Aya Yorgi Manastırı'ndan çalınan melek heykeli Fener Rum Patrikhanesine teslim etti
ABONE OL

Türkiye'nin kültürel miras koruma alanında attığı kararlı adımlar bir kez daha somut bir sonuç verdi. Yıllarca süren hukuki süreçlerin ardından tarihi bir eser, ait olduğu topluluğa iade edildi. İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde gerçekleşen tören, hem kültürel diplomasinin hem de hukukun üstünlüğünün güçlü bir yansıması olarak kayıtlara geçti.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Bakanlığın yürüttüğü çalışmalar sonucu bulunan "Melek heykeli"ni Fener Rum Patriği 1. Bartholomeos adına Episkopos Paisios'a teslim etti.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde düzenlenen programda Bakan Ersoy, Türkiye'nin kültürel miras alanındaki çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ersoy, "Bu eser, 2004'te Denizli İl Emniyet Müdürlüğümüzün gerçekleştirdiği bir operasyonla ele geçirilmiş ve yapılan incelemeler sonucunda İstanbul Heybeliada'daki Aya Yorgi Manastırı'nın bahçesinden çalındığı tespit edilmiştir. Eserin gerçek kökeninin belirlenmesinin ardından adli süreçler titizlikle takip edilmiş, yargı makamlarının verdiği karar doğrultusunda bu kıymetli eser, uzun yıllar güvenli koşullarda muhafaza edilmiştir." dedi.

Yürütülen hukuki süreçlerin tamamlanması ve Fener Rum Patrikhanesi ile sağlanan yapıcı diyalog neticesinde, suç sonucu yerinden edilen bu eserin ait olduğu yere tesliminin memnuniyetini yaşadıklarını dile getiren Bakan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu teslim, bir eserin yerine dönmesi, kültürel bir hafızanın tamamlanması olduğu kadar hukukun, saygının ve ortak değerlerimizin de somut bir tezahürüdür. Benzer bir süreci daha önce de yaşamıştık. 2021'de Çanakkale Gökçeada'daki kiliselerden çalınan 12 ikonanın Troya Müzesi'nde düzenlenen törenle İstanbul Fener Rum Patrikliğine teslim edilmesi, söz konusu yaklaşımımızın yine önemli bir örneğidir. Ben, melek figürüne dair 2004'te başlayan sürecin bugüne, bu güzel sonuca ulaşmasında emeği olan tüm kurumlarımıza, bilim insanlarımıza, uzmanlarımıza ve çalışma arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum."

UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİ'NDEKİ VARLIK SAYISI 22'YE YÜKSELDİ

Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 219 müze ile 147 ören yerinin, geçen yıl itibarıyla 33 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırladığını söyledi.

"Bu güçlü yükseliş, kültürel mirasımıza duyulan ilginin ve sahiplenmenin her geçen gün daha da arttığını açıkça ortaya koymaktadır." diyen Ersoy, şöyle konuştu:

"Uluslararası alanda gerçekleştirdiğimiz sergilerle, bu toprakların hafızasını dünyayla da paylaşmaya devam ettik. Özellikle Roma'da, Kolezyum'da düzenlenen Göbeklitepe Sergisi, milyonlarca ziyaretçiye ulaşarak büyük bir ilgi görmüştür. Göbeklitepe ve Taş Tepeler anlatısını Berlin'e de taşıdık ve 'Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam' başlığıyla, Avrupa'nın önemli kültür merkezlerinden birinde yeniden uluslararası kamuoyuyla buluşturduk. Taş Tepeler temalı yeni sergiler düzenlemek üzere farklı ülkelerle görüşmelerimizi sürdürüyoruz."

Şanlıurfa merkezli olarak Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç ve Sefertepe gibi önemli yerleşimleri barındıran "Taş Tepeler Kazı Projesi"nin, Türk arkeolojisinin en kapsamlı girişimlerinden biri olduğuna dikkati çeken Bakan Ersoy, "5 yıl içinde 12 ayrı arkeolojik alanda sürdürülen çalışmalar, 15'i Türk ve 21'i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurumun katılımıyla uluslararası bilimsel işbirliği ağına dönüşmüş, 2025 yılı itibarıyla 219 bilim insanı ve araştırmacının katkısıyla yürütülmüştür." dedi.

Mehmet Nuri Ersoy, geçen yıl Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri'nin de kaydedilmesiyle UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki varlıkların sayısının 22'ye yükseldiğini, Dünya Mirası Geçici Listesi'nde ise bu sayının 79 olduğunu söyledi.

ERSOY'DAN 800 ARKEOLOJİK FAALİYET HEDEFİ AÇIKLAMASI

Bakan Ersoy, 2023'te başlattıkları "Geleceğe Miras" Projesi'ne ilişkin, "Bu proje, bütün yabancı kazılara Türk bilim insanlarından birer koordinatör görevlendirdiğimiz, bir millileşme ve arkeoloji tarihimizin en kapsamlı kazı, restorasyon, inşa ve ihya hareketidir." dedi.

Ersoy, şunları kaydetti:

"2019'da kazı sürelerinin 12 aya çıkarılmasıyla başlayıp yabancı kazıların da bu kapsama alınmasıyla devam ettirdiğimiz süreci, 'Geleceğe Miras' ile zirveye taşıdığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. 60 yılda yapılanlara eş değer işi 4 yılda gerçekleştirme kararlılığıyla yürüttüğümüz bu son derece yoğun, çok başlıklı, çok kapsamlı mesai ile Türk arkeolojisinin altın çağını başlattık. Bugün geldiğimiz noktada 65 ilde 255 kazı çalışması yürütülmektedir. Kurtarma kazıları, sondajlar ve yüzey araştırmalarıyla birlikte değerlendirildiğinde ise ülkemiz genelinde 2025 yılında toplam 776 noktada arkeolojik faaliyet sürdürülmüştür. Bu yıl ise ülke çapında toplam arkeolojik faaliyet sayısının 800'e ulaşacağını öngörüyoruz."

Geçen yıl itibarıyla 15 binin üzerinde eserin müzelere kazandırıldığını belirten Ersoy, "Geleceğe Miras Projesi, aynı zamanda güçlü bir lojistik ve finansman modeliyle desteklenmektedir. Projenin başlangıcından bugüne kadar toplam destek yaklaşık 7,5 milyar liraya ulaşmıştır. Bu yatırımlar, arkeolojiyi istihdam yaratan, yerel kalkınmayı destekleyen ve turizme doğrudan katkı sağlayan stratejik bir alana dönüştürmüştür." ifadelerini kullandı.

Gece müzeciliği uygulamasıyla tarihi mekanların gece de yaşayan alanlara dönüştürüldüğü ve geçen yıl 27 noktada 600 bin ziyaretçiye ulaştıkları bilgisini veren Bakan Ersoy, kazı alanlarının korunması ve ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesi amacıyla Side, Efes, Hierapolis ve Karahantepe başta olmak üzere birçok bölgede restorasyon, çevre düzenleme ve ziyaretçi merkezi çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

TÜRK-İSLAM DÖNEMİ MEZAR TAŞLARI VE KİTABELERİ İÇİN ULUSAL ENVANTER PROJESİ

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk-İslam dönemine ait kazı, yüzey araştırması ve su altı çalışmalarının da sürdürüldüğüne işaret ederek, "2024'te başlattığımız 'Türk-İslam Dönemi Mezar Taşları ve Kitabeleri Ulusal Envanter Projesi' kapsamında da tespit, belgeleme ve envanter çalışmaları, Tokat, Denizli, İstanbul ve Diyarbakır'da başlamıştır. Önümüzdeki süreçte bu çalışmaları ülke geneline yaymayı hedefliyoruz. Atılan bütün bu adımlar, Anadolu'nun hem kadim geçmişine hem yakın tarihine aynı bütüncül bakış açısıyla sahip çıktığımızın açık bir göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Kültür varlıklarının restorasyonunun bilimsel ve titiz bir anlayışla yürütüldüğünü vurgulayan Ersoy, Kız Kulesi, Galata Kulesi ve Rami Kütüphanesi gibi önemli yapıların yanı sıra türbeler, konaklar ve Milli Mücadele'ye ait mekanların restore edilerek müze işlevi kazandırıldığını, İstanbul Arkeoloji Müzeleri başta olmak üzere müzelerde yapılan çalışmalarla da ziyaretçilere dünya standartlarında deneyim sunulduğunu söyledi.

Ersoy, Ani Katedrali, Alahan Manastırı ve Diyarbakır Surları gibi anıtsal yapılarda yürütülen restorasyonlarla kültürel mirasın özgünlüğü korunarak geleceğe aktarıldığını ifade ederek, 6 Şubat depremlerinin ardından özellikle Hatay, Gaziantep ve Diyarbakır'da hasar gören varlıkların yeniden ayağa kaldırıldığını, ayrıca sokak sağlıklaştırma, müze dönüşümleri ve Haydarpaşa Garı ile Sirkeci Garı projeleri dahil geniş kapsamlı çalışmalar için 2018'den bu yana 60 milyar lirayı aşan yatırım yaptıklarını bildirdi.

ERSOY'DAN KÜLTÜREL MİRAS KAÇAKÇILIĞINA KARŞI KARARLILIK MESAJI

Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye'nin kültürel mirasını koruma ve kaçırılan eserleri geri getirme konusunda hem ulusal hem uluslararası ölçekte güçlü mücadele yürütüldüğünün altını çizdi.

Kültür varlıklarının korunmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Ersoy, "Selimiye Camii'nden Sümela Manastırı'na, Ayasofya-i Kebir Camii'nden Aziz Nikolaos Kilisesi'ne kadar şehir şehir bütün kültür varlıklarımızın geleceğe taşınması için mücadele veriyoruz." dedi.

Ersoy, kültür varlığı kaçakçılığının en büyük tehditlerden biri olduğuna işaret ederek, bu suçla mücadelede uluslararası işbirliklerinin kritik rol oynadığını söyledi ve "Bu topraklardan koparılan her bir eserin izini sürüyor, onları ait oldukları coğrafyayla yeniden buluşturmak için uluslararası alanda güçlü bir mücadele yürütüyoruz." diye konuştu.

Türkiye'nin artık bu alanda sadece kendi mirasını koruyan değil aynı zamanda uluslararası düzeyde yön veren aktör konumuna geldiğine dikkati çeken Bakan Ersoy, 2020'de kurumsal yapının güçlendirilmesiyle mücadelede önemli ilerleme sağlandığını vurguladı.

Bakanlık olarak bilimsel analiz, arşiv çalışmaları, hukuk ve diplomasiyi birlikte kullandıklarını kaydeden Ersoy, İnterpol ve UNESCO başta olmak üzere birçok kurumla işbirliği içinde hareket ettiklerini söyledi.

Ersoy, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Güçlü işbirlikleri sayesinde yalnızca geçmişte kaçırılmış eserlerin iadesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yeni kaçakçılık faaliyetlerinin önüne geçecek önleyici mekanizmaları da güçlendiriyoruz. Bu kararlı yaklaşımın en somut sonuçlarından biri, ülkemize kazandırdığımız eserlerdir. 2002'den günümüze kadar yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde 13 bin 451 kültür varlığını yeniden ülkemize kazandırdık. Bu başarı asla bir tesadüf değildir. Ortaya koyduğumuz bilimsel titizlik, güçlü diplomasi ve uluslararası işbirliklerinin ortak sonucudur."

Son yıllardaki en dikkat çekici iade süreçlerinden birinin Marcus Aurelius heykeli olduğunu anlatan Ersoy, bu eserin bilimsel ve hukuki süreçler sonucunda Türkiye'ye getirildiğini belirtti.

Ersoy, kaçakçılıkla mücadelenin sadece uluslararası alanda değil ülke içinde de sürdüğünü vurgulayarak, 2020-2025 döneminde 1 milyon 300 bini aşkın kültür varlığı ve objenin ele geçirilerek müzelere kazandırıldığını bildirdi.

Dijital alanda da etkin mücadele yürütüldüğünü söyleyen Bakan Ersoy, yapay zeka destekli sistemlerle yasa dışı satışların takip edildiğini vurguladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yapay zeka destekli 'TraceArt' sistemi ile Türkiye kökenli kültür varlıklarını küresel ölçekte de izlediğimizi vurgulamak isterim. Çevrim içi platformlar, müzayede siteleri ve sosyal medya kanalları düzenli olarak izlenmekte, yasa dışı faaliyetlere anında müdahale edilmektedir. 2023'te başlattığımız 'Tarihi Eserlerin Güvenliği İçin Kimliklendirme Projesi' kapsamında Bakanlığımız envanterinde bulunan 600 binden fazla eser de kimyasal işaretleme yöntemiyle güvence altına alınmıştır. Yapay zeka algoritmalarıyla oluşturulmuş, DNA benzeri izler içeren, kopyalanamayan ve gözle görülemeyen özel bir teknoloji kullanıyoruz. Bu sayede güvenlik ve sahtecilikle mücadelede önemli bir eşik aşılmıştır."

Konuşmasının ardından Bakan Ersoy, "Melek heykeli"ni Fener Rum Patriği 1. Bartholomeos adına Episkopos Paisios'a teslim etti.

  • kültürel miras
  • Mehmet Nuri Ersoy
  • melek heykeli
  • Fener Rum Patrikhanesi
  • arkeoloji