Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesine yönelik hazırlanan iddianame ile alakalı 200 sanığın ifadelerinin alınması devam ediliyor. Bugün görülen duruşma, Beşiktaş Belediyesi'nde şoför olarak çalışan tutuksuz sanık Harun Tuzcu'nun savunması ile başladı.
"ATMIŞ OLDUĞUM İMZALARI YÖNLENDİRME İLE ATIYORDUM"
Savunmasında, şoför olarak çalıştığını ve verilen talimatlarla hareket ettiğini aktaran sanık Tuzcu, "Yaptığım işler, uzmanlık gerektirmeyen, getir götür işleridir. Emirhan Akçadağ talimatı ile bir televizyon kanalına para götürmüş olabilirim ama tam hatırlamıyorum. Bana söylenilen hesaplara para aktardım. Benim işlerim genellikle Rıza Akpolat'ın ailesi ile ilgilenmekti. Onları bir yere getirir, götürürdüm. Ben, valizlerde bir para görmedim, kıyafet gördüm. Gözaltına alınınca tüm sorulara cevap verdim. Yüzümü karartacak bir işe karışmadım" ifadelerini kullandı.
Duruşmada savunma yapan bir başka tutuksuz sanık Mahmut Çınar, "Aziz İhsan Aktaş, BARKA ve Bilginay isimli firmaların sahibiydi. Kendisiyle aramızda bir ticari ilişki yoktur. Evrakları incelemeden, bakmadan imzalıyorduk. Atmış olduğum imzaları yönlendirme ile atıyordum. Bu imzaların hakediş ödemesi için atılan imza olduğunu bilmiyordum. Ödemeler yapıldı mı onu da bilmiyorum" diye konuştu.
"GÖREVİM GEREĞİ EVRAKLARA SEHVEN İMZA ATIYORDUM"
Duruşmada savunma yapan Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri personeli tutuksuz sanık Merve Kuz, "3 ihalede komisyon üyesiydim. Mevzuata aykırı hiçbir şey yapmadım, görevim gereği evraklara sehven imza atıyordum. Firmaları ve yetkililerle alakalı bilgim yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Bu soruşturma yüzünden oğlum ve benim psikolojim bozuldu" dedi.
Savunma yapan tutuksuz sanık Serdar Ocak, "İddianamede iki ayrı eylemden sorumlu tutuluyorum ama ben sadece bir görevden sorumluydum. Ben, Aziz İhsan Aktaş ile hareket etseydim, kapsamlı ve geniş bir çevrem olurdu. Böyle bir durum söz konusu değildir. Görüşme tutanaklarının dosyaya eklenmesini talep ediyorum" şeklinde konuştu.
Beşiktaş Belediyesi'nde şoför olarak çalışan tutuksuz sanık Mehmet Korkmaz, "7 ay tutuklu kaldım ve tahliye edildim. Hakkımda beraat kararı verilmesini talep ediyorum. Hesabıma gelen paralar bana nakit veriliyordu, hesabıma yatırıp ilgili kişilere dağıtıyordum. Paraları Emirhan Akçadağ ve Taner Çukadar'a teslim ederdim" ifadelerini kullandı.
"BENİM SAVCILIKTA İFADE VERME ŞEKLİM AKPOLAT'IN AVUKATLARI TARAFINDAN ŞEKİLLENDİRİLDİ"
Rıza Akpolat'ın ilçe başkanlığı döneminde şoförlüğünü yapan ve tutuklandıktan sonra etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilen tutuksuz sanık Taner Çukadar ise savunmasında, "Rıza Akpolat benim uzaktan akrabamdır, kendisi ilçe başkanıyken şoförlüğünü yapıyordum. Rıza Akpolat mahkemedeki savunmasında çocuğumu sokak çeteleri ile bir tutup, hedefe koymuştur. Bununla ilgili hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Akpolat, bizim için her ne kadar 'iftiracı, itirafçı, baskıyla ifade verdi' dese de, bize en büyük baskıyı Akpolat yapmıştır. Benim savcılıkta ifade verme şeklim Akpolat'ın avukatları tarafından şekillendirildi. Bana, ifade vermememi, avukatların benim yerimde beyanda bulunmasını istediler ancak savcılık onlardan önce davrandı ve bizi gözaltına aldı. Aziz İhsan Aktaş itirafçı olarak ifade vermesi sonrası beni cezaevinde ziyarete geldi, suçlamaları üzerime almamı istedi. Asıl manipüle, asıl baskı bu değil midir? Rıza Akpolat tarafından bana atanan avukat istifa etmek istediğini söyledi. Ben 8 ay, Akpolat'ın iftiraları yüzünden hapis yattım. 80 yaşında kalp hastası babamın köydeki evi basıldı. Haziran ayında süreç daha karmaşık hale geldi. Akpolat ve ekibi benim susmamı istedi, konuşmamdan korktu, bana baskı yaptılar. Operasyonun başından beri asıl hedef, Akpolat'ı korumaktı. Bunun dışında kimsenin ailesi önemsenmedi. Bir tek Akpolat'ın ailesi korundu" dedi.
"AKPOLAT, ESKİ EŞİNİN NAFAKASINI BİLE BENİM BANKA HESABIMDAN ÖDERDİ"
Sanık Çukadar savunmasının devamında ise, "Akpolat, Okan Övet adına kayıtlı evi Enza Şirketine kaydetmemi ve Övet adına 16 milyon lira ödememi istedi. Ben de bunu yaptım. Okan Övet, Akpolat'ın çocukluk arkadaşıdır. Ben kendimi gizleyerek hiçbir işlem yapmadım, işlemlerden bir menfaatim de kesinlikle olmamıştır. Şoför ve aile üyelerine yapılan çeşitli ödemelere gelecek olursam, bunlar Akpolat ve ailesinin, çeşitli gider ödemelerini benim hesabımdan yaparlardı. Akpolat, eski eşinin nafakasını bile benim banka hesabımdan öderdi. Pınar Uzun'a Apolat'ın talimatı ile para gönderdim. Rıza Akpolat, bizden bir gün Audi marka aracının satışını yapmamızı istemişti. Satılacak aracı ilana koyduk ancak satamadık. Akpolat ise bize gelip, 'bir aracı satmayı beceremediniz, Aziz İhsan Aktaş alacak arabayı' dedi. Araç, Aziz İhsan Aktaş'a satıldı. Satış için notere gidildi" diye konuştu.
Duruşmaya, yaklaşık bir saat ara verildi. Aranın ardından, diğer sanıkların savunmalarına devam edilecek.