildiği, serçelerin, güvercinlerin ve diğer kuşların barınma alanları olarak ama alelade bir barınma değil, adeta bir Türk evinin veya bir cami yapısının prototipinin cami duvarına işlenmiş olduğu bir güzellik görüyoruz. Bu camiye geldiğimizde görebileceğimiz en güzel şeylerden bir tanesi elbette kuş evleri olacaktır.'

6
/
8

Kanbaş, Osmanlı döneminde Üsküdar'da ramazanın nasıl yaşandığından bahsederek, 'Üsküdar, ramazana girildiğinde mahyalar asılır, camide erken vakitte sofralar kurulur, kazanlar pişirilir ve hem iftar hem teravih hem de aynı zamanda sahur vaktinde yemeklerin dağıtıldığı, heyecanın doruk noktada olduğu bir alan haline gelir.' dedi.

7
/
8

Üsküdar'da hala ramazanın ibadetle eğlenceyle yaşandığını aktaran Kanbaş, her dört vakitte musikinin farklı makamlarıyla icra edilen, müezzinlerin aynı makamda salavat ve ilahiler söylediği, imamın da buna uyarak o makamda namaz kıldırdığı enderun usulü teravih namazlarında bir ibadet ruhu yaşandığını aktardı.

8
/
8

  • © 2026 Star.com.tr
  • İletişim Ve Künye
  • Bilgi Toplum Hizmetleri
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.