ABD ve İsrail'in, İran'a yönelik saldırılarında 7-9 Mart'ta Şehran Petrol Deposu başta olmak üzere bazı petrol depolama tesislerini hedef alması, saldırıların çevresel yükünü bir kez daha gündeme getirdi.
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Kadıoğlu, büyük ölçekli petrol yangınlarının atmosfere yoğun miktarda kirletici saldığını ve bu kirleticilerin rüzgarlarla uzun mesafeler taşınabildiğini belirtti.
Kadıoğlu, "İran'daki petrol depolama tesisi yangınları tahminlere göre yaklaşık 47 bin ton sera gazı ile tonlarca siyah karbon, kükürtdioksit ve kanserojen polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) bileşiklerini atmosfere bıraktı. Asit yağmuru potansiyeli taşıyan bu kirletici bulutlar şu anda Türkmenistan ve Pakistan yönüne taşınıyor. Türkiye için kısa vadede doğrudan bir tehdit görünmüyor. Kirleticiler şu an yaklaşık 1-2 kilometre yükseklikte doğuya doğru taşınıyor. Ancak atmosferik dolaşım değişir ve rüzgarlar doğudan batıya dönerse Doğu Anadolu'daki iller etkilenebilir." dedi.
Petrol yangınlarından çıkan dumanın meteorolojik koşullara bağlı olarak çok geniş alanlara yayılabildiğini vurgulayan Kadıoğlu, mevcut rüzgarların kirletici bulutları doğu ve kuzeydoğu yönüne taşıdığını ifade etti.
Kadıoğlu, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan'da hava kalitesine ilişkin uyarıların yapıldığını, Afganistan ile Pakistan'ın batı kesimlerinin de etkilenebileceğini söyledi.
- YANGININ ATMOSFERE YAYDIĞI KİRLETİCİLER
İran'daki petrol depo ve rafinerilerinde çıkan yangınların tek bir olayda yüksek miktarda emisyona neden olduğuna dikkati çeken Kadıoğlu, yangınla birlikte atmosfere yayılan başlıca kirleticilerin, kükürtdioksit ve azot oksitler gibi asit yağmurunun oluşumunda rol oynayan gazlar olduğunun altını çizdi.
Kadıoğlu, "PM2,5 ve PM10 gibi ince partiküller ile siyah karbon, akciğerlerin derinlerine kadar ulaşarak insan sağlığı açısından ciddi risk oluşturur. Ayrıca benzen türevleri içeren PAH bileşikleri de kanserojen özellik taşıyor." diye konuştu.
Atmosfere karışan kükürtdioksit ve azot oksitlerin su buharıyla birleşerek sülfürik ve nitrik asit oluşturabileceğini, bunun da asit yağmurlarına yol açabileceğini dile getiren Kadıoğlu, asit yağmurlarının su kaynakları, tarım alanları ve doğal ekosistemler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini, bu durumun toprak asitlenmesine, bitkilerde yaprak hasarına ve sucul yaşamda pH değişimine neden olabileceğini ifade etti.
Kadıoğlu, benzer bir olayın 1991 Kuveyt petrol yangınları sırasında yaşandığını hatırlatarak, o dönemde yanan petrol kuyularından çıkan dumanın aylar boyunca atmosferde kaldığını ve çok geniş bir coğrafyada etkili olduğunu anımsattı.
- "ATMOSFERİK KOŞULLAR YAKINDAN İZLENMELİ"
Bu tür yangınların yalnızca çıktığı bölgeyi değil, rüzgarlarla taşınan kirleticiler nedeniyle çevre ülkeleri de etkileyebileceğine değinen Kadıoğlu, atmosferik koşulların yakından izlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Olası kirletici yağışlara maruz kalınması durumunda bazı temel önlemlerin alınmasının önemine işaret eden Kadıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Yağmura maruz kalan kişilerin cildi ovuşturmadan akan soğuk suyla durulaması, ıslak kıyafetlerini hemen çıkararak kapalı bir poşete koyması ve gözlerini en az 5 dakika bol suyla yıkaması gerekir. Asit yağmuru ihtimalinin bulunduğu ilk yağışların ardından çatıdan veya topraktan toplanan suların kullanılmaması, açıkta yetişen sebze ve meyvelerin ise soyularak ve bol suyla yıkanarak tüketilmesi önemlidir. Özellikle astım ve KOAH hastaları, 65 yaş üstü kişiler, çocuklar ve hamileler gibi hassas grupların mümkün olduğunca kapalı ortamlarda kalması ve gerekli ilaçlarını hazır bulundurması gerekir."