Türkiye öncü ülkelerden biri olacak! Bakan Göktaş: Yaş doğrulama sistemini hayata geçiriyoruz
ABONE OL

AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Göktaş, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Nüfus konusunda uzun süredir çalıştıklarını belirterek 2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı'nı anımsatan Bakan Göktaş, Türkiye'de doğurganlıkla ilgili saha çalışmaları yapıldığını; doğurganlık oranlarının en yüksek ve en düşük olduğu 12 ilde bizzat ailelerle ve annelerle görüştüklerini söyledi.

Çalışmalar kapsamında ihtiyaçlara yönelik tespitleri göz önünde bulundurduklarını ifade eden Göktaş, ailelerin ve özellikle çalışan annelerin taleplerinden birinin doğum izinlerinin uzatılması olduğunu belirtti. Göktaş, "Biz de bu talebe yönelik bir çalışma gerçekleştirdik. Biliyorsunuz anneler için emzirmek, özellikle ilk 3 ayda anne ve çocuk arasındaki o güçlü bağı oluşturmak adına çok kıymetli. Bu minvalde de yasal düzenlememizle 16 hafta olan doğum izinlerimizi 24 haftaya yükselttik. Ailelerimize, annelerimize bunu müjdeledik geçtiğimiz haftaki düzenlememizde." dedi.

Türkiye'nin doğum izni sürelerinde OECD ülkeleri arasında ilk 10'da yer aldığını söyleyen Bakan Göktaş, "Avrupa Birliği ülkelerinin de üzerine yerleştik. Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 21 hafta olan süre bizde 24 hafta. Bu, gerçekten ailelerimizi destekleyen, aileyi koruyan ve güçlendiren bir adım." ifadesini kullandı.

Babalık izniyle ilgili de bir düzenleme yaptıklarını anlatan Göktaş, "İşçi babaların 5 gün olan doğum sonrası babalık iznini 10 güne çıkararak memurlar ile eşitledik. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın babalara yönelik çağrısı kapsamında, bakım yükünün çoğunlukla annelerin üzerinde olduğu gerçeğinden hareketle, ilk 10 günde babaların annelerin yanında olmasını sağlayacak çok kıymetli bir adım attık." diye konuştu.

Göktaş, Türkiye'nin nüfus artış hızındaki düşüşe yönelik Bakanlık tarafından alınan tedbirlere ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Tabii şimdi biz yaşlanıyoruz. Türkiye yaşlanıyor, dünya yaşlanıyor. Doğurganlık hızının azalması, aslına baktığımız zaman nüfusun yaş oranının artması demektir. 65 yaş üstü vatandaş oranımız yüzde 11,1'e yükseldi. Doğurganlık hızımız 1,48'dir. Bizim buradaki amacımız, hem bu tedbirlere yönelik güçlü bir mekanizma oluşturmaktır. Türkiye'nin en güçlü kalesi aile olduğu için aileyi koruyan ve güçlendiren bir yapı kuruyoruz. Aile bizim güvenli limanımızdır. Biz bu çalışmalara Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı'yla başladıktan sonra, geçtiğimiz yılı biliyorsunuz Aile Yılı olarak ilan ettik. Aile yılında evlenmek isteyen gençlere evlilik kredisi uygulamasını başlattık ve bunu 81 ilimize yaygınlaştırdık. Sayın Cumhurbaşkanı'mız bunu ilan etti. 200 bin gencimiz şu güne kadar bu evlilik kredisinden faydalandı. Bununla beraber yeni doğum yapan her anneye bir destek sunduk. İlk bebek için 5 bin liralık tek seferlik bir destek; iki ve sonraki çocuklar için çocuk 5 yaşını tamamlayana kadar, ikinci çocuk için 1500 lira, 3 ve sonraki çocuklar için 5 bin lira olacak şekilde kalıcı bir destek mekanizması oluşturduk. Tabii biz bunları aile yılında başlattık. Çalışmak isteyen, annelik veya babalık izninde olan, yeni çocuk sahibi olmuş memurlara yönelik de yarı zamanlı çalışma esnekliği getirdik. O da çocuklar 6 yaşını tamamlayana kadar sürecek. Diğer yandan bütün Türkiye'de kreş seferberliği başlattık. Bu kapsamda da çok yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Nüfus Politikaları Kurulu'yla beraber tedbirlerimize sadece kalıcı değil, orta ve uzun vadeli olarak büyük bir projeksiyonla bakıyoruz."

- "YAŞLANIYORUZ, DOĞURGANLIK HIZIMIZ AZALIYOR"

Bakan Göktaş, nüfusun kendini yenileme oranının 2,1 olduğunu, Türkiye'de ise bunun 1,48'de bulunduğunu belirterek, hızlı ve net bir düşüş olduğunu söyledi.

Bunda salgın ve depremin etkisinin olduğunu kaydeden Bakan Göktaş, şu ifadeleri kullandı:

"Dijitalleşmenin hayatımızda bu konuda gerçekten önemli bir payı oldu; zira dijitalleşme ile beraber yalnızlaşıyoruz ve bireyselleşiyoruz. Bu kapsamda da insanlar sosyalleşmediği için aile değerlerini ön plana çıkaran içerikler aslında gitgide azalıyor. Ancak mevcut durumlarla beraber biz bu konuda önemli çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız öncelikle bu düşüşü durdurmaktır. Dolayısıyla bu çocuk teşvikleriyle beraber bütüncül bir yaklaşımı ele almak zorundayız. Şu anda Türkiye'de hanelerin yüzde 57'sinde çocuk bulunmuyor; bu çok büyük bir rakamdır. Bu şekilde gidersek TÜİK'e göre önümüzdeki 5 yıl içinde ilkokuldaki çocuk oranımız 900 bin azalacak. O yüzden biz bu tedbirleri çok hızlı ve öncü bir şekilde alıyoruz. Diğer yandan bildiğiniz üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız TOKİ aracılığıyla çok önemli bir çalışma yürüterek sosyal konut projesi başlattı ve bu projede çocuk sahibi ailelere öncelik tanındı. Aslında biz bu çalışmaları bütüncül bir perspektifle ele alıyoruz ve önümüzdeki süreçte de sürdüreceğiz. Biz Avrupa'ya göre genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahibiz. Evet yaşlanıyoruz, doğurganlık hızımız azalıyor, ancak bu fırsat penceresini kapatmamak adına pek çok çalışmaları, tedbirleri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz."

Bakan Göktaş, 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya kısıtlaması düzenlemesine ilişkin soru üzerine, 2024 yılından bu yana bu konu üzerinde çalıştıklarını, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı'nın en önemli başlıklarından birinin de dijital çağda aileyi korumak ve güçlendirmek olduğunu belirtti. Göktaş, "Bir yandan ailelerde dijital okuryazarlık farkındalığı oluşturmayı hedefliyoruz ancak diğer yandan çocuklarımızı algoritmaların, büyük şirketlerin, dijital ve teknoloji şirketlerinin insafına bırakmayacağız. Zira onların bu ortamlarda aslında para kazandıklarını ve çocuklarımız üzerinden çok ciddi kar elde ettiklerini çok iyi biliyoruz." dedi.

2024 yılında dijital bağımlılıkla ilgili çalıştay düzenlediklerini anımsatan Bakan Göktaş, anne, baba, çocuk ve uzmanları dinlediklerini, çocukları dijital dünyadan korumaya yönelik de bir çalıştay düzenlediklerini söyledi.

Çocukların, özellikle oyun oynarken daha karanlık, daha güçlü, elinde silah bulunduran karakterleri tercih ettiklerini ve zaman zaman kendilerini gerçek dünyada da onunla bağdaştırdığını söylediklerini kaydeden Bakan Göktaş, bunun çok önemli ve çok çarpıcı olduğuna dikkati çekti.

Ekran süresinin hızla arttığına işaret eden Bakan Göktaş; çocukların sosyal medyaya giriş yaşının 6'ya kadar düştüğünü belirtti.

Dijital ayak izine değinen Göktaş, "Dijital ayak izini çok ihmal ediyoruz. Önümüzdeki yıllarda 15 yaş altındaki çocukların, küçük yaştaki çocukların sadece belli paylaşımları yaptıklarından dolayı önümüzdeki yıllarda karşılarında farklı farklı davalar çıkabilir. Ve bunu aslında görünmez bir yüzü fakat biz bu anda şu anda görüyoruz, bizim karşımıza geliyor bu davalar. 14 yaşındaki çocukların sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlardan dolayı 17-18 yaşlarında karşılarına çıkıyor ve aslında hayatlarını zor durumda bırakabilecek kararlar, bazı hukuki sonuçlarla karşılaşabilirler. Bunlar da çok tehlikeli. Ebeveynler bunun farkında olması lazım." dedi.

- "AMACIMIZ DENETLEMEK VE ÇOCUKLARA DAHA GÜVENLİ BİR DİJİTAL ORTAM SAĞLAMAK"

Bakan Göktaş, dünyada da benzer düzenlemelerin gündemde olduğunu vurgulayarak, "Avrupa Birliği şu anda önemli düzenlemeler hayata geçirdi. Avustralya ilk ülke, Fransa, İspanya... Biz Avustralya'nın raporunu aldık. Bu raporda eksik olan taraflarını gördük. Dolayısıyla biz kendi ülkemize özgü bir model gerçekleştirdik. 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesiyle sosyal ağ sağlayıcılara yaş doğrulama sistemi getiriyoruz. 1 milyondan fazla kullanıcı varsa özellikle bir temsilci bulundurulmasını istiyoruz. Uygunsuz içeriklerin 1 saat içerisinde kaldırılmasını istiyoruz, aldatıcı reklamların kaldırılmasını istiyoruz, ebeveyn kontrol araçlarının da güçlendirilmesini istiyoruz." diye konuştu.

Oyunlarla ilgili ilk defa bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerini belirten Göktaş, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda oyun platformunun tanımını da eklediğimiz 5651 sayılı kanunumuzla beraber, 100 binden fazla kullanıcısı olan oyunların da Türkiye temsilcisi bulundurmasını istiyoruz. Yaptırımlarımız mevcuttur. Bir yönetmelik çıkacaktır. 6 ay içerisinde bu yönetmelik düzenlemeye geçtiğinde, inşallah tüm Türkiye'de sosyal medya düzenlememiz fiilen hayata geçmiş olacak. Bu düzenleme için 6 aylık bir süre gerekiyor, yani bir yönetmelik çıkması gerekiyor. Yönetmelik çalışmalarında BTK ve Siber Güvenlik dairesinin yanı sıra uzmanlar ve diğer paydaşlar da yer alacak. Biz de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak kendi görüşlerimizi vereceğiz; zira çocuklarımızı korumak aslında bir zorunluluktur. Sadece bizim için değil, aileleri de bu sürecin bir parçası haline getirmemiz lazım. Amacımız denetlemek ve çocuklara daha güvenli bir dijital ortam sağlamaktır. Yani biz burada çocuklarımızın daha güvenli bir dijital ortamda var olmasını ve orada güçlendirilmesini istiyoruz ancak bir bağımlılık oluşacaksa bunun da önüne geçmek istiyoruz. Biz bir norm oluşturuyoruz."

- "BÜTÜN ÜLKELER BENZER BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR"

Göktaş, geçen hafta çocukların dijital ortamda korunmasına ilişkin uluslararası zirveye ev sahipliği yaptıklarını ve UNICEF'le ortak bir bildiri yayımladıklarını hatırlatarak, şunları söyledi:

"Bütün ülkeler benzer bir süreçten geçiyor. Yani bu zirvede özellikle öne çıkan konulardan bir tanesi bir ülkenin tek başına bununla mücadele etmesinin de mümkün olmadığının farkındayız, zira teknoloji hızla gelişiyor. Bu bildiride şunu söylüyoruz teknoloji firmalarına da, oyun yaptığınız andan itibaren veya bir içerik sağladığınız andan itibaren özellikle çocuklara yönelik zararlı içerikleri önleyici bir şekilde icra etsinler. Bir de yaş doğrulama sistemini hayata geçiriyoruz. Aslında çok kapsamlı bir politika ve güvenli. Türkiye bu konuda öncü ülkelerden bir tanesi. Amacımız çocukları korumak, daha güvenli bir dijital ortam sağlamak, aileleri de bu süreçte yalnız bırakmamak."

Sosyal medya düzenlemesiyle öncelikle bir yaş doğrulama sistemini hayata geçirdiklerini belirten Göktaş, bunu, Siber Güvenlik Dairesi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile beraber Siber Güvenlik Başkanlığının oluşturacağını söyledi.

e-Devlet şifresi üzerinden bir yaş doğrulama sistemini hayata geçireceklerini dile getiren Göktaş, 15 yaş üzeri için ayrıştırılmış içerik oluşturma zorunluluğu getirdiklerini hatırlattı.

Böylece, çocukların gelişimine yönelik olumsuz içeriklere karşı bir kalkan oluşturmuş olacaklarını ifade eden Göktaş, "Oyunlarla ilgili önce bir uyarımız olacak. BTK önce uyaracak, akabinde 1-10 milyon lira arası idari para cezası uygulanacak. Yerine getirilmezse, yüzde 50 bant daralması, yine yerine getirilmezse, mahkeme kararıyla yüzde 90 bant daralmasına kadar gidebilecek." diye konuştu.

Türkiye'de 100 bin kullanıcısı olan oyun platformlarının temsilci bulundurmasını istediklerini aktaran Göktaş, şunları kaydetti:

"Amacımız burada yasaklamak değil, denetlemek, bir muhatap bulmak ve kendi hassasiyetlerimizi onlara bildirebilmek. Zira oyunlarda çocuklar zaman zaman kendinden yaşça çok büyük insanlarla etkileşimlerde olabiliyorlar. Biz aslında tehlikenin farkında değiliz. Eskiden tehlike sokaktaydı, dışarılardaydı. Kapıyı kapattığımız anda hepimiz güvenli alanlarda olduğumuzu düşünüyorduk. Fakat şu anda tehlike yanı başımızda ve doğrudan ceplerimizde taşıdığımız cihazlarda. Çocuklarımız orada kimlerle iletişim halinde, kimlerle oyun oynuyor, bunları hiçbir şekilde bilmiyoruz. Çocukların yüzde 10'u yabancı biriyle en az bir kere iletişimde olduğunu ifade ediyor."

- "AMACIMIZ DAHA GÜVENLİ DİJİTAL ORTAM SAĞLAMAK"

Oyunların sosyal ağ sağlayıcılığına yönelik de yaptırımların olduğunu vurgulayan Göktaş, "Fakat orada da cezalar lira bazlı değil. Küresel cirosunun yüzde 3'ü kadar bir cezai yaptırım öngörüyoruz. Amacımız burada çok net. Çocuklarımıza daha güvenli dijital ortam sağlamaktır. Devletin özellikle belirlediği kurallar çerçevesinde bir adım atılmasını sağlamak." ifadesini kullandı.

Bakan Göktaş, VPN konusunda da bir adım attıklarını anlatarak, "Çocuklar bile kendi VPN'lerini düzenleyebiliyorlar. Bunu çok net bir şekilde görüyoruz. Dolayısıyla attığımız adımlar çok kıymetli, araştırılmış ve diğer ülkelerdeki uygulamaları görerek ve izleyerek oluşturduğumuz adımlar." bilgisini paylaştı.

Velilerin, çocuklarını sosyal medyadan korumak için taleplerinin olduğunu kaydeden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gittiğim her ilde vatandaşlarımızla bir araya geliyorum. Özellikle Maraş'ta geçtiğimiz haftalarda elim bir olay yaşadık. Cenaze törenlerinde acılı aileler bizden bizzat bunu talep etti. Yani o acısının içinde dedi ki 'lütfen artık çocuklarımızı bu dijital yapılara karşı koruyun'. Bu kapsamda da zaten Meclis'te halihazırda sunduğumuz bir yasal düzenlememiz vardı. Bir farkındalık oluştu. Bir buçuk yıldır bir çalışma gerçekleştirdik. 20 Kasım'da Çocuk Hakları Günü'nde çocuk komitelerimiz var. Onların da çocukları dijital dünyadan korumak adına belli talepleri oldu. Uluslararası zirvemizde çocukları doğrudan bu sürecin paydaşı yaptık. Çocuklarımıza daha güvenli ve uygun içerikler sunan bir dijital ortam sunmak istiyoruz. Dijital çağda yaşıyoruz. Teknolojiyi hayatımızdan çıkarmıyoruz. O dijital ortamı sunmak hepimizin ortak sorumluluğu. Biz devlet olarak sorumluluğumuzu alıyoruz."

Dünya genelinde Meta'ya yönelik davalar açıldığını, bu yüzden gelecekte olası sorunların olmaması için çocukları korumak için harekete geçtiklerini aktaran Göktaş, "Dijital ayak izi dediğimiz tehlikenin farkındayız. İleriki dönemlerde davalar açılabilir. Biz de bu davaların önüne geçmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz." dedi.

- "ÇOCUKLAR GÜVENDE" UYGULAMASI

"Çocuklar Güvende" uygulamasını hayata geçirdiklerini anımsatan Göktaş, şunları dile getirdi:

"'Çocuklar Güvende' ile beraber akran zorbalığını, istismarı, sosyal medyada karşılaştıkları uygunsuz içerikleri çocuklarımız, ailelerimiz doğrudan bize bildirebilecekler. Dolayısıyla ailelere çağrıda bulunmak istiyorum. Lütfen bunu hem kendinize hem çocuklarımıza yükleyin. Çocuklar bazen akran zorbalığına uğradıklarında, olumsuz içeriklerle karşı karşıya kaldıklarında ailelere bildirmekten çekinebiliyorlar. Ama bunu bize bildiriyorlar. Biz de gerekli düzenlemeleri yapıyoruz, gerekli adımları atıyoruz. Alo 183 hattımızla beraber de burada doğrudan bizim uzmanlarımızla irtibat haline gelebiliyorlar. Aynı zamanda dijital içerikleri kontrol eden 7/24 izleme mekanizmamız var. Medya kontrol aracımız var. Bugüne kadar 3 bin 40 içeriğe doğrudan müdahale ettik. 'Duy İhbar' platformumuz var. Ailelerden, ebeveynlerden, vatandaşlarımızdan gelen talepleri, olumsuz içerikleri oradan da kontrol edebiliyoruz."

Ebeveyn kontrol araçlarını ve dijital okur yazarlığını genişleteceklerini vurgulayan Göktaş, "Burada hem öğretmenlere hem ebeveynlere hem de bakım verenlere yönelik dijital okur yazarlığı güçlendiren adımlar atmamız lazım. Amacımız burada bir küresel seferberlik ilan etmek. Ülke olarak da bir seferberlik ilan etmek. Amacımız bütün ailelerde de bu konuda bir farkındalık oluşturmak, onları sürecin parçası haline getirmiş olmaktır." ifadesini kullandı.

- "ÇOCUKLARI ŞİDDETİ ÖZENDİREN İÇERİKLERDEN KORUYALIM"

Güvenli bir oyun platformu sağlamak veya derecelendirilmiş oyunlar sunmanın çok kıymetli olduğunun altını çizen Göktaş, "Amacımız çocuklara güvenli içerikler sunabilmek. Bu kapsamda da platformlara, özellikle oyun yapıcılara, teknoloji üreten firmalara da bir çağrıda bulmak istiyorum. Gelin, temiz içerikli teknoloji üretelim, çocukları zorbalıktan, şiddeti özendiren içeriklerden koruyalım." sözlerini sarf etti.

Bakan Göktaş, görevlerinin, çocukların güvenle büyüyeceği, yarınlara güvenle bakabileceği imkanı sağlamak olduğunu belirtti.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırıları sonrası Bakanlığın alacağı önlemlere değinen Göktaş, şunları paylaştı:

"Son elim hadise, çocuklarımızı her türlü şiddetten korumaya yönelik her zaman daha fazla teyakkuzda olmamız gerektiğini gösteriyor. Zira bu faciayı gerçekleştiren çocuk, baktığımız zaman klasik bir suç profili değil. İyi eğitimli bir ailede eğitim almış, anne, babanın evinde büyümüş, okul devamsızlığı olmayan bir çocuk. Fakat rehber öğretmen de aileyle bir iletişim kurmuş. Çocuklarına yönelik belli tedbirlerin alınmasıyla ilgili uyarılarda bulunmasına rağmen aile bu konuya duyarsız kalmış. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta karşılaştığımız olaylarla ilgili uzun zamandır çalıştığımız bir sosyal risk haritamız var. Amacımız, her haneye içerik bazlı uygun tedbirlerle özellikle risk altında olan çocuklarımızı korumak ve o kapsamda önlemler almak."

- "SOSYAL RİSK HARİTAMIZI HAYATA GEÇİRDİK"

Kahramanmaraş'ta psikososyal destek bağlamında da 6 aylık bir eylem planı oluşturduklarını anımsatan Göktaş, "İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile beraber tedbir kapsamını artıracak pek çok önemli adım atıyoruz. Bu tür vakaların erken önlenebilmesi için sosyal risk haritamızı hayata geçirdik. Bir de 14 bin 834 meslek elemanımıza doğrudan sosyal risk haritaları ve 'Çocuklar Güvende' sistemini güçlendirecek şekilde çevrim içi eğitim verdik." dedi.

Milli Eğitim Bakanlığının aynı zamanda dijital bağımlılığa karşı bir hat kurduğunu hatırlatan Göktaş, şöyle devam etti:

"Türkiye Maarif Modeli gerçekten çok kıymetli bir eğitim modeli. Empati duygularını da yaygınlaştırmaya yönelik bir eğitim müfredatının uygulayacağı söylendi. Zira burada dijital okuryazarlığın yaygınlaştırılmasının ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Ebeveynler ve öğretmenler de bu kapsamda önlem almalı. Erken müdahale sistemimizi güçlendirerek benzer vakaların vuku bulmaması için bir çalışma gerçekleştirdik. Hem fiziki önlem hem de vaka bazlı, yapay zeka destekli bir önlem modelini hayata geçiriyoruz. Amacımız burada vaka oluşmadan önüne geçebilmek. Ne okulu tek başına bir sorunla baş başa bırakmak ne aileyi bir sorunla baş başa bırakmaktır."

"Toplumu en fazla etkileyen şeylerden bir tanesi ekran. Yani medya, televizyonlar, diziler, gündüz kuşağı programları. Bu programlarda şiddeti, gayrimeşru ilişkileri normalleştiren içerikler olduğunu gözlemliyoruz. Dizilerde de yine aynı şekilde parçalanmış aileler ve yine şiddetin son derece özendirici şekilde işlendiğini gözlemliyoruz. RTÜK ile bu konuda bir çalışma yapmayı, medyamız üzerine tavsiye ya da yaptırıma varacak derecede kurallar, kanunlar getirmeyi düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Göktaş, içeriklerin aile yapısını doğrudan etkilediğini belirtti.

Reyting uğruna hiçbir çocuğu ve ailelerini asla kurban etmeyeceklerini vurgulayan Göktaş, bugüne kadar içeriklerle ilgili pek çok çalışma gerçekleştirdiklerinin altını çizdi.

2024'te dizi yapımcılarıyla bir araya geldiklerini anımsatan Göktaş, "Onlara şunu söyledik, uygunsuz içerikleri, şiddeti özendiren, Türk aile yapısına uygun olmayan içerikleri lütfen ekrandan uzak tutun. Eğer başarı öyküsü arıyorsanız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak gerçekten bizde çok fazla başarı öyküleri var, gerçek öyküler bunlar. Sizlere bu konuda da destek olabiliriz. Bunun bir sansür amacı taşımadığını, aileleri güçlendiren bir bakış açısıyla ailece izleyebileceğimiz, aile dostu içeriklerin çoğaltılması gerektiğini özellikle defaatle vurguladık." diye konuştu.

Bu durumun topluma, medya yapımcılarına ve teknoloji firmalarına önemli sorumluluklar düştüğünü bir kez daha ortaya koyduğunu aktaran Göktaş, topluma sorumluluk ve umut veren içerikler üretmek zorunda olduklarını söyledi.

- "ÇOCUKLARININ GELİŞMESİNDE OLUMSUZ BİR ŞEYLE KARŞI KARŞIYA KALDIKLARINDA YANLARINDAYIZ"

Bakan Göktaş, yapımcılar ve dijital platform temsilcileriyle de bir araya geldiklerini hatırlattı. Çocukların pek çoğunun dijital dünyada vakit geçirdiğini ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:

Göktaş, ailelere şu çağrıda bulundu:

İçeriklerle ilgili 7/24 izleme mekanizmamız var. 3 bin 40 içeriğe doğrudan müdahale ettik ve bunun için biz aslında mahkemeye başvuruyoruz. Yani bakanlığın üzerinde 'ben içeriği kaldırıyorum' diye bir sistem yok. Doğrudan mahkemeye başvuruyoruz, içeriğe müdahale ediyoruz. Tarama sistemi bu ve çok yoğun bir şekilde izliyoruz. Diğer yandan biz benzer süreçlerin olmaması için de ve farkındalığın artırılması için Dijital Anafor Ekran Bağımlılığı Zirvesi'ni RTÜK ile beraber 12 Haziran'da İstanbul'da düzenleyeceğiz."

Zirve kapsamında aile dostu yapımların ödüllendirileceğini aktaran Göktaş, böylelikle bu tarz yapımları ödüllendirerek diğer yapımcıları da bu konuda teşvik edeceklerini belirtti.

Göktaş, ailelere şu çağrıda bulundu:

"Çocuklarımızla ilgili olumsuz bir durumla karşı karşıya kaldıklarında çaresiz kalmasınlar, çaresiz değiller. Bizim online olarak 'psikodestek.aile.gov.tr' isimli bir platformumuz var. Oradan bizim doğrudan uzmanlarımızla, uzman psikologla 45 dakikalık bir online görüşme ücretsiz gerçekleştirebilirler. 432 Sosyal Hizmet Merkezimizde ücretsiz aile danışmanlığı var. Ergenliğe yönelik özel eğitim almış gençlerimiz var. Dijital bağımlılığa yönelik Yeşilay ile çok yakın çalışmalarımız var. Dolayısıyla aileler bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldıklarında, çocuklarının gelişmesinde olumsuz bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında biz buradayız ve yanlarındayız."

- "14 SOSYAL RİSK HARİTAMIZI BİTİRDİK"

Bakan Göktaş, çocuklara yönelik sosyal risk haritasının nasıl oluşturulduğuna ilişkin soru üzerine, 1,5 yıldır 35 farklı sosyal risk haritası üzerine çalıştıklarını bildirdi.

Çocuğun suça sürüklenmesi, kadına yönelik şiddet, engelli bakım, muhtaçlık gibi farklı sosyal olguları 648 göstergeyle bir araya getirerek, mahalle ve hane bazlı bir puan oluşturduklarının altını çizen Göktaş, amaçlarının risk ortaya çıkmadan belirli tedbirleri almak ve koruyucu ve önleyici faaliyetlerin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.

Yetişkinlerde yüksek risk görülmesi durumunda Aile Rehberi Sistemi üzerinden takip ettiklerine dikkati çeken Göktaş, "Burada Aile Rehberi Sistemi'ni Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı ve aslında pek çok bakanlıkla beraber yürüteceğiz. Amacımız bir vakayı sonuna kadar takip etmek. Çocuklar içinse Çocuklar Güvende Modülü üzerinden takip etmek. Zira çocuklar için farklı bir sistem ve yaklaşım gerekiyor." dedi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile 81 il valisine Sosyal Risk Haritası'na ilişkin talimatlar verdiklerini, bu kapsamda bütün Türkiye'yi taradıklarını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:

"Şu güne kadar 14 sosyal risk haritamızı bitirmiş olduk. Bağımlılığa yönelik de sosyal risk haritamız tamamlandı. Tüm bakanlıklarımızla ortak çalışıyoruz. Sosyal Risk Haritası üzerindeki saha çalışmalarında ilgili kurumlarla vaka bazlı yürüteceğiz. Örneğin Batman'da bu çalışmayı pilot olarak gerçekleştirdik. Batman'da 200 haneyi tamamladık. Orada bağımlılık üzerinde yapmıştık ve bütün birimler seferber oldu. 40 kişiyi İŞKUR üzerinden istihdam ettik, 79 gencimizi AMATEM'e yönlendirdik, aileleri bu sürecin bir parçası haline getirdik. Ailelere bu konuda farkındalık oluşturan içerikler sunduk ve aslında sadece vakaya yönelik çalışmıyoruz. Bütün haneyi taradığımız ve bütün haneyi güçlendirdiğimiz bir model bu. Gerçekten yeni bir model. Çok dinamik bir şekilde işliyor. Çünkü verileri biz farklı bakanlıklarla beraber işliyoruz orada. Tamamen gizli, vaka özelinde ve bireysel çalışmayı çok titiz bir şekilde yürüttüğümüz bir model. Amacımız burada vakayı tespit ettikten sonra takip etmeyi ve aileyi güçlendirmeyi hedeflemek. Ailelerimiz gerçekten bu sürecin çok önemli bir parçası. Aile bizim en önemli kalemiz. Biz boşuna 'Aile Yılı' demiyoruz. Aile bizim en güçlü sığınağımız. Aslında bir kriz anında hepimizin ilk aradığı kişi annemiz, kardeşimiz veya babamız oluyor. Biz de aileyi korumak ve güçlendirmek adına bu çalışmaları yürütüyoruz. Amacımız ailelerimizi bu tür olaylar olmadan önce yanlarında bulunmak, koruyucu önleyici faaliyetlerimizi hayata geçirmek ve bu süreçlerde de erken müdahale sistemimizi güçlendirmek."

- "SADECE GELİR DESTEĞİ SUNMAKLA KALMAYACAĞIZ"

Bakan Göktaş, "Kamuoyunda 'vatandaşlık maaşı' olarak bilinen bir Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi söz konusu. Bu yıl da pilot uygulamanın başlatılacağı duyurulmuştu. Acaba takvim belirlendi mi?" sorusu üzerine, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli'nin 12. Kalkınma Planı hedefleri doğrultusunda yeni nesil bir sosyal yardım sistemi olduğunu bildirdi.

Model üzerine Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonunda 14 farklı kurumla çalıştıklarını ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:

"Amacımız burada vatandaşlarımıza özellikle sosyal yardım alan vatandaşlarımıza veya belli hanelerimize, aileleri bir eşik gelir seviyesine getirene kadar bir destek sunabilmek. Gerçekten çok modern, ailenin içerisinde bulunan bütün göstergeleri göz önüne alarak 17 yaş altındaki çocuk sayısını, anne-babanın durumunu varsa bir engellilik durumunu, yaşlılık durumu bunları da ele alarak aileyi güçlendiren ve destek olan çok kıymetli bir çalışma. Sadece gelir desteği sunmakla kalmayacağız. Amacımız burada da istihdam odaklı bir çalışma gerçekleştirmek. İstihdamı da güçlendirecek adımları bu kapsamda atıyoruz. Pilot çalışmalarımıza bu sene başladık ve inşallah 2027'de tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Mevzuat çalışmalarımız şu anda devam ediyor. Yakın zamanda da inşallah bunu tamamlayıp kamuoyuyla paylaşacağız."

- DARÜLACEZE, TÜM TÜRKİYE'DE HİZMET VEREBİLECEK

Bakan Göktaş, "Yaşlı bakım, huzur evleri ve yine yaşlılara bakım noktasında yeni destek düşünceleri var mı?" sorusu üzerine, Türkiye'de 65 yaş üstü vatandaş oranının yüzde 11,1 olduğunu anımsattı.

Yaşlı nüfusa yönelik önemli çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Göktaş, yaşlı dostu şehirler inşa etme çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Hem Türkiye'nin en büyük yaşlı bakım merkezi olan hem de Avrupa'dan ödül alan Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri'ni hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, "Dünyanın eşi benzeri az görülen bir yaşlı bakım merkezini hayata geçirmiş olduk. Türkiye'nin ilk Alzheimer ve Demans Merkezi'ni de orada kurduk ve biz bu çalışmayla beraber, yani Meclis'ten geçen düzenlememizle Darülacezemizi tüm Türkiye'ye yaygınlaştırıyoruz." dedi.

Darülacezenin çok önemli bir vakıf olduğunun altını çizen Göktaş, "Düzenlememizle beraber bütün Türkiye'de hizmet verebilecek. Gündüzlü Yaşlı Bakım Modeli'mizi güçlendireceğiz. 'Evde Bakım Yardımı' 114 bin yaşlımıza doğrudan evinde destek oluyoruz. Yaşlı Destek Programı'mız var, bunu yerel yönetimlerle beraber yürütüyoruz. Diğer yandan Vefa Programı'mızla 132 bin vatandaşımıza doğrudan evlerinde aşevi desteği ve bakım desteği veriyoruz. Bu kapsamda bunu 81 ilimizde aslında yaygınlaştırdık ve uzun zamandır yürüttüğümüz çalışmalar." diye konuştu.

Yaptıkları ankette yaşlıların yüzde 75'inin evlerinde sosyal çevreden kopmadan yaşlanmak istediklerini ifade ettiklerini aktaran Göktaş, bu konuda gündüz hizmet alabilecekleri modeller kurduklarını söyledi.

2. Yaşlılık Şurası'nı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Göktaş, "Amacımız Şura'dan çıkan kararları ve raporları önümüzdeki Nüfus Politikaları Kurulu'nda değerlendirmek ve yaşlılara yönelik politikalarımızı, bakım modellerimizi çeşitlendirerek tüm Türkiye'de yaygınlaştırmak. Ayrıca 12. Kalkınma Planı'mızda da bakım sigortasının sistemi çalışmalarımız vardı, bunu da sürdürüyoruz. Bu sistemle evde veya merkezlerde bakım, hemşirelik ve ekipman destekleriyle güvenli ve sürdürülebilir bir erişim sağlamayı hedefliyoruz." dedi.

Göktaş, konuşmasını şu mesajla bitirdi:

"Amacımız aileyi koruyan, güçlendiren, çocuklarımıza, göz bebeğimiz olan çocuklarımıza daha güvenli bir gelecek sağlamak. Bu kapsamda da gerçekten herkesin üzerine sorumluluk düşüyor. Teknoloji firmalarımıza da özellikle şu çağrıda bulunmak istiyorum, lütfen bir ürün üretirken kendi çocuklarına izletebilecekleri bir içerik üreteceklerse bunu üretsinler. Kendi çocuklarına uygun olan bir içerik varsa onu üretsinler. Oyun yapıcılara, sosyal medya içerik üreticilerine benzer çağrıda bulunmak istiyorum. Yoksa uygun platformlarda kendileri yayınlasınlar. Ama burada amacımız çocuklarımızı her türlü tehlikelerden korumak. Bunu yaparken de bir seferberlikle yapmamız lazım, gönülle yapmamız lazım ve herkesi bu sorumluluğa açık bir şekilde çağrıda bulunmak istiyorum."

  • genç nüfus yapısı
  • yaşlanma trendi
  • tedbirler alınıyor