Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, MHP Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'i vefatının 29'uncu yılında saygı ve rahmetle andı.
Türkeş'in tehditlere boyun eğmediğini, menfaat kapılarında eğilip bükülmediğini ifade eden Bahçeli, inandığı değerleri her şart altında savunan Türkeş'in, Türk milletinin birliğini, beraberliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tuttuğunu söyledi.
Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemeçten geçildiğini belirten Bahçeli, küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararların, bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla alınması gerektiğini bildirdi.
Bugünkü küresel ve bölgesel istikrarsızlıkla yaşanan çatışmalar için "eskinin tam olarak öldüğünün yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesi" yorumunda bulunan Bahçeli, bunu da bir "kriz durumu" şeklinde niteledi.
Her kriz döneminin bir eşik olduğunu dile getiren Bahçeli, "Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler, inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir." dedi.

- "BATILI AKIL İÇİN ANLAM SİSTEMİ AÇISINDAN YOLUN SONU GÖRÜNMÜŞTÜR"
Küresel ölçekte sağlanmış hegemonyanın ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybettiğini, rıza üretme anlayışının ortadan kalktığını dile getiren Bahçeli, "Trump ve Netanyahu, rıza üretmeyi bir kenara bırakarak, zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır. İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir. Çünkü onları bir araya getiren değerler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, Batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür." diye konuştu.
Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde, Trump yönetiminin bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacağına dikkati çeken Bahçeli, sağduyulu dünya yahudilerinin Netanyahu'nun siyonist ideolojik zihniyetine karşı itirazlarını da yüksek sesle dile getirmelerinin beklendiğini söyledi.
Her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmanın bir mecburiyet ve millete karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereği olduğunu vurgulayan Bahçeli, "yeni dünya düzeninin" bugün bir nizam değil "kaos" şeklinde karşılarına çıktığını anlattı.
ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle devam eden savaşın 39'uncu gününde de karşılıklı saldırıların sürdüğüne işaret eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Meşruiyetten yoksun, insan onur, haysiyet ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görülmektedir. İran'a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de altyapının tahribatını giderek büyütmekte. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen, İran halkının mukavemeti, kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksiyle dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır."
Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışmanın enerji krizini beslediğini, tedarik zincirlerini etkilediğini belirten Bahçeli, "Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş, uluslararası örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmaktan aciz olduklarını göstermektedir." ifadesini kullandı.

- "ÜZERİMİZDE TARİHİ VE AHLAKİ BİR SORUMLULUK VARDIR"
Bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemenin "siyaset yapıyorum" diyen herkesin ortak sorumluluğu olduğunu kaydeden Bahçeli, "İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, her zamankinden daha çok, üzerimizde tarihi ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarımızla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek, onlara, ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz, ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız." dedi.
Saatin akrep ve yelkovanıyla yürüdüğü gibi, devlet ve millet hayatının da ahenkle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"20'nci yüzyılın başında Orta Doğu'nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan saf ve duru bir iradeyle cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de Türk ve Türkiye Yüzyılı'nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkiple daha güçlü bir cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir."
Bahçeli, dünyada ve bölgede gerçekleşen her türlü hadisenin düzenli bir şekilde çözümlenmesi ve akıl yoluyla incelenmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu hatırlattı.
MHP lideri Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koçbaşını çeken Cumhuriyet Halk Partisi, siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir. Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış, köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala, ömrünü tamamlamış bir söyleme, sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır. Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş görüntü vermektedir. Öte yandan, son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının, çürümenin had safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız."
MHP'nin değerler alanına savaş açmadığını, değerlere dayalı politika ürettiğini vurgulayan Bahçeli, sorunlardan beslenmediklerini, sorunlara çözüm üretmek için gayret ettiklerini söyledi.

Bahçeli, ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçiliğin, MHP'nin temel felsefi dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisi olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki bu zorunluluğun yüklediği tarihi misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız, tarih şuuruyla yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır. Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız. Bize göre her hadise, Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır. Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız. Milliyetçi Hareket Partisinin nazarında dünya, güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır. Bu tabloda Türkiye'nin yeri, tesadüflerle değil tarihi sorumlulukla, jeopolitik hakikatlerle ve milli iradeyle tayin edilmektedir. Bizim için esas olan, milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim, hangi kılıfa bürünürse bürünsün, karşısında Milliyetçi Hareket Partisini bulacaktır."
Bahçeli, MHP'nin gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı olmadığını, gerektiğinde yön veren, uyaran, milli duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adı olduğunu söyleyerek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı, Türk milletinin birliği ve milli değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir. Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur. Bizim kurduğumuz her cümlenin öznesi Türkiye Cumhuriyeti devletidir, nesnesi Türk milletidir, yüklemi devlet ve milletin bekasıdır. Kavgamız bunun içindir. Adanmışlığımız bu nedenledir. Asla tereddüt yaşamaz, ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

- "TÜRKİYE'NİN DENGE KURUCU ROLÜ DAHA GÖRÜNÜR HALE GELMİŞTİR"
Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde, Türkiye'nin önünü göreceği sağlam bir vizyona, milli bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu dile getiren Bahçeli, Türkiye'nin çevresinde gelişen çatışmaların diri, dinamik, tecrübeye dayalı akılla hareket edilmesi gerektiğini gösterdiğini ifade etti.
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gücünü kaybeden aktörler ile yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye, sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasitesiyle bölgedeki diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır. Bu durum, ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta, aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi haline getirmektedir. Türkiye'nin bu konumu tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askeri ve teknoloji gücüyle de doğrudan ilişkilidir. Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye'nin, diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda üstlenilen arabuluculuk rolü, bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş, benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye'nin denge kurucu rolü daha görünür hale gelmiştir."
Bahçeli, Türkiye'nin krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlandığını belirterek, bölgedeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai sonuca ulaştırma çabasının yeniden ve etkin biçimde devreye sokulduğunu ifade etti.

- "KÜRESEL ENERJİ SİSTEMİ CİDDİ BİR RİSK ALTINDADIR"
Enerjinin, hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurga olduğuna işaret eden Bahçeli, şöyle konuştu:
"İşte bu hakikatten hareketle, bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur. Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir. Asıl mesele, enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır. Hürmüz Boğazı'nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade, küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur. Bugün enerji limanları, petrol rafinerileri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef haline gelmekte ve tehdit altına girmektedir. Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu klasik bir enerji arz güvenliği meselesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu, çok daha derin bir kırılmadır. Bu, doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir."
Yeni dönemde Türkiye'nin rolünün yeniden tanımlandığına dikkati çeken Bahçeli, "Karadeniz'deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleriyle birlikte Türkiye, güçlü altyapısının da katkısıyla, artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış, bölgede enerji istikrarının, güvenin ve barışın merkezi haline gelmiştir." dedi.
Bahçeli, Türkiye'nin farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergahları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç haline geldiğini vurgulayarak, "Bu gelişme, ekonomik bir kazanımın ötesinde milli kudretin tahkimi, bağımsızlığın pekişmesi ve devletimizin stratejik kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır. Çünkü artık enerji, uluslararası sistemde güç dengelerini belirleyen en kritik unsurlardan biridir." ifadelerini kullandı.
Enerjiye erişimin, enerji akışlarını yönetebilmenin ve bu akışlara yön verebilmenin kapasitesinin, ülkelerin küresel sistemdeki yerini doğrudan belirlediğini dile getiren Bahçeli, Türkiye'nin, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden, enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil ettiğini vurguladı.
Enerjinin sadece bir kaynak olmadığını, güç, istikrar ve barışın anahtarı olduğunu belirten Bahçeli, "Bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir: enerjide bağımsızlık, Türkiye'nin Kızıl Elması'dır. Bu hedef bir zorunluluktur, milli bir duruştur. Türkiye, bu hedef doğrultusunda kararlılıkla yoluna devam etmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

- "TARİHİ BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİNİN MEYVESİ"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'nin savunma sanayisi ve teknoloji alanında son yıllarda kat ettiği ilerlemeyi görmek ve gururlanmak gerektiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
"Hiç şüphesiz bu ilerleme, köklü bir stratejik dönüşümün ürünüdür. Uzun yıllar boyunca dış tedarike dayalı yapı-bakım-onarım çalışmaları, modernizasyon ve operasyonel kullanımda çeşitli sınırlılıklar doğurmuş, bu durum yerli üretim ihtiyacını kaçınılmaz hale getirmiştir. Son yıllarda Türkiye, savunma sanayisinde tedarik eden konumdan, geliştiren ve üreten konuma geçiş sürecini hızlandırmıştır. Bu dönüşüm, kamu politikaları, özel sektör yatırımları ve mühendislik kapasitesinin artışıyla birlikte daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur.
Özellikle insansız sistemler alanında elde edilen başarılar bu dönüşümün en görünür çıktıları olmuştur. Dolayısıyla Türkiye'nin savunma sanayisinde son yıllarda kaydettiği yükseliş, dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve milli üretim kapasitesinin artırılması ve bu yapının sürdürülebilir bir sistem haline getirilmesi üzerinden şekillenmiştir. Bu stratejik hamle, Türkiye'ye yalnızca sahada caydırıcılık kazandırmamış, aynı zamanda uluslararası sistemde daha bağımsız, daha dirençli ve daha etkili bir aktör olma kabiliyetini de kazandırmıştır. Bu tablo, milletin iradesinin devletin idaresine yön verdiği, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi marifetiyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ve Cumhur İttifakı'nın kararlı siyasi iradesiyle vücut bulan tarihi bir dönüşüm sürecinin meyvesidir."
Geçmişte çeşitli sebeplerle akamete uğratılan savunma sanayisi hamlelerinin bugün yeniden ayağa kaldırıldığını söyleyen Bahçeli, "Bu alana emek veren ve vizyon ortaya koyan öncü isimler de her daim rahmet ve minnetle anılmalıdır. Nuri Killigil, Şakir Zümre, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, bu milletin üretme iradesini, mühendislik kabiliyetini ve bağımsızlık ülküsünü temsil eden müstesna şahsiyetler olarak tarihimizdeki yerlerini almıştır. Aziz ruhları şad olsun." şeklinde konuştu.
- "TERÖRSÜZ TÜRKİYE, LİDER ÜLKE TÜRKİYE'NİN HABERCİSİDİR"
Bahçeli, barışın ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla ve milletin tamamının aynı istikamete yönelmesiyle yükselebileceğini belirtti.
Terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrıların birinci kanadı oluşturduğunu, ikinci kanadın ise aziz Türk milleti olduğunu ifade eden Bahçeli, milli iradenin merkezi olan TBMM'de yürütülen komisyon çalışmalarının olgunluk, sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içinde sonuçlandığını dile getirdi.
Meclis'in tarihi sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konulan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır. Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde, milletin bekasına, devletin istikbaline ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir. Terörsüz Türkiye, doğru zamanda atılan doğru bir adımdır. Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır. Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla, vatan ve millet aşkıyla, devlet-millet dayanışmasıyla yürütülen hayırlı bir sürecin de ürünü olacaktır. 'Terörsüz Türkiye' milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, 'Lider Ülke Türkiye'nin habercisidir. Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin TBMM'ye yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir."
Dünyanın ve Türkiye'nin bulunduğu bölgenin, ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Bahçeli, "Kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret halini almıştır." dedi.

- "BARIŞ ADALETİN, KARDEŞLİĞİN VE MİLLİ VARLIĞIN BİRLİKTE YÜKSELDİĞİ BİR ÜLKÜDÜR"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Meclis'in bu süreçte aldığı inisiyatifin millet adına son derece dikkatli, titiz ve yüksek sorumluluk bilinciyle yürütüldüğünü belirterek, "Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz. Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir. Oyalama ve oyalanmaya gerek yoktur. Biz diyoruz ki barış teslimiyet değildir, taviz değildir. Barış, milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir. Barış, adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür." değerlendirmelerinde bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatı olduğuna işaret eden Bahçeli, bu teminatın ilelebet payidar kalacağını belirtti. Bahçeli, "Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu ruh yaşadıkça ne fitne kazanacak ne ihanet galip gelecektir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'yi, 2026 FIFA Dünya Kupası'nda temsil etme hakkı kazanan A Milli Futbol Takımı'nı, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere tüm yöneticileri kutlayan Bahçeli, milli futbolcuların sahaya yansıttığı azim ve mücadele ruhunun millete umut verdiğini belirtti. Bahçeli, ay-yıldızlıların tarihine yakışır bir başarı elde etmesi temennisinde bulundu.
Öte yandan Devlet Bahçeli'nin, özel pırlanta kesim bir taş kullanılan taşın çevresinde Hud Suresi 112. ayetten alınan "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ifadesinin yer aldığı yüzük ile oval ve desenli bir formda tasarlanan aynı ifadenin yer aldığı rozet taktığı görüldü.